Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

konuk_yazarEnsar Öğüt, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`na yönelik hakaretvari sözler kullanırken Ermenileri aşağıladı. CHP Erzurum İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen Ensar Öğüt, Amerikan NBS televizyonunda Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunu `Kürdistan’ diye gösterildiğini anlatırken hükümetin buna sessiz kaldığını ileri sürdü. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu`nu da bu durum karşısında sessiz kalmakla suçlayan Öğüt, şöyle devam etti:

`SEN TÜRK MÜSÜN?` DEDİ

"Bir nota vermiyor. Hiçbir açıklama yapmıyor. Dışişleri Bakanı sen ne işe yararsın? Senin soyadın Davutoğlu mu, Davutyan mı? Bilelim de. Davutyan`san sen Ermeni açılımı yapıyorsun. Adın ne, soyadın ne? Sen Türk müsün? Türkiye Dışişleri Bakanı mısın? Başbakan niye tepki göstermiyor? ...”

Bu ırkçı, evrensel insani değerler düşmanı milletvekiline şunları sormak gerekir:

1-Türkiye’de Ermeni vatandaşlar dışişleri bakanı olamazlar mı? Olurlarsa; ırkçı doktrinlerle mi, evrensel insani yasalarla mı ülke çıkarlarını korumaya çalışmalıdırlar?

2-Üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinde herhangi bir milletvekili, “Bizim dışişleri bakanımız Türk, Arap, Acem… mi?” diye, farklı etnik kökenli insanlara hakaret ederek eleştiri yapabilir mi?

Ortadoğulu kullardan evrensel düşünür, evrensel yönetici, evrensel komutan, evrensel yargıç olmaz. Evrensel düşünürler, yöneticiler, komutanlar, yargıçlar insan olanlar arasından çıkar. Ortadoğu’da:

1-İlkel Müslüman kullar vardır; gönüllü olarak haklarından vazgeçer, liderin peşinde kul-kuyruk olarak sürüklenirler.

2-Batılı  ülkelerden ithal edilen doktrinleri ezberleyenler vardır; yıkıcı sözcükleri tekrarlar, liderin peşinde koşar, kendilerine ayrıcalık isterler, kendileri gibi olmayanlara düşman olurlar. Örneğin, üç nesil önceki atalarını bilmezler, 5000 yıllık Türklükleri ile övünürler.

Her iki kesim de evrensel insani yasalara, ölçülü kurumlara, bilge yöneticilere düşman olur; ayrıcalık peşinde koşarlar. Türkiye, Mısır, Suriye… gibi ayrıntılı toplum yasalarını ithal etmiş toplumlarda rüşvet ve yasadışı uygulamalar had safhadadır. Niçin? Yöneticiler, komutanlar, yargıçlar yasadışı yollarla kişisel çıkar edinir; yasadışı yollardan edindikleri kişisel çıkarlarını, ithal doktrinlerle gizlemeye çalışırlar.

+Solcu,

+Milliyetçi,

+Liberal,

+Sosyal Demokrat,

+Irkçı  ve daha değişik renkli-desenli olanlar vardır.

Ortadoğu’da ithal düşünceleri benimseyenlerden az sayıda erdemli insan, “Yasaların üstünlüğü ilkesini” belleği ile onaylar. Çoğunluğu; sözde yasaların, gerçekte kişisel çıkarlarının üstünlüğünü benimser. Doktrinlerini dilleri ile savunurlar. Yani: Doktrinleri dillerinin ucundadır. Bu nedenle, böyleleri için ikiyüzlülük, yasadışı eylemler olağandır.

Türkiye’deki ırkçılar, sıradan Ortadoğulu kullar gibi ezberlediği ve papağan gibi tekrarladığı sözcüklerle övünürler. Sıkıştıklarında, doktrinlerini inkâr ederler. Örneğin, CHP yöneticileri, Türk ırkçısı olduklarını gizlerler. Doktrinini gizleyen insanlar ne kadar doktrinine inanmış olabilir? Böylelerine, “Bozuk ya da Çürümüş Doktrinliler” adı verilir. Örneğin, Hitler, doktrinini açıklıkla savunan biriydi ama yanlış ve zararlı düşünceleri savunuyordu. CHP’liler, Bozuk ya da Çürümüş İttihat ve Terakki doktrinini gizlice savunurlar. Çürümüş, bozulmuş doktrin veya düşüncelerden kim yarar edinebilir? Bozuk ya da çürümüş düşünceler, insanlar arasında, kin, nefret, kan, gözyaşı, hastalık, salgın… yayılmasına araç olur.

