LiberAlem

kapak180

Kritize Yazarları

Ahmet İhsan Kaya
18.12.2009
Katsayı Krizi ve Türkiye'de Yargı Problemi

İshak Koçer
22.01.2010
Ölmeniz Gerekiyordu

Erdoğan Yılmaz
08.08.2009
Fazıl Say Reloaded

Said Bahadır
20.08.2009
Faiz Üzerine: Tanımlar ve Sorular

Özkan Genç
29.01.2010
23 Ocak ve Ninelerimizin Komşuları

Burak Başkan
11.03.2010

İbrahim N. Ayyıldız
04.02.2010
Piyasa Ekonomisi ve Tercih Faktörü

Mahmut Kaya
08.08.2009
Tek Başına Demokrasi Yeter Mi?

Öner Bulut
19.02.2010
Yine Yargı, Yine Kriz

Ebuzer Irkıçatal
26.01.2010
Laissez Faire, Laissez Fumer

Konuk Yazar
11.03.2010
Şirin Bir Köy, Şirin Bir Adam


Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

said-bahadirBelirli bir süredir, iktisadi eylemlerin vazgeçilmez unsurundan birisi olan “faiz” kavramı hakkında okumalar yapıyorum. Ekonomi ile, iktisat ile aram çok sıkı fıkı olmasa da, faiz kavramı, daha fakültemin ikinci senesi okutulan “Genel Ekonomi” derslerinden beri ilgilimi çekmiştir.  (O dersi de ikinci alışta zor geçmiştik) Sonraki dönemlerde yok mühendislik ekonomisi, yok finans,yok para-banka, yok yatırım vs. her yerde faiz kavramını bir şekilde ele aldık, hesaplara kattık. Faizin bu kadar önemli, bu kadar vazgeçilmez bir kavram olmasından dolayı, gündelik yaşantımızda arkadaşlarla yaptığımız sohbetlerde, tartışmalarda da hep gündemimizde oldu. Ne yazık ki, şahsım dahil birçok kimsenin temel bir kavram olmasına karşın faiz hakkında yeterli derecede bilgi sahibi olmadığını gözlemledim. Özellikle dini anlamda “faiz”, tartış tartış ucu bucağı gelmeyen bir konu ve faizi tartışırken dini anlamından ayrı bir kavram olarak ele almak imkansız. Bu doğrultuda faiz kavramını dini çerçevede ele alan basit ve açıklayıcı bir yazı yazma ve faizle ilgili, dini konularda ihtisas sahibi insanlara kimi sorular sorma isteği hasıl oldu bünyede.

Devamını oku...

said-bahadirAKP’nin Türkiye’nin şu anki siyasal yelpazesi içerisinde, sağ kanadın tam merkezinde durduğundan ve gerek şu an parlamentoda gerek yerel yönetimler bazında, en büyük parti olduğundan hiç kimsenin şüphesi yok sanırım.  Bu yelpazede, biraz daha sağa gidildiğinde MHP'ye rastlanılmakta. Sol tarafta ise nelerin döndüğünden değil halkın, kendilerine sol diyen yahut gerçekten sol olan partilerin yöneticilerinin bile haberi yok. Sahi bir de ne idüğü belirsiz bir parti olan ve söz konusu siyasal yelpazede aslında yeri olmayan bir  CHP mevcut.  Aynı CHP, şu anki parlamentoda “ana muhalefet” gibi önemli bir görevi üstleniyor, ne yaptığı tam olarak açıklanamasa da.

Türk siyasetinde şu an gözüken tablo bu şekilde ve yakın gelecekte bunun değişmesini öngörmek pek mantıklı değil. Ne ciddi bir sol parti var, ne de AKP'yi tahtından indirebilecek bir merkez-sağ parti. Yani yakın gelecek için, halen daha bu üç partiye bağlı bir siyaset öngörmemiz gerek.
Gelecekten bahsederken, geçmişi yok saymak ahmaklıktır. Bu sebeple kısaca bu üç partinin geçmişine göz atarak, şu anki söylemlerine değinelim...

Devamını oku...

said-bahadirSimgelere, sembollere ne kadar içli-dışlıyız? Onlara bağlı yaşamaya ne kadar da alışmışız? Nasıl bir güç, nasıl bir destek buluyoruz; esasında çoğu zaman hiçbir anlamı olmayan, sadece ona atfettiğimiz değerlerden anlam çıkarttığımız nesnelerden? Sahi, hangi değerleri atfediyoruz? Soyut kavramın somutlaştırılması mı amaç? Somut olsun, belli etsin, görülsün, duyulsun diye mi? Belki, benzer fikirleri bir araya getirmek; belki, yaşam tarzını yansıtmak ve bu yolla bir topluluk oluşturmak; belki sadece farklı olmak. Belki de hiçbirisi. Simge dediğimiz şey, bir kavramın uzlaşımsal betimlemesi mi sadece? Öyleyse niye uzlaşamıyoruz çoğu zaman? Bir nesneye bakan kaç farklı göz varsa, o kadar farklı “şey” yok değil mi aslında? Hayat dediğimiz kavram sadece matematikten, fizikten ibaret değil ki, “nokta” dediğimizde aklımıza sadece “ boyutu olmayan geometrik şekil” gelsin.  Aslında bir simgeler dünyasında yaşamaktayız. İçimizde de kocaman bir simgeler havuzu var, davranışlarımızı şekillendiren, amaçlarımızı belirleyen, düşüncelerimize yön veren, yaşam coşkusu aşılayan.

Devamını oku...

said-bahadirBu topraklar üzerinde yaşayan insanlar, demokrasi ve demokrasiyle beraber gelen özgürlüğe ulaşmak için Osmanlı İmparatorluğundan bu güne kadar ve hala da devam eden, çok ciddi ve çok çetin mücadeleler verdiler.  Osmanlı zamanında, o istibdad rejimi döneminde “hürriyet” mottosuyla yola çıkan, özgürlüğü arzulayan bir akım, meşrutiyet mücadeleleri vermişti. Cumhuriyetin kurulmasının ardından gelen tek parti rejimi, süregelen çok partili sistem arayışları nihayetinde ancak ellili yıllarda demokrasi ilk filizlerini vermeye başlamıştı.

Fakat ne yazık ki, o filizler bugün hala gerekli olgunluğa ulaşamamış, bünyesinde birçok neviden kurt, budanmış kimi dalları kuru, yaprakları büzüşmüş hastalıklı bir ağaç gibi...

Devamını oku...

said-bahadirBir süredir kafama ilginç şeyler takıldı da, içime dert oldu...Hem böyle gündemden hem de gündem dışı gündelik hayatımdan. Yazayım da paylaşayım istedim. İşte başlıklar;

*Dinci Medya;
*Bas Gaza, Condom ve benzerleri;
*Avrupa Ligleri ve Şike;
*Sigara Yasağı ve uygulanabilirliği...
*Ankara Suyu Çilesi

Devamını oku...