| Mütevazilik Örneği ve Gerçek Bir Aydın |
| Yazan Erkan Yılmaz | |
| Cumartesi, 15 Aralık 2007 | |
|
Fazıl Say’ın açıklamaları gündeme oturdu. “Azınlıkta kaldık. Dışlanıyoruz. Bakan eşleri türbanlı, İslamcılar kazandı. Türkiye’yi terk edebilirim.” şeklinde bir açıklamada bulundu, duymuşsunuzdur. Görüşü kendinedir, Türkiye’yi terketme kararı da kendinedir. Bunun tartışılacak en ufak bir yanı dahi yok bana kalırsa. Ama çıkıp bunu söylemenin, tabiri caizse artislik yapmanın alemi nedir? Biliyoruz alanında öncü, müthiş başarılı, yeteneklisin. Türkiye için tek başına bir değersin. Ama sen piyano çaldığın için varsın. Beste yaptığın için varsın. Dahası? Dahası yok işte. Otur ve işini yap kardeşim. Örneğin de ki “Ben şu şu sebeplerden şunlardan memnun değilim ve bu sebeple Türkiye’yi terkettim” Önce terket ve sorarlarsa cevabını ver. Ama nedir bu “terkedebilirim” geyiği? Sinirleniyorum bu tavra çünkü kendisine sanatçı diyen, aydın diyebilen bir insanın elinden gelen bu kadarla sınırlı olmamalı. Ortada böyle bir dışlama veya dışlanılmış hissedilme varsa, bunların oturulup konuşulması ve çözülmesi için bir şeyler yapmak aydınların, sanatçıların işidir. En sert üslupla da olsa tartışmak, tartışabilmek çözüm adına bir şeyler yapmak demektir. “Küstüm oynamıyorum” tavrını çocukluğunda bırakamamak kötü olsa gerek. Bir de Fazıl Say’ın mütevazi yanını bilmezdik, öğrenmiş olduk. Bakın hele cümleye: “Besteci ve piyanist yönümle Avrupa müzik kültürünü temsil etmeme rağmen, kökenim olan Anadolu halk kültüründen hiç kopmadım. Avrupa Birliği’nin ‘Kültürlerarası Diyalog’ yılında beni ‘elçi’ unvanıyla görevlendirmesinin temelinde, sanırım bu özelliğim yatar” Kimbilir bilmediğimiz daha ne özelliklerin vardır Fazıl Say. Başarılarının devamını dilerim |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 19 Ağustos 2008 ) |








































.........