"Tutku her iklimde yetişen bir bitkidir." Walter Scott Bu gece geç saatlere kadar bazı Ortadoğulu liderlerin yaşamlarını araştırdım. Mekânları Cennet olsun!
Muhammed Rıza Şah, 1942 yılında devrildi. Oğul Şah, 1979 yılında kaçtı-kurtuldu. Irak Kralı II. Faysal, ailesi ve başbakanı ile 1958 yılında öldürüldü; leşleri sokaklarda sürüklendi. Yemen İmamı ile Umman Sultanı oğulları tarafından tahtan indirildiler. Libya Kralı İdris, Kaddafi tarafından devrildi. Ürdün Kralı Abdullah, 1951 yılında öldürüldü. Suudi Arabistan Kralı Faysal, 1975 yılında, genç bir yakını tarafından öldürüldü. Irak Lideri Kasım, rakibi Arif’in kardeşi tarafından öldürüldü. Arif, helikopter kazasında öldü. Kuzey Yemen Lideri, kardeşi ile birlikte 1977 yılında öldürüldü. Öldüren, gönderilen bir paketle ortadan kaldırıldı. Paketi gönderen Güney Yemen Lideriydi. Mısır Lideri Sedat kör kurşunlara hedef oldu. Suriye ve Irak’ta meydana gelen askeri darbeleri saymıyorum. Sadece Suriye’de 28 askeri darbe oldu; her askeri darbeden sonra, devrilenler çoğunlukla öldürüldü. Ayrıca, yara alarak kurtulan liderleri de yazamıyorum. Çünkü: Liste uzadıkça uzar. Ama başka bir örneği daha yazmak istiyorum
Birleşik Arap Emirlikleri diye bir devletçik vardır. İngilizlerin gözetiminde 15 kabile bir devletçik oluşturur. Bunlardan yedi tanesi yönetimde sayılır. Bu yedi kişinin nasıl yönetime geldiğine göz atalım.
Şeyh Zayid kardeşini devirir ve yerine konar. Şeyh Raşid, amcasını öldürür. Şeyh Ahmet, amcasını öldürür; amcası da kardeşini öldürmüştü. Şeyh Sakir amcasını tepeler. Şeyh Sultan kardeşini yeğenine öldürterek makamına kurulur. Bu yiğit insanlar Bani Yas kabilesine aittir.
20. Yüzyılın ikinci yarısında öldürülen ve devrilen Müslüman liderler ile yerine konanlara ne ad verilir?
A-Tuzağını başarı ile gerçekleştirenlere, “Şerefli”;
B-Tuzağa düşenlere, “Şerefsiz” adı verilir.
Bütün Müslüman toplumlarda, şerefli-şerefsiz mücadelesi, geçmişte olduğu gibi, günümüzde amansız biçimde devam ediyor. Batılılar perde arkasında şerefsizlere kıs kıs gülüyor, açıktan ise şereflilere tebrik göndermek için fotokopi makinelerini sürekli çalıştırıyorlar. Niçin fotokopi makinelerini çalıştırıyorlar? Çünkü: Şerefli işbaşına gelince, şerefsizin bir sürü kuyruğunu şerefsiz olarak temizler. Batılılar, lider ile kuyruklarına, petrolün hatırı için sürekli tebrikler göndermek zorundadırlar.
Bir toplumda:
*Bilgi, beceri, araç-gereç birikimi sınırlı,
*Üretim tüketimden az,
*Belleklerde yasa kavramı ve toplumda işleyen kurumlar yok,
*Yöneticileri dizginleyecek denetimler yapılmıyorsa,
*Belleklerde evrensel insani değerlere ihtiyaç duyulmuyor,
*Belleklerde doğa ile doğaüstü iç içe ise o toplumlarda kavga, kargaşa, iç savaş… Eksik olmaz. Yönetimler keyfi olur.
Bütün Batı toplumları bu aşamaları yaşamıştır.
Batılının anlamadığı ilginç olay vardır: Lider Tuzağı.
