Kongo bağımsızlığını ilan etti. Başbakanlığa Patrice Lumumba getirildi. 30-6-1960
Bağımsızlık hareketleri Afrika ve diğer geri toplumlara neler hediye etti acaba?
Yıllardır, insanlar, gelirlerine ve sahip oldukları servetlere göre, “Zenginler ve Yoksullar” diye sınıflandırılırlar.
Göçebe toplumlarda sınırlı bilgi, beceri, araç-gereç birikimi olduğundan, sınırlı zenginlik olur. Göçebelerde zengin ile yoksulun yaşantısı birbirine benzer. Toplumlar geliştikçe zenginliğin sınırları genişliyor. Sadece zenginliğin mi sınırları genişliyor? Hayır! Yoksulluk da derinleşiyor ve yaygınlaşıyor.
Günümüz dünyasında:
+Zengin ülkeler vardır; her konuda söz sahibidirler.
+Bazı toplumlarda gelişmeler gözleniyor ve yoksulluk azalıyor.
+Gelişmeyen toplumlarda yoksulluk açlığa dönüşerek yaygınlaşıyor.
Artık, toplumları, “Zenginler ve Açlar” diye, sınıflandırmak gerekiyor.
Dünyada, yaklaşık 1,5 milyar insan yoksulluktan daha kötü durum olan açlık konumunda yaşam sürmektedir ve bu durum kısa sürede değişeceğe benzemiyor.
1,5 milyar insan günde bir dolardan daha az gelire sahiptirler; bunlar, sadece yoksul değil, açtırlar. Çoğunluğu bir deri bir kemik, şiş göbekli, bedenleri yara bere içinde canlı yaratıklara dönüşmüşler. Uluslara arası yayın kuruluşları, INTERNET siteleri, gezginler… Aç insanlarla ilgili binlerce fotoğraf yayınlıyor. Önümdeki fotoğrafta, zayıf bir ana, çevresinde yedi-sekiz aç çocuk dizilmiş bir yardım kuruluşunun dağıttığı yardımı bekliyorlar.
Haziran sonunda G20 liderleri Kanada’da toplandı. Bu toplantı sonucu ülkelerin ekonomileri ile ilgili bazı rakamlar açıklandı. Çarpıcı rakamlar, dünyamızda yaşayan insanları evrensel ölçülerle tanıma olanağı sunuyor.
–Dünyada yaklaşık 7 milyar insan yaşıyor, 52 trilyon dolar değerinde gayrı safi üretim yapılıyor.
–Bu üretimin 14 trilyon dolar değerindeki miktarını ABD gerçekleştiriyor. ABD nüfusu 307 milyon civarındadır.
–Avrupa Birliği ülkeleri 16 trilyon dolar değerindeki miktarı yaratıyor. AB ülkeleri nüfusu 501 milyon civarındadır.
–Japonya 5 trilyon dolar değerinde üretim yapıyor. Nüfusu 127 milyondur.
–Kanada 1,3 trilyon dolar değerinde üretim yapıyor. Nüfusu 33 milyon.
–Avustralya 1,1 trilyon dolar değerinde üretim yapıyor. Nüfusu 22 milyon.
–G. Kore 950 milyar dolar değerinde üretim yapıyor. Nüfusu 48 milyon.
Bu rakamlar göre:
Bir milyar insanın yaşadığı zengin ülkeler, dünya gayri safi üretimin yüzde yetmiş altısını ortaya çıkarıyor. Geriye kalan yüzde yirmi dört üretimi, 6 milyar nüfusa sahip ülkeler yaratıyor.
