İsrail’in Gazze’ye insani yardım malzemeleri taşıyan gemilere saldırması ve bu saldırıda vatandaşlarımızı şehit etmesinden sonra uluslararası toplum ve Türkiye, İsrail’e sert tepkiler gösterirken, Pensilvanya da bulunan Fethullah Gülen’in röportajı Wall Street Journal Gazetesinde yayınlandı. Gülen’in gazeteye verdiği röportaj ülkemizde çok tartışıldı ve hala tartışılmaya devam ediliyor? Acaba Fethullah Gülen, çokça tartışılan ve merak edilen bu röportajını böyle bir zamanda niçin yaptı ve röportajında ne mesajı vermek istiyordu?
Fethullah Gülen mesajında ne demek istediğine geçmeden önce, biraz daha geçmişe Erbakan’ın Başbakan olduğu döneme gidelim. Her zaman olduğu gibi seçimler yapılmış ve Refah partisi seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştı. Seçimi kazanan Refah partisi daha çok radikal İslamcı kimliğiyle bilinmekteydi ve bu kimliğini de açık şekilde belirtmekteydi. Refah partisinin diğer bir özelliği de yönünü Batı yerine Doğu’ya çevirmesiydi. Erbakan bunun mesajını Başbakan olduktan sonra ilk gezilerini Ortadoğu ülkelerine gerçekleştirerek vermişti. Erbakan ve partisinin, İslamcı kimliğe sahip olması ve yön’ünü Batı yerine Doğu’ya çevirmesi, Batı’da ve ülkemizde ki Kemalist kesimde aşırı derece de rahatsızlık oluşturmaktaydı. Refah partisinden kurtulmak isteyen; Batı, Kemalist sivil kesim ve darbeci askerler müşterek halindeydiler. Refah partisini kapatmak isteyen darbeci zihniyet; partinin, bazı organizasyonlarını bahane ederek, bunların ülkeye şeriat getireceği ve ülkemizi karanlık çağa götüreceklerini öne sürmekteydiler. Refah partisi ise yaptığı faaliyetlerle darbelere adeta ön ayak oluşturmakta ve darbeye zemin hazırlamaktaydı. Bunlardan en önemlisi Ankara Sincan'da yapılan Kudüs gecesiydi. Kudüs gecesi, Refah partililer tarafından, Filistin'e destek için düzenlenmişti. Düzenlenen o gecede tekbirler getirilmekte, gecede yeşil bayraklar ve Filistin bayrakları kullanılmaktaydı. Evet, bu gece ne kadar masumane ve insancıl bir şekilde Filistin'e destek amacıyla yapılmış olsa da bu gece darbeciler için bir sebep oluşturmuştur. Darbeciler, bu ve bunun gibilerini bahane ederek Ankara’da tankları yürütmüş, bir şekilde Erbakan ve hükümetini indirmeyi başardılar. Diğer darbeler de olduğu gibi bu darbenin de ülkemize faturası çok ağır oldu. Bu dönemde:
-Demokrasi askıya alındı,
-Gazeteciler andıçlandı,
-Banka’lar büyük zararlar açıkladılar,
-Medya’ya baskılar oluşturulup, kışlada gazetecilere brifing'ler verilmekteydi… Bu ve buna benzer maddeleri daha da uzatabiliriz.
Yukarıda belirttiğim gelişmelerin benzeri; İsrail’in, insani yardım gemilerine saldırısından sonra gerçekleşti. İsrail’in Gazze’ye uyguladığı insanlık dışı ambargo büyük tepkiler oluşturmaktaydı. İsrail’in insanlık dışı bu uygulamalarına karşı yardım gönüllüleri, ambargoyu delmek için insani yardım malzemeleri taşıyan gemilerle yola çıktılar. İsrail ise her platformda yola çıkan yardım gemilerini durduracağını dile getirmekteydi. Bülent Yıldırım ise yaptığı açıklamalar da İsrail’in herhangi bir olası müdahalesine karşı direneceklerini söylüyordu. Yıldırımın bu açıklamaları İsrail’in onlara müdahale edeceğini bildiklerini gösteriyordu. İsrail uluslararası sularda gemilere saldırarak vatandaşlarımızı şehit etti. Bülent yıldırım daha sonraki açıklamalarında uluslararası sularda İsrail’den silahlı saldırı beklemediklerini söylüyordu. Bu İsrail ki; küçük bir kıvılcımda dünyayı bile ateşe verebilecek durumda iken, gemidekilerin bunları da tahmin etmeleri gerekiyordu.
İsrail, bu vahşi saldırısında vatandaşlarımızı şehit etmesinden sonra ülkemizin dört bir yanında İsrail’e lanetler okunuyor ve protestolar gerçekleştiriliyordu. Bu saldırı sonrası, devletin üst kademelerinde İsrail’e çok sert tepkiler geliyordu. İsrail’e en sert tepkiyi Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınç veriyordu. Bu üç kişi daha sonra dikkate değer ortak bir platformda tepkilerini dile getirmeye devam ediyorlardı.
Halk tabanında İsrail’e tepkiler dile getirilirken; meydanlarda, tekbirler getirilmekte, yeşil bayraklar ve Filistin bayrakları kullanılmaktaydı. Aslında, bu görüntüler normal olarak gözükse de biraz daha aklıselim kişiler, bu manzaraların ilerde Türkiye’nin başını ağrıtacağını bilmekteydiler. Dikkat ettiğimizde bu görüntülerin benzeri Kudüs gecesinde de vardı. Darbeciler, 28 Şubat’ta hükümeti indirirken buna benzer görüntüler kullanılmıştı. Türkiye’de parti kapatma davalarında google da deliller arandığını ve buldukları bu delilleri parti kapatmak için kullanıldığını malum bilmeyen yok. İktidar partisi kısa bir süre önce ismi tarihe google olarak geçen iddianame ile kapatmayla karşı karşıya kaldığını hepimiz biliyoruz. Şimdi, İsrail’i protesto görüntülerinin nasıl bir tehlike arz ettiğini bilmekte fayda var. Özellikle iktidar partisi, bu ve buna benzer protestolara çok dikkat etmelidir. İktidar partisi, Refah partisinin düştüğü tuzağa düşmemeli ve çok dikkatlice davranması gerekiyor. İktidar partisinin dikkat etmesi gereken diğer bir konu yönünü batıdan çevirmemesi, Ak parti %47 oy’u doğuya dönmek için değil, AB’yi vaat ettiği için aldığını, bunu terk ettiği an, ona oy veren halkın desteğini kaybeder. Hükümetin, halk desteğini kaybetmesi ülkenin içindeki; Ergenekoncu, darbeci ve çetelerle mücadelesini çok güçleştirir. Bunlarla tam olarak mücadele edemeyen iktidar partisi, bir şekilde iktidarın elinden alınacağını da bilmesi gerekir.
Yukarıda dikkat çekmek istediklerimi çok az kişinin gördüğünü düşünüyorum. Bu kişilerden biri Fethullah Gülen’dir. Fethullah Gülen, Türkiye’nin, İleride başını ağrıtacak 28 benzeri gelişmeleri gördüğünü düşünüyorum. Kendisi daha önce 28 Şubat’ı yaşamış ve 28 Şubat’tan en çok etkilenen biri olarak ileride olacakları görmesi onun için pek zor olmasa gerek. Evet, Türkiye de böyle görüntüler yaşanırken Fethullah Gülen Wall Street Journal Gazetesi’ne röportaj verdi. Fethullah Gülen’in açıklamaları ülkemizde çok tartışıldı. Bu açıklamalarından dolayı; kimisi ona tövbe et dedi, kimisi zamanı mıydı? Kimisi de Amerika’nın adamı oluğunu söyledi. Tabi ki Fethullah gülen eleştirilebilir; ama onun son açıklamalarını çok iyi analiz etmek ve anlamak gerekiyor... Aslın da Fethullah Gülen röportajında ne kadar yumuşak bir üslup kullandıysa da zamanlamasına bakıldığında hükümete çok sert bir uyardır diye düşünüyorum. Bu röportaj hükümete kendine gel ve dikkatli ol mesajıdır...
Ülkemizde demokrat ve Kemalist kesim arasında büyük bir mücadele olduğunu bilmeyen yok. Özellikle Kemalist kesim Amerika da büyük bir lobi faaliyeti başlatmış. Ergenekon operasyonlarının, laik kesimleri tasfiye operasyonu olduğunu ve son dönmede çıkarılan yasaların ülkeyi geriye götüreceği ve İktidar partisinin ülkeyi çağdaşlaşmadan uzaklaştırdığını, Amerika da dile getirip destek bulmaya çalışıyorlar. Bu kesimler Amerika da bunları dile getirirken ülkemiz de son dönemde yaşanan protestolar onların elini güçlendirecek gelişmelerdir. Bu kesimler 28 Şubat’ta da böyle görüntüleri koz olarak kullanıp hükümeti devirmişlerdi ve şimdi de aynısı yapmaya çalışmaları muhtemeldir. Gülen’in kendiside Amerika da ikamet etmekte ve hareketi Amerika da çok iyi örgütlenmiş durumda… Darbeciler ve Kemalist kesimin Amerika da nasıl faaliyet yürüttüklerini gayet iyi görüyorlar ve tehlikeyi en iyi onlar gözlemlemektedir.
Fethullah Gülen iktidara hem uyarılarını yaparken hem de İsrail’i çok sert biçimde eleştiren Başbakan Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Bülent Arınç’ı kendi hareketinin platformlarında konuşturuyor. Türkçe olimpiyatların da Başbakan Erdoğan ve Bülent Arınç İsrail’e eleştirilerini çok sert biçim de ifade ettiler. Konuştukları platform Türkiye’nin en büyük dini cemaatinin düzenlediği Türkçe olimpiyatlarıdır… Lakin ne bir yeşil bayrak ne tekbir sesleri ne de herhangi bir slogan vardı. Böyle durumlarda akıllıca davranmakta fayda var. Akıllıca atılmayan adımlar ne kadar haklı gerekçelerle olsa yaradan çok zarar verir…
Muammer Elmastaş






Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook








