Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Obama’nın Ortadoğu temsilcisinin ardından bir süredir Ortadoğu ve Avrupa’da temaslarda bulunan ABD dışişleri bakanı Hillary Rodham Clinton Ankara'da bir takım temaslarda bulundu ve Obama’nın 1 ay sonra Türkiye’ye geleceği mesajını iletti.
1 ay sonra Türkiye’ye gelecek olan Obama ile muhtemelen şu konuların ele alınacağını düşünüyorum:
* İsrail-Filistin sorunu tartışılacak.
* İran ile sorunların giderilmesi konusun da arabuluculuk rolünü üstlenmesi konusunda talepte bulunulacak.
* Türkiye-ABD-Irak arasında pkk ile mücadele amacıyla oluşturulmuş olan üçlü mekanizmanın daha etkin kullanılacağı ve bu alanda işbirliğine devam edileceğinin altı çizilecek.
* Afganistan sorunu ele alınacak.
* Ve son olarak da Erivan’la ilişkilerin normalleştirilmesi konusu gündeme gelecek.
Şimdi tek tek konu başlıklarının üzerinden gidelim..
Irak’tan geri çekilme planı
Bildiğimiz gibi 2003’te yapılan Irak hareketi ile Saddam yönetimine son verilmiş ve seçimler yapılarak yeni yönetim kurulmuştur; fakat Irak’ta bir türlü istikrar sağlanamamış,hareket fiyasko ile sonuçlanmıştır ABD kamuoyunda başlangıçta verilen destek geldiğimiz süreçte yoğun bir şekilde kan kaybına uğramıştır. Yönetim gelmesi ile birlikte resmi olarak açıklanmasa da ABD üst yetkililerince kulislerde 2011’e kadar Irak’taki askerin aşamalı olarak geri çekileceği söylenmektedir. Bunun için de Türkiye güzergahını kullanılacağı söyleniliyor. Bunun için Türkiye’nin desteği istenecektir. 2003’teki tezkere olayının ardından ABD ile gerilen ilişkilerden sonra bu talebin geri çevrilmeyeceğine inanıyorum. Babacan’nın yaptığı açıklamalara baktığımızda da bu talebe sıcak baktığı görülmektedir.
İran sorunu
Amerika ile İran arasında, özellike Barack Hussein Obama’nın Amerikan Başkanı seçilmesiyle ve başta Ortadoğu, tüm dünyada yepyeni bir Amerikan açılımı beklentisi doğdu. Amerika-İran ilişkilerini ve bölgeyi yakından izleyen ya da bilen gözlemcilerin ve doğrudan aktörlerin üzerinde ittifak ettikleri bir husus var: Tarafların birbirlerine karşı duydukları derin güvensizlik. Bu sorunun da aşılması için yeni yönetim diplomasiyi daha çok ön planda tutacağı yapılan açıklamalarda görülmektedir. Karşılıklı güvensizlik problemi aşılmaya çalışılacaktır. Bu yönü ile Türkiye’de sürece katılmaya çalışılacak, bu süreçte Türkiye’nin aktif desteği istenecektir.
