mustafaerdoganSosyal ve siyasal teoride yaygın olan görüşe göre, devlet zaman ve mekân açısından evrensel bir olgu olup, toplumsal işbirliğinin gelişmesi ve yöneten-yönetilen ayrışmasına bağlı olarak toplumda merkezi bir otoritenin ortaya çıkmasının bir sonucu olarak doğmuştur. Daha az yaygın -ve kanaatimce doğru- olan ikinci görüşe göre, bugün bildiğimiz şekliyle devlet en fazla beş asırlık tarihi olan, modern zamanlara özgü bir siyasi formasyondur. Kadim site yönetimleri, Rönesans’ın şehir cumhuriyetleri, feodalite ve imparatorluklar gibi modernlik öncesi siyasi formasyonların hiç birisi modern devlete benzemiyordu. Öte yandan farklı ideolojik eğilimlerdeki birçok düşünür devletin ortaya çıkışını toplumsal sürecin doğal bir sonucu olarak değil fakat fetihçiliğin ve savaşın bir sonucu olduğu görüşündedirler.

İşte ulus-devlet modern devletin son iki yüzyılda aldığı şeklin adıdır ve özünü de devletle ulusun özdeşleşmesi veya kaynaşması oluşturmaktadır. O kadar ki, bugün “ulus” ile “devlet” çok kere birbirinin yerine kullanılan kavramlar durumundadır. Meselâ, “Birleşmiş Milletler” teşkilâtı, adının düşündürdüğünün aksine, aslında “ulus”ların değil devletlerin oluşturduğu bir birliktir. Kaynağını oluşturan modern devlet gibi ulus-devlet de bir Avrupa buluşudur ama zamanla bütün dünyada siyasi örgütlenmenin tipik modeli haline gelmiştir. İster üniter isterse federal yapıda olsunlar, günümüzde modern devletlerin çoğu ulus-devlet şeklinde örgütlenmişlerdir. Şu da var ki, ulus-devlet birçoklarınca sadece verili bir durum olarak değil, fakat aynı zamanda siyasi örgütlenmenin en “ileri”, neredeyse ideal modeli durumundadır. Türkiye’de ise ulus-devlet sevgisi hem sağ hem sol cenahta tapınma düzeyine varmıştır.

Devamını oku...

beratozipekDoktorun ciğeri yasakladığı bir kedi düşünün.  Her gün “bir daha ciğer yemeyeceğim” diyor ama kokusunu alınca heyecanlanıyor, görünce bütün diyeti bozuyor. CHP de onun gibi, postal sesi duyunca dağılıyor.

Her darbe ve muhtıraya olay anında destek veriyor, sonra “o gün şartlar farklıydı”, “alkollüydüm” veya “ben onu kocam sandıydım” türünden mazeretler üretiyor.

Toplum da mazoşist olmadığı için onu affetmiyor.

İşte bu yüzden AK Parti askerle kavga ediyor, dayağı CHP yiyor.

Devamını oku...

mustafaerdoganHükümet sözcüleri her fırsatta “Demokratik Açılım”ın devam ettiğini söyleye dursunlar, bütün gelişmeler durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Maalesef, hükümet bu meselede halâ “güvenlikçi” bakış açısını terk etmemekte ısrarlı. Cumhurbaşkanı bile, meseleyi “devletin PKK’dan daha güçlü olduğunu gösterme” yaklaşımı içinde algıladığının işaretini veriyor. Öbür tarafta BDP ve PKK da barışçı çözüme katkı yapmaya istekli görünmüyor.

Başbakanın muhalefet partileriyle görüşme gündemine BDP’yi dahil etmemesi, Kürt meselesini Kürt siyasi hareketini dışlayarak “çözme” arayışının bir göstergesidir. Bizim gazetede Perşembe günü çıkan “PKK içten çözülecek” başlıklı haber de hükümetin meseleyi hala esas olarak “terörist örgüte diz çöktürme” anlayışı içinde ele aldığının tipik bir işareti.

Devamını oku...

konuk_yazar

Müslüm ÜZÜLMEZ

http://www.uzulmez.info/muslum/

Prof. Dr. Halet Çambel ve Prof. Dr. Robert J. Braidwood tarafından İstanbul ve Chicago Üniversiteleri ortak araştırma projesi olarak Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında Diyarbakır ili Ergani ilçesi Hilar köyü Çayönü tepesinde (Qorte Ber Çem'de) kazılara başlandı. Çok geniş ve kapsamlı olan bu projeye yurt içi ve yurt dışından birçok bilimsel kurum ve önemli bilim insanları katıldı. Yapılan bu çalışmalar ve kazılar sonucu çok sayıda buluntu elde edildi. Buluntuların bir kısmı Diyarbakır'da Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmekte, bir kısmı da koruma altına alınmıştır.

Arkeoloji Müzesi'nde Neolitik Çağ'dan itibaren Eski Tunç, Urartu, Asur, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı devirlerine ait eserler kronolojik olarak sergilenmektedir. Çoğunluğu Artuklu döneminden olan değişik devirlerden sikkeler ile yöresel etnografik nitelikli eserler de sergilenmektedir.

Devamını oku...

mustafaerdoganModern toplumsal-siyasal düşüncenin odağında devlet yer alır. Bugün bildiğimiz şekliyle devlet, tarihin daha önceki dönemlerinde örneği bulunmayan, modern zamanlara özgü bir olgudur. Dahası, modern zihin devletsiz bir insani varoluşu tasavvur bile edemez. Modernliğin tanrısı devlettir.

Gerçi, devleti ve devletçiliği kutsayan modern anlayışa itiraz edenler yok değildir. Söz gelişi, liberal fikriyatın 20. yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden Ludwig von MisesKadir-i Mutlak Devlet” adlı kitabında şöyle yazmıştı: “Devlet tarih boyunca sık sık kötülük ve musibetin ana kaynağı olmuştur.” Mises aynı eserde “devletçilik”i ise “devlete vatandaşlara rehberlik etme ve onları vesayet altında tutma görevi veren” düşünce olarak tanımlamıştı.

Devamını oku...