A-İttihat ve Terakki düşünürleri Osmanlı’nın dağılıp yok olmasını sağladılar.

B-Çürümüş ya da Bozuk İttihat ve Terakki taraftarı CHP’liler Türkiye Cumhuriyetini bölüp parçalamaya çalışıyorlar.

+Evrensel insani yasalar, evrensel insani değerleri ortaya çıkarır.

Evrensel insani yasaları bellekleri ile onaylayanlar, “Onurumu kaybetmektense bedenimi ateşe atmayı tercih ederim” der. Böyleleri, “Her insan öte dünyada kendi hesabını kendi verir” der, inançlı olur ve herkesin dini inanışına saygılı olurlar.

+Evrensel doktrinleri benimseyenler, doktrinin gerektirdiği bütün görevleri üstlenir, canlarını vermekten kaçınmazlar. Asla doktrinlerini gizlemez, hapis yatmaktan çekinmezler. Böyleleri, öte dünyaya doktrinlerinin penceresinden bakarlar.

+”Ya konuştuğun gibi davran ya da olduğun gibi konuş. Çoğunlukla ne konuşursan değil, ne yaparsan o sensin!” Çürümüş ya da bozulmuş doktrin taraftarları kurnaz, ikiyüzlü, nitelikli dolandırıcı, lider peşinde koşan kul-kuyruk olurlar. Konuşmaları ile yaptıkları sürekli çelişir. Demokrasiden söz ederler, kalıcı liderliği savunurlar. Böyleleri inançsız olurlar.

Örneğin, CHP lideri, hangi tür yöntemlerle kongrelerde başarılı oluyor ve genel başkanlığı sürdürüyor?

Daha önceden CHP’de egemen düşünceler nasıl, kurultaylar nasıl yapılırdı?

Kuruluş yıllarında CHP’de egemen düşünce şöyle özetlenebilir: “Her şey önce Türk milleti içindir. İslâmlık, insanlık bundan sonra gelir. Türk orijininden gelmeyenlerin tek hakları vardır: Asil Türk milletine kusursuz hizmetkârlık ve kölelik etmek.” Mahmut Esat Bozkurt

26–12–1938 Cumhuriyet Halk Partisi olağanüstü kurultayı toplandı. Kurultay İsmet İnönü'yü değişmez genel başkan seçti. Keşke, Deniz Baykal da değişmez parti padişahı ilan edilse!

Soru: Mahmut Esat Bozkurt mu, Ensar Öğüt mü daha dürüsttür?

Türkiye’de evrensel insani yasaları belleği ile onaylayan ama değişik düşünce sistemlerine inanan erdemli-onurlu düşünürlere, yöneticilere, komutanlara, yargıçlara ve vatandaşlara ihtiyaç yaratılmalıdır. Yasaların üstünlüğü ilkesini benimsemeyen, suçun ve günahın ferdiliği ilkesini işine geldiği sürece kabul eden, kişisel çıkarları gerektiğinde yasaları savunan, yasal boşluklar peşinde koşan ikiyüzlü, entrikacı, dolandırıcı kul-kuyruklardan kimseye yarar gelmez. Böyleleri, doktrinlerini gizler, doktrinlerini kişisel çıkar edinmede araç olarak kullanır ve etnik kökeni farklı vatandaşlara düşmanlık yaratırlar.

I-Evrensel erdemli ve onurlu insanlar zayıfları korur, zayıflar lehine haklarından vazgeçer, güçlüler karşısında ölçülü hakkını savunur.

II-Erdem ve onura yabancı kullar, “Güç, hak; güçlü, haklıdır!” der; gücün, liderin elinde olmasını savunurlar. Liderin gücü ile zayıfı ezer, onların servetine el koymak için fırsat kollar. Bu arada, “Vatan! Millet! Bayrak!” diye bağırmayı ihmal etmezler. Güçlü karşısında ise iki kat eğilirler. Asla, “Güç, yasal kurumların elinde bulunsun” demezler. Güç, yasal kurumların eline geçerse kendileri çürümüş düşünceleri ile toplumun dışına itilirler.  

Şu anda güç yasal kurumların elinde olsa ya da güçlü yasal kurumlar olsa, ırkçı CHP milletvekilleri böyle davranabilirler mi? Evrensel insani yasalara göre gizli ya da açık ırkçılık suçtur.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh
.


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.



Benzer Yazilar: