| Var mısın Yok musun? |
| Yazan Erkan Yılmaz | |
| Pazar, 02 Aralık 2007 | |
|
”Var mısın yok musun?” Adı yarışma, ancak baktım baktım yarış bunun neresinde çözemedim. Acun Ilıcalı “product” ‘ı bir iş yine. Yurtdışından “kopi pest” usülüyle devşirilmiş bir yarışma. Bilmeyen görmeyeneniz vardır yarışmayı. Ya da halkı olarak görüp direk zaplayanlarınız. Ben üşenmedim izledim, ama özetlemeye üşeniyor ve acunmedya.com’dan yarışmanın açıklamasını “kopi pest” ediyorum sizler için. Adı yarışma, ancak baktım baktım yarış bunun neresinde çözemedim. Acun Ilıcalı “product” ‘ı bir iş yine. Yurtdışından “kopi pest” usülüyle devşirilmiş bir yarışma. Bilmeyen görmeyeneniz vardır yarışmayı. Ya da halkı olarak görüp direk zaplayanlarınız. Ben üşenmedim izledim, ama özetlemeye üşeniyor ve acunmedya.com’dan yarışmanın açıklamasını “kopi pest” ediyorum sizler için. “Var mısın Yok musun da yarışmacı içinde en küçükten en büyüğe farklı miktarlarda ödüller bulunan 20 kutu ile karşı karşıya kalıyor. Bu 20 kutudan sadece bir tanesini elinde tutuyor, geri kalan 19 kutu ise gelecek bölümlerde yarışmacı olan arkadaşlarının elinde duruyor. Yarışmacı oyuna başlarken ne kendi elindeki kutunun ne de diğerlerinin içinde ne olduğunu bilmiyor. Yarışmacının amacı kendi kutusunda oyunun sonunda kazanacağı ödülün ne olduğunu tahmin edip, banka ile pazarlık ederek kazanacağı ödülü maximuma çıkarmak. Yarışmacı, birer birer kendi kutusu dışındaki kutuları seçerek açtırmaya başlıyor . Kutular açıldıkça yarışmacı, açılan kutunun içindeki ödülü kazanma şansını kaybediyor, ama kendi kutusunda ne ödül olabileceğini tahmin şansı artıyor. İlk 6 kutu açıldıktan sonra banka devreye giriyor. Aynı yarışmacı gibi açılan ve kalan kutuları izlemekte olan bankanın amacı yarışmacı ile sıkı bir pazarlığa girmek. Banka da yarışmacının elindeki kutuda ne olduğunu tahmin ederek, yarışmacıya kutusuna karşılık bir miktar para teklif ediyor. Yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü almakta veya almayarak kutuları açmaya devam etmekte serbest. Açılmakta olan kutuları izleyen bankanın teklifi, yarışmacının kazanma ihtimali arttıkça artıyor. En sonunda yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü alarak oyunu bırakıyor veya kendi kutusundaki ödülü kazanıyor. Tabi kendi kutusundaki ödül bankanın teklifinden çok daha büyük veya daha düşük olabilir.” Yani hadise kutu açma hadisesi. Fakat o da ne? Ağlayanlar, sızlayanlar mı ararsınız, babasını telefonla arayıp destek arayanlar mı ararsınız… Kutuyu elleyip hissetmeye çalışıyorlar düşünebiliyor musunuz? 20 kişi elele tutuşup gözleri kapatıp ayin yaparmış gibi gözler kapalı konstantre olup rating artırıcı gerilimler yaıyorlar stüdyoda. Yarışmacılar bir aile olmuşlar, birbirleri için ağlıyorlar falan. Kendi kendime bir duygusuz odun kompleksine kapılmam an meselesi haline geldi. Bir duygusallaşmayan ben kalmıştım ne de olsa. Sonra düşündüm iyice ve gördüm ki ortada kutular var, 150.000 YTL var ve açması kapaması toplasan 10 dakika sürecekken, saatlerce açılamayan kutular var. Sorunun bende olmadığına karar kıldım. Bir bölümünü seyrettim yarışmanın. Normalde tek kişi yarışıyorsun ama ikizler bir arada katılmışlar, o bölüme denk geldim. İkizlerden birisi babasını aradı. Aramadan önce “hayatımızdaki bütün önemli kararlarda babamızın desteği vardı” diyordu. Babasını ararken ağlıyordu genç adam. Baba ne yapayım devam edelim mi diye sordu. Babası da “en iyisini siz bilirsiniz oğlum, ne olursa olsun arkanızdayım” diye cevap vermez mi? Bu cümleyi eden birisi “eliniz boş dönerseniz, kafanızı kırarım ona göre ha” da diyebilirdi. Evet adı yarışma. Ama ortada bir yarışma yok. Yüzde yüz şansa dayalı bir oyun. Belli ki ratingler iyi, başlarda akşam üstü yayınlanırken, hemen prime time diye tabir edilen vakte kaydırılmış yayın. Ne edeyim, ne diyeyim bilemedim. Sadece eğlence içeren yarışmaları anlayabiliyorum ama ne yalan söyleyeyim sadece gerilim içeren bir yarışmayı izlemenin mantığını anlayamıyorum. Gidişat güzel değil dostlar. Hakkımızda hayırlısı. |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 19 Ağustos 2008 ) |







