İsrail-Filistin sorunu
Başbakanın Davos çıkışından sonra kimi çevrelerce Türkiye’nin bu sorunun çözümünde aktif olamayacağı, arabuluculuk rolünü kaybettiği söylenmiştir. Bu yanlış bir değerlendirmedir;çünkü başbakanın çıkışı ile Türkiye Ortadoğu’da moral liderlik kazanmıştır. Ortadoğu halkları içerisinde tavrı saygıyla karşılanmış ve destek bulmuştur. Yeni yönetim tarafından bu rolünün yadsınmayacağı kanaatindeyim. Kimileri tarafından ABD ile iplerin gerileceği söylenmiştir. Bu da yanlış bir tespittir;ABD ile herhangi bir soruna yol açmamış hatta ABD üst yetkilisi tarafından bu çıkışın bazen gerekli olduğu da belirtilmiştir. Ankara’nın bu konuda ABD’ ye Hamas’ın barış sürecine katılması gerektiği düşüncesi aktarılacaktır. ABD’den kalıcı bir çözümün Hamas’ı dışlayarak olmayacağı söylenecektir. Kimileri tarafından siyasal iktidarın Hamas’ın sözcülüğünü yapıyor düşüncesi hakim olsa da bu yanlış bir algıdır;çünkü gerek Obama’nın Ortadoğu özel temsilcisi Mitchell gerek ABD, Rusya, BM ve AB özel temsilcisi Tony Blair ve Sarkozy aynı görüşü paylaşmaktadır. Zaten Obama da İsrail- Filistin sorununda iki devlet çözümünü benimsediğini söylemişti. Her ne kadar hem İsrail hem de Filistin tarafından bu planın öldüğü,uygulanamayacağı söylense de yeni yönetimin bunu yeniden canlandırılması konusunda çaba harcayacağı görülmektedir. Bu konuda son zamanlarda Türkiye’ye biçilen rolün çok önemli olduğunu Ankara’nın bu konuda aktif olacağını düşünüyorum.
PKK ile mücadele
Bu konuda zaten ABD, Irak ve Türkiye arasında oluşturulmuş üçlü mekanizma mevcut. Bu mekanizmanın daha etkin kullanılacağı görülmektedir. Clinton’un açıklamasında pkk bizim için terör örgütüdür ve terörle mücadelede Türkiye’ye aktif destek olunacağını söylemiştir. Bu da ABD ile zaten terör konusunda ortak bir paydanın olduğunu göstermektedir. Bu sürece Kürdistan bölgesel yönetimi de dahil edilerek Pkk’nın tasviyesi hızlandırılacağını düşünüyorum.
Afganistan sorunu
ABD Irak’tan çekilmekle birlikte Afganistan’a yoğunlaşacağı görünmektedir. Gelinen süreçte Taliban’la mücadelede gerek Nato bünyesindeki askerlerin gerekse ABD askerlerinin yeterli olmadığı görünmektedir. Yani buranın ihmal edildiği anlaşılmaktadır. Obama yönetiminin tavırların ve temasların baktığımızda Afganistan sorunun çok gündemde olacağı görünmektedir. Bu anlamıyla Türkiye’den Nato bünyesine daha fazla asker gönderme talebinde bulunacaktır. Zaten ABD Türkiye’nin buradaki rolünü çok iyi biliyor. Bu konuda Ankara’nın işbirliğini ve desteğini isteyecektir;çünkü hem Afganistan’la hem de Pakistan’la Türkiye’nin ilişkilerinin iyi olduğunu yeni yönetim iyi bilmektedir.
Son olarak:
Ermeni soykırımı yasa tasarısı
Clinton’un açıklamaları ve diğerABD dışişleri yetkililerinin söylemlerine baktığımızda Obama’nın 24 Nisan’da soykırım kelimesini kullanmayacağı görünmektedir. Bunun için Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesini sınırlarını açmasını isteyecektir. Yeni yönetimin bu konunun Türkiye ile arasında problem yaratmasına izin vermeyeceği görünmektedir. Kanaatimce bu konuda Türkiye’nin rahat olması gerektiği izlenimi verilmeye çalısılıyor.
Sonuç olarak Türkiye’nin Bush yönetimi döneminde gerilen ilişkilerin göz ardı edilen rolünün yeni yönetim tarafından tekrarlanmayacağı düşünüyorum; zaten yapılan açıklamalarda da bunu görmek mümkün. Obama yönetiminin Ortadoğu’da Türkiye gibi bir müttefiğini daha çok önemseyeceğini ve bu sürece katacağını düşünüyorum. Türkiye’nin nerede olduğundan çok kim olduğu üzerinde durulacaktır. Bu anlamıyla Türkiye ABD arasında yeni bir temiz sayfanın açılacağı anlaşılıyor.






Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook








