| Uğurlar Olsun İnsanlık |
| Yazan İshak Furkan | |
| Perşembe, 22 Kasım 2007 | |
|
21 Kasım 2004 tarihinde ise Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz terörist oldukları ve polisle çatıştıkları gerekçesiyle polisler tarafından öldürülmüştür.2004 yılında yaşanan bu olay insan haklarının, yaşama hürriyetinin olduğu bir toplumda olmuş olsaydı tüm toplum tepki verirdi.Ancak bizim ülkemizde böyle bir olayın varlığını bilen insan sayısı yok denecek kadar az.Devletin güvenlik görevlileri normal şartlar altında terörist ile mücadele edecek ve gerekirse silahını kullanacaktır. Uğur Kaymaz olayı öncelikle iki terörist polisle çatışırken vuruldu diyerek duyuruldu ama olay araştırıldıkça olayın çatışma değil de bir infaz olduğu anlaşılmaya başlandı.Çünkü Uğur Kaymaz’ın vücudundan çıkan on üç kurşunun dokuzu 50 cm gibi çok yakın bir mesafeden vücuda girmişti, yapılan otopsiden çıkan sonuç buydu.TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun bu olayla ilgili hazırladığı raporda, Uğur’un ve babasının suçsuz olduğu olayın olduğu yerde çatışma izine rastlanılmadığı belirtilmiştir.Uğur Kaymaz ve babasının polisin teslim olun ihtarına uymadıkları ve kamyonlarını siper ederek polisle çatıştıkları iddia ediliyordu ancak siper olarak kullanılan kamyonda bir tane bile kurşun izinin olmaması ve otopsi sonuçları iki masum insanın sokak ortasında infaz edildiklerini kanıtlıyordu. Uğur Kaymaz ve babasının sokak ortasında, onları korumakla görevli kişiler tarafından infaz edilmesinin üzerinden üç yıl geçti.Bu olayı ilk duyduğumda 12 yaşında bir çocuğun 13 kurşun hak edecek kadar suçlu olamayacağını düşündüm.Suçlu olsalar bile polisin görevi onları öldürmek değil, adalete teslim etmek olmalıydı.Ama bu hukukun olduğu, insan haklarının önemsendiği ülkeler için geçerli tabi.Hukukun olmadığı ülkelerde silaha sahip olanlar kendi adalet anlayışları ile hesap görürler. Sokak ortasında bir çocuk babası ile birlikte öldürüldü ama bu olay ülkemizde haber değeri bile taşımadı.Genellikle savaş çığırtkanlığı, kimin eli kimin kalçasında tarzı haberlere yer veren medya bu olaya yer vermedi.İnsan gerçeğine kapalı olmayan birkaç demokrat kalem dışında bu olay haber değeri taşımadı gazetelerde, televizyonlar ise başlı başına bir olay zaten.Köpek güzellik yarışmalarına on beş dakika ayıran ana haber bültenleri Uğur Kaymaz için saniyeleri ayırmakta baya zorlanmıştı. Mardin ve Van’da farklı tarihlerde yaşanan bu iki olayın benzer yönleri var.Tarih tekerrürden ibarettir sözünü doğrularcasına iki olayın sorumluları hak ettikleri şekilde bir muamele görmemişlerdir. Mustafa Muğlalı yaptıklarından dolayı önce idam cezası almış, ancak karar bozulduğu için ikinci yargılama sonuçlanmadan cezaevinde ölmüştür.33 Kürt köylüsünü öldüren bu generalin adı 2004 yılında kurşuna dizdiği Kürtlerin memleketi Özalp’te bir kışlaya verilmiş ve ismi katlettiği o Kürtlerin memleketinde ölümsüzleştirilmiştir.Bana göre bir yere bir kişinin isminin verilmesi için o kişinin kendi toplumuna ve insanlığa faydalı işler yapan birisi olması gereklidir.Bu general tarihe geçecek bir iş yapmıştır ama yaptıkları tarihin kara sayfalarında yer alabilecek eylemlerdir.Mustafa Muğlalı’nın ismi bir kışlaya verilmiştir ama onun öncesinde de genelkurmay bahçesine heykeli dikilmiştir. Uğur Kaymaz ve babasını sokak ortasında yargısız infazla katleden polisler önce açığa alınmışlar ancak dava sonucunda polisler serbest kalmış, görevlerine dönmüşlerdir.Hatta bu olayda açığa alınan Mardin Emniyet Müdür Yardımcısı Kemal Dönmez birinci sınıf emniyet müdürlüğüne terfi etmiştir.Biri 1943 diğeri 2004 yılında gerçekleşen bu iki olayın sorumluları ceza almadıkları gibi ödüllendirilmiş, devlet katillere sahip çıkmıştır.Belki ilerleyen yıllarda bu polislerin isimleri bazı sokaklara caddelere verilirde onurlandırılırlar.Mustafa Muğlalı’nın ismini Özalp’te ölümsüzleştiren zihniyet, bu polislerin isminide Uğur’un öldürüldüğü alana verir belki.Şimdi merak ettiğim 2005 yılının Kasım ayında Şemdinli’de halkın üzerine bomba atarken yakalanan iki askerin ismi ilerde nereye verilecek.Belki onlarında Şemdinli’de bomba attıkları yerde heykelleri dikilir. Uğur Kaymaz’ın seçme imkanı olsaydı öldürülmeyeceği bir coğrafyada dünyaya gelirdi.Belki onu öldürenler Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi doğduğu yer yüzünden kavgacı sandılar onu, büyüyünce terörist olur en iyisi şimdiden öldürelim dediler kendilerince.Kürt Sorunu ile ilgili konuşmaktan, yazmaktan çok rahatsız oluyorum.Modern dünyanın hayvanlara verdiği hakları, biz insanlarımıza veremiyoruz.Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki kurşunların hedefi çocuklar oluyor.Ahmed Arif’e 33 Kurşun’u yazdıran devlet bizlere de bu tarz yazılar yazdırıyor Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Bu Yaziyi Tuttum!
Kaydet/Paylas
Bunu Email'lemem Lazim!
Hit: 642 Trekbek(0)
Yorum Ekle!
Etiketler: 33 kurşun ahmed arif özalp mardin türk polisi hukuk kürt sorunu şemdinli savaş çığırtkanlığı yılmaz erdoğan dava van yaşama hürriyeti tbmm insan hakları komisyonu |







