Batıda, Roma kuralları, Hıristiyanlığa damgasını vurur. Daha doğru bir ifadeyle, Hıristiyanlık, Roma kurallarını kendi rengine dönüştürür. Bütün ilkel kavimler, ister istemez, Roma kuralları ile tanışır. Örneğin, düello bütün ilkel toplumlar tarafından öğrenilir. Düello, Batıyı Batı yapan olayların başında gelir.
Ortadoğu’da ise Müslümanlık, İlkel Arap gelenekleri ile bütünleşir. İlkel Arap geleneklerinin başında tuzak, soygun, gasp, talan, kervan soygunu gelir. (Şerefli davranışlar. Çünkü her kabile bu kadar şerefli soyguna kalkışamaz, tuzaklar kuramaz.) Soygun, talan ve gasp için tuzaklar hazırlanır. Neden? Araplar, kılıç-kalkan, ok-yay bilmezler. Ellerinde tahta labutlar, bir de delici, sivri silahlar olur. Bunlar, tuzak ile birlikte görev yapar. Arap, oku ve yayı nereden bulsun? Kılıcı nasıl yapsın? At kılından yaptığı ve insan boğmada kullandığı nesneye sıkı sıkıya sahip olmalıdır. Onu yaşamı boyunca kullanmalıdır. Bunun için sinsi hareket etmelidir. Arap, Ay ışığında işini yapmak zorundadır.
Arap gündüz uyur, gece soyguna çıkar. Kabileler, oldukça yoksuldur. Her kabile lideri, hem düşman kabilelerden, hem de kendi içindeki şerefsizlerden kendini korumak zorundadır. Kabile reisi, şeyh, şerefli insandır. Ama kabilesinin idaresini kaptırdı mı, şerefsiz olur ve leşi çöle atılır. Niçin? Gıda yoktur. Örtünmek için bez yoktur. Su yoktur.
Arapların çöllerdeki-şerefli-şerefsiz yaşantısı binlerce asır devam eder. Çünkü: Çöllere dış etki olmaz. Petrol dönemi öncesi, hangi güçlü lider Arabistan çölüne askerini sevk ederdi? Dış etki olmadan yaşam nasıl değişsin?
Müslümanlık, binlerce şerefli-şerefsiz kavgasının yapıldığı bölgede ortaya çıkar. Böylece, ilkel Arap gelenekleri, “İlahi kurallar” diye kullara sunulur. Bizans’tan alınan ganimetlerle Müslümanlık yayılır. Ama Müslümanlar, Bizans’tan üretmeyi değil, lüks tüketmeyi öğrenirler. Tarım küçümsenir. Asırlarca, Müslümanlar, Bizans’a yapılan saldırıların ve elde edilen ganimetlerin hayali ile yaşar ve köle olurlar. Hiçbir ilkel Müslüman âlim, “Yağma, talan, hırsızlık, adam kaçırma, tuzak… İnsanlık suçudur!” demez; aksine, insanlık suçlarını yüceltir. O günlere dönme ateşi ile yanar. Günümüz dünyasında Bizans yok ki! Bizans’ın yerini alan Müslüman liderler ve toplumları var.
Sonuçta: Şerefli-şerefsiz Müslüman liderler ortaya çıkar.
Osmanlı padişahları, ölünceye kadar görevde kalmak üzere Mekke-Medine şerifleri atarlardı. Ama Mekke-Medine şerifinin eline berat ulaşmadan, acı haberi İstanbul’a ulaşırdı. Yeni baştan Mekke-Medine şerifi için berat hazırlanırdı. 100’e yakın şerif atanır; ama ne yazık ki bunlardan üç tanesi eceliyle, şerefiyle ölür. Diğerleri, şerefsiz olarak can verirler.
Sadece, Mekke-Medine şerifleri mi?
Şam’a atanan yönetici sayısı üç yüzden fazladır. Bunlardan 250’si şerefsiz olarak ölür.
Ortadoğulu çoğunluk liderler, zengin olsa, petrol gelirlerine konsa da şerefsiz olarak can verir. Şerefli-şerefsiz kavgası hala devam ediyor.
İleride, Ortadoğulu liderler, evrensel şerefe ihtiyaç duyarlar mı acaba?
Evrensel onur ve erdem, evrensel insani yasaların ürünüdür.
2005 Irak Günlüğüm’den
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...