Derin Düşünce

teror_gg

Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

Ahmet İhsan Kaya
28.04.2010
Bir Gezinin Ardından...


Erdoğan Yılmaz
03.09.2010

Özkan Genç
24.03.2010
Vicdanlarımıza Müracaat Etmek

Burak Başkan
16.08.2010
MHP Seçmenine Muhalif

İbrahim N. Ayyıldız
04.02.2010
Piyasa Ekonomisi ve Tercih Faktörü

Mahmut Kaya
08.08.2009
Tek Başına Demokrasi Yeter Mi?


Ebuzer Irkıçatal
26.01.2010
Laissez Faire, Laissez Fumer

Konuk Yazar
25.08.2010
“Arka Bahçe”


Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

ozkangenc“Acıların mukayesesi” diyerek başladı programa Cengiz Çandar.  Ve uzatmadan sözü konuklarından Halil Berktay’a verdi.  Berktay şöyle bir duraksadıktan sonra “Almanya” dedi,  Almanya. “Hitler” dedi, Hitler. Hitler’in Versailles anlaşması sonrası perişan Alman halkının hissiyatı üzerine bina ettiği söylemleri hatırlattı. Akabinde de Yahudi soykırımını. Sonra “İsrail” dedi: Filistinlilerin dramını, katliamlarını hatırlattı. “Arap dünyası” diye araya girdi Doğu Ergil. Halepçe hatırlatıldı. Akşam bir şeyler atıştırırken sırf evde biraz gürültü olsun, evde tek başıma olduğumu fark etmeyeyim diye açtığım televizyonda seyretmekte olduğum program, acıları başka halkların acılarıyla mukayese etmenin insanlık onuruyla bağdaşır bir şey olmadığını haykırıyordu. Nitekim Berktay’ın da ifade ettiği gibi, başkaları kötülük yaptığı zaman, bizim yaptığımız ve yapacağımız kötülükler yok olmuş mu oluyordu!

Devamını oku...

ozkangenc23 Ocak’ta Taksim’de darbecilere karşı, arkadaşlarımla, benimle aynı hissiyatı paylaşan binlerle birlikte yürüme fırsatını kaçırmanın derin burukluğu içerisindeyim. Ankara’dan İstanbul’a bizi götürmek için hazırlanmış olan otobüs saat sekiz’de Sıhhiye Köprüsünden kalkacaktı ve ben neredeyse aynı saatte uyanabilmiştim. Sekize sadece beş dakika vardı. Sadece beş dakika. Hemen bir hışımla kalktım; kaloriferin üzerine akşam kuruması için bıraktığım kıyafetlerden bir kazak ve pantolonu seçmeksizin aldım.

Devamını oku...

ozkangencBaşbakanın 11 Ağustos’ta yapmış olduğu duygu yüklü konuşmayı seyrettikten sonra çevremdeki arkadaşlarıma söylemiştim, açılım sürecinin sonraki aşamalarını da dikkatle takip eden birisi olarak halen de söylemekteyim; Sayın Başbakan, birkaç seçimdir kullanmış olduğu ‘milletin adamları’ posterine yaraşır bir şekilde adım atmıştır. Ve o tablodaki yerini almıştır.

Unutmayalım; Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlının son demlerinde imparatorluğun kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir hastalığın, ‘ittihatçılık’ hastalığının mirası üzerine kurulmuş bir devlettir. Devleti kutsal gören, birey hak ve özgürlüklerini önemsemeyen bu hastalıklı ruh hali Osmanlı Devleti’nin son yıllarında bir takım gelenek ve teamüller yaratmıştır. Bu teamül ve gelenekler cumhuriyetin kurulması ile birlikte cumhuriyete intikal etmiştir. Tevarüs eden bu gelenekler cumhuriyet tarihindeki tecrübelerle sabittir.

Devamını oku...

ozkangencGeçenlerde birkaç arkadaşım ve çok sevdiğim hocam Ahmet BATTAL ile birlikte Ergenekon soruşturması üzerine konuştuk. Hoca bir cemaatten bahsetti. Tabi cemaat deyince insanın aklına ister istemez Süleymancısıdır, Fethullahçısıdır falan filan geliyor. Ama bu cemaat bildiğimiz türden dini bir cemaat değildi. Seküler bir cemaatti. Evet, her dini cemaat gibi ritüelleri vardı ama bu ritüeller de sekülerdi. Düşünce dünyaları itibariyle birbirine benzeyen bir yığın insan, işte cemaat dediğimiz şey de ama eksik ama fazla, aslında bu. Pek çok konuya benzer bir şekilde bakabilen kitleler…

Devamını oku...

ozkangencEvet, Allah kahretsin ki, birileri şu an Çin’de birilerini öldürüyor.  

Birileri, birilerinin ırzına geçiyor. Devlet tüm acımasızlığıyla bunu yapanları koruyor, ve hatta kendisi de bunu yapıyor.

Neden?

Çünkü rahmetli Hrant Dink’in tabiriyle, “Allah’ın belası bir hastalık” damarlarında geziyor, bu gaddarlığı yapanların.


Nedir o? Irkçılık. Sırf başka bir etnisiteye mensup diye, başka bir dili konuşuyor diye, başka bir dine inanıyor diye birilerinden nefret etmek. Ve tüm benliğiyle bu nefreti kusmak. birileri dillerini konuşamıyormuş, birileri dinlerini yaşayamıyormuş, birileri işkence görüyormuş, birileri ölüyormuş kimin umurunda! O birileri biz değiliz ya!

Devamını oku...