2 Aralık 1851 tarihinde Fransa’da Napoleon Bonaparte’ın yeğeni olan Louis Bonapart meclisi ve anayasayı askıya alarak bir askeri darbe yapmıştır. L.Bonaparte 10 Aralık 1848’de yapılan bir referandumla cumhurbaşkanı seçilmiş olmasına rağmen Mayıs 1852’de yeniden seçilme şansı olmadığından döneminin sona ereceğinin farkındaydı. Louis Bonaparte Fransa’daki cumhuriyet rejimini kendisine uzun süreli bir saltanat imkanı yaratmak üzere askıya alarak darbeyi gerçekleştirmiştir.Marx’ın L.Bonaparte’ın 18 Brumer’inde ifade ettiği gibi; tarihte bir olay ilkinde trajedi ikincisinde ise komedi olarak yaşanır ve L.Bonaparte’nın darbesini meşru kılmak için yaptıkları da tamamen bir komedidir ve Napoleon Bonaparte’nın komik bir kopyasıdır. Fransa’da dönemin çalkantılı siyasal hareketleri ve cumhuriyet rejiminin mahiyeti incelenecek olursa, Şubat 1848 parlementer cumhuriyet rejiminin zaten çeşitli toplum kesimleri tarafından kapsamlı ve bilinçli bir mücadele ile değil, onların egemen güç kesimleri arasındaki çekişmelere taraf olması sayesinde kazanılmıştı ve tüm kazanımlar yine egemen güçler arasındaki çatışmaların sonucunda bir hükümet darbesiyle ortadan kaldırılmıştı. Şubat devriminin kazanımları bir Bonapart tarafından kolayca yok edilebilmişti.
Darbeye zemin hazırlayan Bonaparte, kendisine yakın bulduğu binlerce baldırı çıplak sokak serserisini 10 Aralık Derneğine toplamıştı. Bu sersesilerden oluşan özel birlikler tren vagonlarına doluşup Bonaparte’ın gezilerinde gittiği yerlere ulaşıyor, ona hemen bir karşılayıcı ve dinleyici kalabalığı topluyor ve halk Bonaparte’a büyük bir sevgi gösteriyormuş gibi, kalabalığın tezahüratını topluyordu. Resmi polisin koruması altındaki bu birlikler, gittikleri her bölgede farklı görevler üstleniyorlar ve Paris’e döndüklerinde ise Bonaparte’a karşı düzenlenen gösterileri şiddet kullanarak önlemek ya da dağıtmakla görevliydiler.
Bonaparte, Burjuva – Proleterya arasındaki çatışmayı, Cumhurbaşkanlığı makamının ona sağladığı yetkileri ve ordunun gücünü tamamen imparator olmak için kullanmıştır. Toplumdaki kaosu ortadan kaldırıp daha çok özgürlük getireceği propagandasıyla iktidara yürüyen bu diktatörün saltanat dönemi, gerçekte baskının, polis ve asker devleti uygulamalarının egemen kılındığı bir dönem olmuştur.
L. Bonaparte hırsına ve açgözlülüğüne yenildi, egemenliğini daha genişletmek amacıyla ülkesini Prusya ile savaşa soktu fakat savaşta mağlup olup teslim oldu 4 Eylül 1870’de imparatorluktan indirilerek Fransa’da yeniden cumhuriyet ilan edildi.
Yaklaşık 150 yıl önce Fransa’da yaşanan bu acı tecrübeler nihayetinde son bulmuş günümüzde Fransa demokrasinin kalesi olarak gösterilen ülkelerden biri haline gelmiştir.
Peki ülkemin darbecilerinin Bonaparte’tan ne farkı var?
Ülkemin darbe yanlısı muhterem insanları, kendi gibi düşünmeyen insanlara karşı hoşgörüsüz ve bağnaz değiller mi? Her defasında demokrasiyle bağdaşmayan uygulamaları destekleyen, askeri göreve çağıran, kendi gibi düşünen yargıçlardan medet uman, AKP ve DTP kapatılsın yoksa darbe olsun diyen zat-ı şahanelerin Bonaparte’tan ne farkları var.
Memleketin seçkinleri olduklarını düşünen ülkemin darbeci kesimi; genellikle iyi okullardan mezun olmuş, toplumun genelinden üstün oldukları iltifatıyla yetişen, gerçekte hem tarih hem de siyaset alanında inanılması güç bir yüzeysellik ve bilgisizlik içinde olan, aynı düşünce kulüplerinden gelen, etnik ve dinsel kategorilere ilişkin yaklaşımları birbirinin aynı olan ve sadece kendilerinin vatansever olduklarını düşünen ve üstelik vatanseverliği orduya ve silaha tapınmak zanneden bir kısım yurttaştan oluşmaktadır.
Bu cumhuriyetçi seçkinler kendilerini sistemin ve rejimin sahibi ve garantörü olarak görüyorlar ve öyle kalması içinde ellerinden geleni yapıyorlar. Gerekirse demokratik sürecin önünü yargı yoluyla kesip erken seçime zorluyorlar ve seçim sonuçlarını beğenmeyince de gömdüğü mayını çıkaramayan ordunun arkasına sığınıyorlar.
Nedense beğenmedikleri cahil, örümcek kafalı, kaba, eğitimsiz veya ikinci sınıf diploma sahibi kişilerin kamusal yaşamı onlarla eşit bir biçimde paylaşmasını istemiyorlar. Fakat bu insanlara karşı siyasette ve piyasada rekabet edemeyip kaybediyorlar; kaybettikçe de tekrar askerin arkasına saklanmaya çalışıyorlar.
Darbeden başka bir çaremiz kalmamıştır diyen bu zihniyet darbeyi meşru kılabilmek içinde Bonaparte’ın yöntemlerini kullanıyorlar. Ülkenin dört bir yanından topladıkları baldırı çıplak darbecileri meydanlara toplayıp dinleyici kalabalığı oluşturuyorlar. Sonrada bakın tüm Türkiye bizim gibi düşünüyor yalanlarını sıralıyorlar.
Kendi siyasal ve ideolojik duruşlarını sosyal demokrasi olarak ifade eden bu cumhuriyetçi seçkinler aslında demokrasiyi içselleştirmedikleri gibi gerçek anlamda laiklik nedir sorusunu da yanıtlayamıyorlar. Okumayan ve kendi toplumsal gerçekliğinden bihaber olan bu kitle için önemli olan özgürlük ve demokrasi değil üstünlük ve ayrıcalıklarının devam etmesi.
Ayrıcalıklı konumlarını kaybetme korkusuyla etrafa saldıran bu insanlar gerekirse devletin ideolojik aygıtlarını kendi menfaatleri yönünde kullanmak istiyorlar. Çünkü Eşitlik ve özgürlük üzerine kurulu bir sistemin, rakiplerini iktidar mücadelesinde daha avantajlı kıldığını hesap ediyorlar. Toplumda elde ettikleri ayrıcalıklı pozisyonlarının devamı için de her türlü hukuk dışı ve anti-demokratik yöntemleri kullanıyorlar.
Fransa’da Bonapart dönemi sona erdi ama Türkiye’deki Bonapartların iktidar hırsları hiç ama hiç eksilmedi. Bonapart çözümlemesi farklı dönemlerde ve farklı coğrafyalarda ortaya çıkmış iktidar hırsını ve yaratılan hegemonyayı örneklemesi açısından önemlidir. Bizim açımızdan önemli olan bir diğer gerçeklik ise demokrasi sürecinde elde ettiğimiz kazanımların bir Bonapart tarafından yok edilmemesi gerektiği gerçeğidir.
Mehmet Ali Özel
Etiketler:




Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...