İki çeşit iktidar vardır. Birincisi bürokratik iktidar, ikincisi demokratik iktidardır. Bürokratik iktidar bürokrasinin yönetimidir. Bürokrasiyi halk seçmez. Atama ile gelirler. Halkın vergileri ile halka hizmet etmekle mükellef oldukları halde halka tepeden bakarlar. Zaman içinde kendisini korumak için hukûkî, ekonomik ve siyasi dayanaklar edinmişlerdir. Memurlarını halktan devşirirler ve onları toplumun efendisi olduklarına inandırırlar. Bürokrasinin ülkeye ve iktidara hâkim olduğu yerlerde demokratik iktidarın da sınırlarını belirlemeye çalışırlar.
Demokratik iktidar ise halkın hür seçimle belirlediği geçici bir iktidardır. Halk onu her şeye yetkili bilir ve her sorunun altından kalkması beklenir. Gerçekte ise her konuda yetkili değildir; ama her konuda sorumludur. Zira yetkilerin belirlendiği anayasa ve yasaların dışına çıkması mümkün değildir. Anayasa’yı değiştirmek ve yasaları yapma yetkisi vardır; ama bunu kullanmak o kadar da kolay değildir. Yılların bürokratik gelenekleri ve anti-demokratik yasaları buna imkân vermez. Bu durumda da davul demokratik iktidarın boynunda çomak ise bürokrasinin elindedir. Demokrasinin gelişmesi için atılan adımlar bürokratlar tarafından geleneksel cumhuriyete aykırı gibi gösterilerek bir de cumhuriyet düşmanı olmakla suçlanırlar. Demokratik iktidarın cumhuriyet ile bir problemi yoktur, cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak isterler. Amaçları demokratik bir cumhuriyettir; ama ne ki, ülkeye hâkim olan bürokratik iktidar tarafından cumhuriyeti ortadan kaldırmakla suçlanırlar.
Demokratik iktidar demokrasinin gereği olan kişi hak ve hürriyetlerinin lehinde çalışan ve bürokratik iktidarı sınırlayan iktidardır. Ama ne ki ülkenin her sıkıntısının sorumlusu demokratik iktidar, her başarının sahibi bürokratik iktidar olduğu vurgulanır. İhtilalleri doğuran, militarizmi destekleyen ve alkışlayan bürokrasi, bütün olumsuzlukların sebebini demokratik iktidarlara yüklediğini bilmeyenimiz yoktur. 12 Eylül ihtilalini yapanların siyasi partileri “tencereyi pisletmekle” suçlayıp kapatmasının nedeni budur. Bürokratik iktidarın destekçileri azınlıktır; ama kendilerini destekleyen yasalardan, kurumlardan, medya ve kilit bürokratik mevkidekilerle çoğunluktadır.
Ülkemizde 1950 yılında çok partili siyasi hayata geçişten sonra yaşanan cumhuriyeti koruma ve kollama mücadelesi bürokratik cumhuriyeti demokratik cumhuriyete dönüştürme mücadelesinden başka bir şey değildir. Demokrasiye direnen askerî, bürokratik ve anayasal kuruluşlar, yanlarına üniversiteleri, sendikaları ve sivil kuruluşları da alarak iki ihtilal ve iki muhtıra ile demokrasiyi askıya almışlar ve cumhuriyetin demokratik bir cumhuriyet olmasını engellemeye çalışmışlardır. Ama ne var ki demokrasi kaçınılmaz bir süreçtir. Dolayısıyla cumhuriyeti “birinci cumhuriyet”, “ikinci cumhuriyet” gibi sloganlarla müdafaa yerine “demokratik cumhuriyet” haline getirmek kaçınılmaz olacaktır.
Demokratik cumhuriyete geçişin iç ve dış dinamikleri vardır. Nasıl ki demokrasiye geçiş 1945’li yılların dış baskıları ve NATO gibi içinde bulunma zorunluluğundan dolayı ihtiyaç olmuş ise, Demokratik Cumhuriyete de AB gibi içinde bulunma zaruretinin zorlaması ile kaçınılmaz hale gelecektir. Zira yeniden şekillenmekte olan dünyada ya AB’nin içinde bulunduğu demokratik bir dünyada yerimizi alacağız veya geri kalmış ülkelerin yanında yerimizi alarak ABD ve İsrail politikalarının oyuncağı olmaya devam edeceğiz. Umarım kaderin bize çizmiş olduğu gelecek Demokratik AB, zengin ve gelişmiş ülkelerin yanıdır. Bunu da ülkemizi Ortadoğu ve İslam dünyasının lideri olmaya götüren bir süreç takip edecektir.





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...