G20 ülkeleri hakkında bazı bilgiler verelim:
Ülkeler Nüfus (Milyon) GSYH (Milyar Dolar) Kişi başına gelir (Dolar)
Çin 1.334,7 5.605,9 4.200
Hindistan 1.199,0 1.411,4 1.177
ABD 307,3 14.256,2 46.380
Endonezya 231,5 615,9 2.660
Brezilya 191,4 1.797,5 9.387
Rusya 141,3 1.403,7 9.928
Japonya 127,5 5.787,6 45.371
Meksika 107,5 999,1 9.289
Almanya 82,0 3.828,7 46.677
Türkiye 70,5 702,6 9.961
Fransa 62,5 3.055,8 48.816
İngiltere 61,7 2.493,6 40.350
İtalya 59,7 2.419,0 40.466
Güney Afrika 49,3 328,0 6.650
Güney Kore 48,7 950,7 19.498
Arjantin 40,1 354,0 8.822
Kanada 33,6 1.336,4 39.668
Avustralya 21,8 1.138,7 52.058
Suudi Arabistan 25,7 369,6 15.2
Kuşkusuz, “Kişi başına gelir” kısmı aldatıcıdır. Günümüzde Çin ve Hindistan’da bir milyardan fazla insanın günde bir dolar ile geçinmeye çalıştığını, bu ülkelerin yöneticileri açıklıyor. Ayrıca, Meksika, Brezilya, Arjantin, Türkiye… Gibi gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde beş gibi kısmı açlıkla mücadele ediyor.
Genel olarak, G20 ülkeleri, dünya gayri safi üretimin yüzde seksen beşini, dünya nüfusunun üçte ikisini oluşturuyor.
Zenginlikleri ile değil, aç yaşam sürmeleri ile meşhur olan aşırı yoksul 50 toplum var. Dünya üretiminden pay alamayan aşırı yoksul 50 toplumun 35 adedi Afrika, 15 tanesi Asya ve adalarda bulunuyor; bu toplumların toplam nüfusu 614 milyon, dünya üretimindeki payları %0,5 civarındadır. Bu rakam bile tartışmalıdır.
50 geri toplumun ortak özellikleri:
1-Her toplum örf ve gelenek kuralları (Şeriat) ile yönetilir; toplumların başında eli sopalı, acımasız lider oturur. Lider, tanrıların temsilcisi olup; oluşturduğu çetelerle yoksulların başını ezer, seslerini keser. Lider, toplumunun gelişmesi ile zerre kadar ilgilenmez. Toplumun gelişmesini tanrılara havale eder. 21. Yüzyılda yoksul toplumların başında bulunan liderlerin yaşantıları Bizans İmparatorlarının, Osmanlı Sultanlarının yaşantılarını çağrıştırır. Aç toplumları dürten bazı liderlerin ABD ve diğer gelişmiş ülkelerde görkemli sarayları vardır.
2-Bu toplumlarda iletişim aracı olan ortak dil yoktur; bu nedenle, bilgi, beceri, araç-gereç birikimi oldukça az, çalışıp üretme ilkel usullerle olup sınırlıdır. Osmanlı’da olduğu gibi bu toplumlarda düşünür olmaz. Üretici, doğanın ve çatışan tarafların izin verdiği oranda ürün elde eder. Elde edilen ürünün çoğuna çeteler el koyar. Ürün artışı için bilimsel çabalar yoktur. İklim değişimleri alışıla gelen üretim etkinliklerine zarar veriyor. Her yıl üretim miktarı, iklime bağlı olarak değişiyor.
Güney Afrika'da siyahların yaşadığı Soweto kasabasında Afrikaans dilinde eğitimi protesto eden öğrencilerin üzerine ateş açan Güney Afrika polisi 600 öğrenciyi öldürdü. 16-6-1976
(Irkçı Güney Afrika rejimi, Güney Afrika’da yaşayanların ortak iletişim aracı bir dile sahip olmasını istemiyordu.)
3-Bu toplumlarda din, mezhep, kabile, etnik… Nedenlerle bitmez tükenmez savaşlar yapılır. Çocuk savaşçıların sayısı 300.000 ile 500.000 arasında olduğu tahmin ediliyor. Okula gidemeyen, oyuncaklarla oynayamayan çocuklar, gerçek silahlarla ölüyor ve öldürüyor. Yöneticileri savaşan çocukları övdükçe övüyor.
4-Kadınlarda okuma-yazma oranı oldukça düşüktür. Kadınları cahil olan toplumların gelişmesi hayal bile edilemez.
5-Nüfus artış hızı yüzde dört civarındadır. Yani: Bu toplumlarda her geçen gün acı çeken, açlık belası ile yüz yüze gelen insan sayısı artmaktadır.
6-Gelişmiş ülkeler ve zengin firmalar bu toplumların sahip olduğu hammadde ve işlenmemiş zenginlikleri ile ilgilenmektedirler. Bu nedenle, firmalar ve gelişmiş ülkeler, bu toplumlara saldırmakta ya da gizlice liderlerle işbirliği yapmaktadırlar. Hammaddeleri nedeniyle bu toplumlara akan dolarlardan yoksulların haberi ve yararı olmuyor. Değişik uluslar arası oyunlarla dolarla zengin ülkelere geri akıyor.
7-Bu toplumların yoksullukları ile gelişmiş ülkelerdeki bazı insani kuruluşlar ilgilenmektedir. Ancak, insani kuruluşların sınırlı olanakları vardır. Zalim liderler ve çeteleri, insani kuruluşlara, “Yapacağınız yardımları, göndereceğiniz araç-gereçleri bize iletin; biz, onları kurallarımıza göre dağıtırız” diyorlar.
Liderler ve çetelerine teslim edilen yardımların işe yaramayacağını herkes biliyor. Yardım kuruluşu yöneticileri bilmez mi?
Bu toplumların çoğunluğunda kargaşa ve savaş vardır. Toplumlar, yöneticilerin denetimi dışındadır. İşin acıklı yanı, bazı yöneticiler isteseler de yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştıramazlar.
*
Süredurum Yasası gereği, değişimler için dış etkiler zorunludur.
1-Lüks tüketim ve silahlar toplumların gelişmelerini engeller, içe kapanmalarını, liderlerine bağlılıklarını artırır.
2-Dış dünyadan aktarılan bilgi, beceri, araç-gereç toplumların gelişmelerini hızlandırır.
İletişim Çağında, sadece yoksul değil, aç toplumlarda lüks tüketim ile silahlanma artıyor. Çünkü: Liderler bütün koşullarda çeteleri ile beraber makamlarını korumaya, düşmanlarını yok etmeye, lüks içinde yaşamaya çalışıyorlar. Liderler, düşmanlarına karşı silahlı önlemlerini arttırıyorlar ama iç savaşlar bitmiyor. Kazanan taraf, yenilen kabilelerin köklerini kurutmaya çalışıyor.
Yoksulluk arttıkça insanlar vahşileşir ve vahşi hayvanlardan daha yırtıcı ve acımasız olurlar. Aç toplumlarda, yoksulluğun ve sefaletin yanında her türlü acımasız davranışları; kadınlara, çocuklara, yaşlılara kanlı saldırıları görmek olasıdır.
Görüldüğü kadarıyla:
A-Bağımsızlık hareketleri bu toplumlara kusursuz zalim liderler ile gelişmiş silahları kullanma becerisi hediye etmiştir.
Dünyadaki insani kuruluşların, büyük dâhilerin katkıları olmadan bu toplumların gelişmesi oldukça zor gözüküyor. Çünkü: Yönetimlerinde bulunan çeteler her türlü değişime ve gelişmeye şiddetle karşı çıkıyorlar.
B-Bu toplumlar ortak iletişim aracı olan dilden yoksundurlar. Bu nedenle gelişmeleri zordur. İnsanlar kavramlarla düşünür. Sınırlı kavrama sahip diller, düşünme aracı olamazlar. Düşünenler yaratıcı olur ve gelişir.
C-Birleşmiş Milletler ve insani kuruluşlar bu toplumların gelişmesine pek etkili olamıyorlar.
Ayrıca, “Kendi toplumunu evrensel ölçülerle korumaya çalışmayan yöneticilere, diğer insanlar ne kadar iyilik yapabilir?” sorusuna cevap bulmak kolay değildir.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.






Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook








