Efendim, bu sıralar her yerde bir patırtıdır gidiyor. “Kapitalizm çöküyor”, “liberalizm bitiyor” falan da filan... Sağcılar, solcular, ortacılar herkeste bir neşe bir neşe… “heheyytt yaşasın kanka, bizim de elimize bir koz geçti” havası tüm komünyonlarda fazlasıyla hakim. Nasyonal sosyalistlerle level atlayamamış enternasyoneller (Hayır , şaşırmadım. Level atlayamayan, enternasyonel olanlar…) fırsat bu fırsat deyip akılları sıra liberallerle dalga geçiyor. Bu sıralar her mekanda dillendirilen birkaç konudan biri de bu “kapitalizm çöktü mü? Ha çöktü, ha çökecek…” şeklinde “kes kopyala yapıştır” anlayışından ibaret olan “eko zihniyet”in medyaya ve sokağa yansımasından ibaret.
Demin de belirttiğim üzere hoca, liberalizm eleştirisine liberalizmin hatta ekonominin babası lakabıyla anılan Adam Smith ile başlama gafletinde bulundu. Aslında yaptığı şey sistematik açıdan tutarlıydı. Eleştirilecek unsur serbest piyasa ekonomisi ise, eleştiriye Smith’in “görünmez el” tabiriyle başlamak elzemdi.
Hoca, görünmez eli izah ederken eleştirisini fiyat mekanizması üzerine yoğunlaştırdı. Tabi bende film koptu. “Bak hoca!” dedim. “Ben” dedim. “Fiyat” dedim. “Mekanizmasına” dedim. “Laf” dedim. “Söyletmem” dedim… “Çek elini!” dedim. Yo yo, hiç öyle şey der miyim? Yani canım, hiç insan ders aldığı hocasına hele hele dersi aldığı dönemde böyle bir şey der mi? Maazallah 4. Sınıf falan demez bırakır adamı… Yani şey, çok ayıp! Aman hocam, okuyorsanız falan bunları kale almayın sadece espri, espri! ;) (bu da madem s.çtık, yazdık cümleyi. Alın size sıvama işlemi…)
Neyse ne diyordum… Hoca, arz ile talebin uyuşmadığı, talebin düşük arzın fazla olduğu, geçen süre içerisinde fiyatın düşmesine rağmen yine de arz ile talebin piyasa dengesinde buluşamadığı konjonktürün tasvirini yaptı. Ve dedi, “hiç kimse zarar yapmak için üretim yapmaz”. E tabi, hocayı dinlerken bir taraftan da içimden düşünüyorum, ve diyordum; ”hoca doğru söylüyor ama konuyu nereye bağlayacak” diye… Derken hoca, “işte” dedi, “Adam Smith’in de hata yaptığı husus buydu” dedi. Ve şaşırdım bunun neresi hata, Smith ne demiş? İşte tam da o anda liberal refleksim tüm halsizliğime rağmen harekete geçti ve hoca Keynes’e başlamadan önce sazı, pardon sözü aldım. Ve dedim, “hocam yapmış olduğumuz liberal okumalara göre liberal yazarlar fiyat mekanizmasının bir sinyal verici konumda olduğunu söylüyor. Yani; sermayenin verimsiz sektörden verimli sektöre yönlendirilmesini sağlayarak yanlış yerde toplanmasını engelliyor. Ve böylelikle bireylerden müteşekkil toplumun ihtiyaçları herhangi bir problem olmaksızın karşılanıyor. Hatta bunu bize bu ifadelerle “yanlış sinyal” ve “doğru sinyal” gibi terimlerle ifade eden Avusturya iktisat okulu ekolünden gelmiş, Nobel ödüllü akademisyen Friedrich von Hayek’tir dediğimde anfide bir sessizlik oldu, bakalım hoca ne cevap verecek diye…
Tabi tam da bu sırada devreye sokulması gereken husus, hani şu “vahşi kapitalizm çöktü mü? Ha çöktü, ha çökecek…” geyiği idi. Sevgili hocamız da öyle yaptı, “Liberal falansan şu sıralar öyle liberalizm, kapitalizm falan deme!” dedi. Ve tabiri caizse topu taca atmak istedi. Amma, ceza sahasından, tam da kalenin önünden cool bir hareketle topu uzaklaştırma eylemi içerisinde bulunan sevgili hocamız, topu yanlışlıkla benim önüme bırakıverdi ve sanki, “al da at” dedi. Ahanda işte o zaman kendimi kaptırıvermişim “Amerika son yıllarda özellikle savunma harcamalarıyla piyasaya fazlasıyla müdahale ediyor. Bu sebebe istinaden demin zikrettiğim yazar hayek’in (bu sıralar hayek de dilimden düşmüyor zaten… hayek, hayek gidiyoruz. Bu arada Atilla Yayla hocaya da bir zamanlar Hayek Atilla derlermiş. Bana da Hayek Özkan demesinler…) liberal yazınlar içerisinde bir başyapıt niteliği taşıyan “kölelik yolu” adlı kitabında da belirttiği üzere militarize olan toplumlarda devletin egemenlik sahası giderek büyüyor” dedim. Ve bir ara hoca bir şey diyecek gibi olduysa da ben finans sektörüyle ilgili meseleyi izah etmek için devletin garanti verdiği bazı kuruluşlardan, aslında Amerikan finans sektörünün öyle “başı boş” bir yapılanma olmadığından, para emisyonundan ve düşük faiz oranlarından da birkaç kısa cümle ile bahsettim. Ve dedim “birisi kaybettiyse bu Adam Smith değil, Keynes ve Keynesyen sistemdir” diye... Neyse hoca sarfettiğim bu sözlerden sonra durum tespiti niteliğinde olan, mortgage sistemini de içine alan ve aslında birkaç ekleme yapmak şartıyla benim argümanlarımla hiçbir uyuşmazlık göstermeyen şeyler söyledi. Ve derse ara verdi…
Ha bu arada, Atilla Yayla* hocayla geçende konuştuğumuza göre Amerika’daki yardım paketi çözüm getirmek şöyle dursun ilerideki daha derin bir krizin tetikleyicisi olacakmış. Sebebi, daha çok para, daha çok enflasyon, daha çok işsizlik… Ve en önemlisi piyasa çok kompleks bir varlık. Müdahale eden çarpılıyor. Yani anlayacağınız bu yardım paketi, yeniden dağıtımcı zihniyetin bir kesimin sırtını sıvazlamasından başka bir işe yaramıyor… Ah Keynes, vah Keynes…
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Not 1: Ünsal hocama sevgiler, yazıyı kaleme alırken fark etmeden herhangi bir zevzeklik yapmışsam affola…
Not 2: Konuyla ilgili olarak tatminkar açıklamalar için bkz. 7 Ekim 08 taraf Gazetesi Atilla Yayla*: Ekonomik Devletçiliğin Yeni Krizi, 3 Ekim 08 Zaman Gazetesi Atilla Yayla: Kapitalizm Çöküyor mu?
*(Liberal Düşünce Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı, Gazi Üniversitesi İİBF Öğretim üyesi)





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...