| Paşa Dokunulmazlığı |
| Yazan İshak Furkan | |
| Cumartesi, 05 Temmuz 2008 | |
|
2007 yılında Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan el bombaları ile ilgili yapılan soruşturma çerçevesinde, son bir yılda aralarında gazeteci ve akademisyenlerinde bulunduğu birçok insan gözaltına alındı. JİTEM'in kurucusu olarak kabul edilen, Susurluk Skandalı'dan bu yana dokunulamayan emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün gözaltına alınması, daha sonra cezaevine gönderilmesi Ergenekon Çetesi olarak bilinen örgütlenmenin sonu olarak değerlendirildi. Ancak son yaşanan gözaltılar Ergenekon'un devlet içinde görev alan sivil ya da asker birçok kişiyi barındırdığını bizlere gösterdi. Ortada İstanbul'un orta yerinde ele geçirilen el bombaları ve bununla ilgili bir soruşturma ve gözaltına alınanlar var. Son gözaltılara yönelik itirazlar oldukça ilginçti. Birçok kişi gözaltına alındı ama dikkatler iki kişiye çevrildi. ADD genel başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ile emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un gözaltına alınması Ulusalcı Kemalist kesimde rahatsızlığa sebep oldu. Sanki gözaltına alınanlar bizler gibi vatandaş değilde imparator, adamlar gözaltına alınamaz gibi bir kural var sanki. Cumhuriyet tarihi boyunca sivil siyasetin üzerinde ağırlığını hissettiren ordumuzun iki emekli personelinin gözaltına alınması birçok haber sitesinde bir ilk olarak duyuruldu. Gerçektende son yıllarda ülkemiz birçok ilki yaşıyor. Bence bu yaşanan ilklerin en güzeli darbeci paşalara da dokunulabileceğini anlamamızı sağlayacak son gözaltılardı. Bu ülkede birçok milletvekili, bakan hatta başbakan yargılandı. Aralarında hapis cezası alanlarda oldu, hatta bu ülkede hukuk Adnan Menderes gibi insanları idam etti. Ama darbe yapanları, cezaevlerini işkence merkezine dönüştürenleri görmedi hukukumuz. İlhami Erdil dışında ceza alan bir başka asker bilmiyorum, gerçi Mustafa Muğlalı var ama onunda itibarı iade edildi, ismi bir kışlaya verilerek ölümsüzleştirildi. Bu topraklarda Kemalist devrim ile birlikte askeri-bürokratik bir oligarşi kurulmuştur ve bu insanlara demokrasi olarak sunulmuştur. 85 yıllık cumhuriyet tarihine dört darbe ve birçok muhtıra sığdıran anlı şanlı paşalara yönelik bir yaptırım uygulanmadı. Darbeci, işkenceci olarak hatırladıklarımız rahat bir şekilde yaşamlarına devam ettiler. Onların rahat bir şekilde yaşamaları dokunulmaz olduklarını, ne kadar suç işlerlerse işlesinler ceza almayacaklarını gösteriyordu. 27 Mayıs'ta halkın seçtiği bir başbakanı idam edenlere, 12 Eylül'de ülkeyi cehenneme çevirip, cezaevlerini işkence merkezine dönüştürenlere, 28 Şubat'ta Sincan'da tank yürütenlere bugüne kadar dokunulmadı. Bundan cesaret alan demokrasi yoksunu kesimler, her zaman bir darbe hazırlığı içinde oldular. Kendilerine dokunulamayacağını, yaptıklarının yanlarına kar kalacaklarını zannettiler. Ancak son yaşanan gözaltılar bu ülkede darbe yapmanın o kadar kolay olmadığını, darbecilerin de gözaltına alınabileceğini bizlere gösterdi. Ortada henüz kesinleşmiş bir suç yok ama gözaltındaki iki eski paşanın da demokrasiye inanan insanlar olduğunu söylememiz mümkün değil. Daha önce ortaya çıkan, emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu kanıtlanan günlüklerde Şener Eruygur'un adı sürekli geçmekte ve darbe istediği anlaşılmaktadır. Hurşit Tolon ise emekli olduktan sonra söylemleriyle demokrasi ile alakası olmadığını bizlere göstermiştir. Bu paşalarımız 2004 yılında darbe hazırlığı yapsınlar, ülkeyi kaos ortamına sürüklemek isteyen Ergenekon Çetesi ile isimleri anılsın ama buna rağmen gözaltına alınmasın, hesap vermesinler. Kemalist kesim açıkça bunu söylemek istiyor. Kendileriyle aynı dünya görüşüne sahip olmayan AKP ülke yönetiminde uzaklaşsın da, nasıl olursa olsun zihniyetindeler. Kendilerine öncülük eden bu iki emekli askerin gözaltına alınması bu yüzden rahatsızlık veriyor onlara. Olayı değerlendiriş biçimleri ise tek kelimeyle ikiyüzlülüktür. Ergenekon denen örgütlenmenin siyasi bir komplo olduğunu söyleyecek kadar kendilerinden geçmiş durumdalar. İstanbulun orta yerinde ele geçirilen el bombalarını, TNT kalıplarını görmemezlikten gelip Ergenekon siyasi bir komplodur diyebiliyorlar. Olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcıyı AKP'nin adamı diyerek karalamaya çalışıyorlar. Abdurrahman Yalçınkaya AKP hakkında kapatma davası açtığında cumhuriyetin savcıları cumhuriyeti korur diyenler, bir başka cumhuriyet savcısına kara çalmaktan utanmıyorlar. Anlamaları gereken şu ki, eğer hukuk devletinden bahsediyorsak, hukuka aykırı eylemde bulunan herkes hesap verir, gerekirse ceza alır. Hukuk devletinde paşalarda, sıradan vatandaşlarda eşittir, bugüne kadar bir eşitlik görmedik umarım bundan sonra görürüz. Son olarak yazarlarımızdan Ahmet İhsan'ın da yazısında değindiği bir konu var, Ufuk Uras 'Sarıkız' ve 'Ayışığı' adlı darbe girişimleri ile ilgili meclis soruşturması talep ediyor. Ancak DTP dışında hiçbir partiden destek alamıyor. CHP ve MHP gibi sistem partilerinden bu konuda bir şey beklemiyorum ama, her fırsatta millet iradesinden bahseden AKP'nin böyle bir soruşturma talebine destek olmaması çok ilginç. Kendi iktidarlarına yönelik bir darbe girişiminin soruşturulmasına neden destek olmazlar acaba? Kendisine yönelik bir darbe girişimine ses çıkarmayan, kendisine oy veren milyonlarca insanın iradesine sahip çıkamayan bir anlayışla çok tekrar edilen demokratik hukuk devletine zor ulaşırız. Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Bu Yaziyi Tuttum!
Kaydet/Paylas
Bunu Email'lemem Lazim!
Hit: 167 Trekbek(0)
Yorum Ekle!
Etiketler: Paşa dokunulmazlığı Emekli subaylar Genç subaylar Türkiye Cumhuriyeti Şener Eruygur Hurşit Tolon Ergenekon Soruşturması Devletçilik Devletçi zihniyet Terör örgütü Militarizm |








































.........