Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

konuk_yazarKürt açılımı  çerçevesinde alfabeye "Q,W, X" harflerinin ekleneceği haberleri muhalefetin tepkisine yol açtı. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay "Bu harflerin alfabeye eklenmesi mevcut devrim yasaları ve anayasa uyarınca mümkün değil" dedi.

Bu harflerin Türkçe'de kullanılan harfler olmadığını belirten Okay, "Bu yarı resmi ya da resmi halde etnik dili, etnik kültürü acaba eğitime monte etmek için ön girişim midir? Olabilir, ama mevcut anayasa ve yasalar çerçevesinde bu üç harfin eklenmesi bir yasal düzenlemeyi gerektiriyorsa, bu anayasanın değiştirilmez kurallarına ve eğitime ilişkin düzenlemelere aykırıdır" diye konuştu.

Atatürk, Türkiye’nin çağdaş uygarlığa ulaşması için çetin yolları denemekten çekinmedi. Asırların alışkanlıklarına meydan okudu. Örneğin, sözlü örf ve gelenekler yerine Batılı ülkelerden yasaları ve ölçülü kurumları ithal etti. Arapça alfabeyi değiştirdi, metrik sistemleri kabul etti, Batılı ülkelerde yaygın olan giysileri benimsedi… Kısaca: Türkiye’yi çağdaş bir ülke yapmak için sert tedbirlere başvurdu ve uğraştı.

1-Yeterli bilgi, beceri, araç-gereç, sermaye birikimi olmadığından bilimsel gelişmeler devam edemedi.

2-Belleklere egemen örf ve gelenekleri değiştirmek kolay değildir.

3-Yanlış tasarılar ve uygulamalar yapıldı; sonraki hükümetler düzeltmek için yeterli bilimsel çaba harcamadı.

Türkiye’de yasaların üstünlüğü ilkesi değil, doktrinlerin üstünlüğü ilkesi benimsendi.

A-Elit kesim Türklük Doktrinini kabul etti; herkesi Türk yapmaya uğraştı. Bir İngiliz’in İspanyol olması ne kadar saçma ise bir Kürdün Türk olması o kadar saçmadır. Ama Ortadoğu’da her türlü saçmalığa rastlanır.

B-Sıradan insanlar Müslümanlık Doktrinini benimsemeye devam etti. Sonradan, Batılıların desteği ile Türk-İslam Doktrini yaratıldı.

Atatürk ayrıntılı yasaları, ölçülü kurumları, Batılı eğitim sistemini, metrik sistemleri, alfabe, giyim-kuşam yeniliğini… Benimserken açık ve gizli tepkilerle mücadele etti. Çoğunluk eleştiri yapma yerine, düşmanlığı, övgüyü ya da susmayı benimsedi.

Yanlış tasarılar sonucu, Türklük Doktrini yasalardan üstün kabul edildi. Bunun sonucu:

1-Vatandaşlar arasında yapılan ayrımlar yıllarca devam ettirildi. Türk olanlar, “Güvenilir, vatansever, vatan sahibi, kusurlarına göz yumulur…” kabul edildi.

2-Kürt, Ermeni, Rum, Arap… Potansiyel suçlu kabul edildi. Çünkü: Türk olmayanlar, Türklük Doktrinin düşmanı diye öğretildi.

3-Müslümanlar gerici kabul edildi ama Türklük Doktrini peşinde koşanlar kendi dinlerini yaratamadılar. Örneğin, hakiki, gerçek CHP’LİLER hangi dine inanır ve dinlerinin kuralları nelerdir?

Sonradan Atatürkçülük Dini ortaya çıktı ama bu dinin kuralları gizlidir. Dolayısıyla, Atatürkçülük bir din değil, tarikat olarak kabul edilebilir. Şunu açık-seçik vurgulamak gerekir: Atatürk’ün, Atatürkçülük tarikatı ile doğrudan ilişkisi yoktur. Atatürk gibi üretken bir insan asla tarikat üyesi olamaz. Örneğin, Atatürk Cumhuriyet’i topluma yerleştirmek için sert uygulamalara başvurdu, Atatürkçüler Cumhuriyet’i askıya almak için çırpınırlar.

Şu anda AK Parti hükümeti, söylediği kadarıyla:

+Her vatandaşı yasalar karşısında eşit kabul etmeye çalışıyor.

+Türklük Doktrinini yasaların üstünden alıp yerine oturtmaya çaba harcıyor.

+Kürtçe konuşan vatandaşların kendi dillerini öğrenmeleri için yasal engelleri yıkmaya çaba harcıyor.

+Rum, Süryani, Ermeni, Arap… Vatandaşların dillerinin ve dini eğitimlerinin gelişmesi için yasal yollar araştırılıyor.

Kısaca: 100 yıldır saklanan acı gerçekler tartışılıyor. Bu duruma en sert tepki Türkçülük Doktrini taraftarları ile İttihat ve Terakki Doktrinini gizlice sürdürmeye çalışanlardan geliyor. Niçin?

I-Tatlı yalanlarla ülke bütünlüğünü sağlamaya çalışıyorlar.

II-Acı gerçeklerin ülkeyi böleceğini iddia ediyorlar.

Latin alfabesi benimsenirken q harfi seçilmeyerek boşluk yaratıldı. Bu boşluğu giderecek hükümetler ortaya çıkmadı. Bunun dışında:

Şu anda Türkiye’de binlerce, on binlerce, yüz binlerce kişi bilerek ya da bilmeyerek q, w, x harflerini her gün Türkçe'de kullanıyor. Bu insanlar anayasal suç mu işliyorlar? Bu insanların devrim mahkemelerine verilmeleri mi gerekir?

Bütün oluşumlar ihtiyaç ve tepki sonucu ortaya çıkar. İhtiyaç duyulmayan nesne, hareket ve hareket aralıkları tercih edilmezler. Örneğin, göçebe toplumlarda dakika ve saniyeye ihtiyaç olmaz. Eğer birileri göçebe toplumlara hassas süre ölçer hediye ederse; hediye, duvarda süs olarak saklanır ya da birileri tarafından yasaklanır.

Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bölgelerde asırlarca bilgi, beceri, araç-gereç  birikimi oluşmaz ve çalışıp üretme yaygınlaşmaz. Bu nedenle, basit sözlü kurallar yeterli olur. Evrensel yasalara, ölçülere, yönteme, insani değerlere… İhtiyaç olmaz.

Günümüz Türkiye’sinde:

1-Kürtler kimliklerinin kabul edilmesine ihtiyaç duyuyorlar.

2-Ermeni, Süryani, Rum ve diğer Hıristiyanlar dini okullarının açılmasına ihtiyaç  duyuyorlar.

3-Türkiye’de sermaye kesimi dünyaya açılmaya ihtiyaç duyuyor ve ürün satmak için bütün komşularla iyi ilişkiler istiyor.

4-Muhalefet bütün bu ihtiyaçlara tepki gösteriyor. Acı gerçeklerin tatlı yalanlarla gizlenmesini savunuyorlar.

Osmanlı’da ilkel yönetimin nimetlerinden yararlanan bağnaz vezirler her türlü yeniliğe savaş açarlar. Yüzlerce yenilik çabası başarısız olur ve Osmanlı uçuruma sürüklenir. Az sayıda yenilik başarıya ulaşır. Her yenilgiden sonra önerilen yeniliklere koşulur ama geç kalındığı için işe yaramaz. Günümüzde, muhalefet, Osmanlı ilkel vezirlerinin davranışlarını sergiliyor.

—Her türlü yeniliğe engel olmaya çalışıyorlar.

—Resmi kurumlarda yenilik yapılması için çaba gözükmüyor.

—İşsizlik hızla artıyor; seçenek sunulmuyor.

—Eğitim sistemi dershanelere terk edilmiştir.

—İnsani değerler ayaklar altındadır.

Bütün bunlar muhalefet partilerini ilgilendirmiyor.

Muhalefet q, w, x harfleri ile ilgileniyor.

Kürtleri yok kabul eden yalanların sürdürülmesini istiyor.

Müslüman olmayan vatandaşların dini eğitimlerine engel olmaya çalışıyor.

Ne muhalefet ama!

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.

Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.