Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

konuk_yazarBasit ölçülerle yapılan bazı tanımlar, aşırı tekrarlardan ötürü,  “Sağduyu, toplumun ortak doğrusu, kutsal…” kimlik özelliği kazanır. Böylesi kavramlara bütün toplumlarda rastlanır. Kutsal kimlik kazanmış kavramları evrensel ölçülerle tanımlamaya çalışanlar şiddetli tepki ile karşılaşırlar. Çoğunluğun savunduğu sözüm ona kutsal sözcüklerin hangi nesne veya hareketlere denk düştüğü sorgulanmaz.

Tarih boyunca kutsal kimlik kazanan kavramlardan biri devlettir. Özellikle sınırlı bilgi ve beceriye sahip insanlar, “Yaşasın devlet! Devletimiz Varolsun! Devlete kalkan eller kırılsın!” diye bağırırlar.

Devlet nedir?

Kurallar kurumları  yaratır.

1-Basit sözlü  örf ve geleneklerle yönetilen toplumlarda güçlü lider, cılız kurumlar olur. Güçlü olan lider, sahip olduğu silahlı güçlerle, toplumunu sevk ve idare eder. Lider, devlet; liderin oturduğu çadır, devletin yönetim merkezidir. Liderle birlikte devletin yönetim merkezi hareket eder. Örneğin, Timur, gittiği her bölgeye devletini beraberinde taşır. Timur, devlet; Timur’un oturduğu görkemli çadır, devletin yönetim merkeziydi. Bütün göçebe toplumlarda, lider, devlettir.

Osmanlı,  İstanbul’u fethedinceye kadar kurallardan yoksun göçebe düzeninde devletti. Daha doğrusu; Osmanlı padişahları, devlet; çadırları, yönetim merkeziydi.

Göçebe toplumlarda lider ölünce ya da savaşlarda yenilince devlet dağılırdı. Örneğin, Timur’a yenilen Osmanlı Padişahı, Osmanlı Devletinin dağılmasına neden olur. Tarih boyunca, binlerce lider-devlet, liderin ölmesi ile son bulur.

İstanbul’un fethinden sonra Bizans’tan alınan kurallarla, Osmanlı Saray Teşkilatı oluşur. Böylece: padişah, devlet; Saray, devlet yönetim merkezi olur.

Günümüzde, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Libya… Lider-devlet örnekleridir. Bu toplumlarda sözlü kurallar egemen olup lider devlettir.

Lider-devlette, liderin dili, dini, mezhebi, etnik kökeni… Devletin resmi dili, dini, mezhebi… Kabul edilir. Devletin dini, dili, mezhebi, etnik kökenine ait olmayanlar yabancı kabul edilir. Böyleleri, devletin üst kademelerinde görev yapamaz.

Lider-devlette, her türlü çaba, lider içindir. Lider, tanrıların temsilcisi kabul edilir. Lider, bütün toplumundan daha kıymetlidir. Terazinin bir gözüne lider, diğerine bütün toplumu konsa; liderin gözü ağır basar. Liderin kıymetini bilmeyenler, ona kem gözle bakanlar, kötü sözler sarf edenler her türlü cezayı hak eder.  

Lider-devletin neresi kutsaldır acaba?  

2-Ayrıntılı  yasalar, ölçülü kurumları yaratır. Ölçülü kurumlar bilge yöneticilerle sevk ve idare edilir.

Ayrıntılı yasaların egemen olduğu, ölçülü kurumlarla yönetilen toplumlarda; ölçülü kurumlar zinciri, devleti oluşturur. O halde, çağdaş anlamda devlet, kurumlar bütünüdür. Bazıları, devlet, "Resmi kurumlar bütünüdür” diye, tanımlar.

Bir zincirin en zayıf halkası, o zincirin gücünü tayın eder. Devlet resmi kurumların oluşturduğu zincir ise en zayıf resmi kurumun gücü, devletin gücü diye tanımlanabilir.

Batılı  ülkelerde, resmi kurumlar, vatandaşa hizmet etmek ve güçlenmek için yarış halindedirler. Zayıf kurumlara hükümetler yardım eder ve güçlenmelerini sağlar ya da işe yaramıyorsa kurumu lağvederler.  Hiçbir kurum yöneticisi ayrıcalıklı olamaz. Asker sivil her kurum yöneticisi kurumunu korumakla görevlidir. Görevini yapmayan ya da satan yönetici hak ettiği cezayı alır.

Batılı  ülkelerde, devlet, vatandaş içindir. Vatandaşın yaşam hakkını  güvenceye almak, tehlikelerden korumak, bilgi ve becerilerini geliştirmek, özgür birey olmaları için gerekli desteği sunmak… Devletin temel görevleridir. Resmi kurumlar toplamı olan devlet, yasadışı yollarla vatandaşlarına hizmet etme yolunu seçemez. Seçmeye kalkışan yöneticiler, hak ettikleri cezalara çarptırılır. Batılı ülkelerde hiçbir kişi ya da kuruluş yasalardan üstün olamaz.

“Devlet, resmi kurumlar bütünüdür” dedik ve kurumların başına bilge yöneticiler atanır. Yöneticiler yasalara uygun görev yaparlar. Bu nedenle, anadilleri, dinleri, etnik kökenleri, mezhepleri… Göreve gelmelerine engel oluşturmaz. Devletin dini, mezhebi olmaz.

A-İşleyen, ölçülü hizmet veren, yöneticileri yasalarla denetlenen resmi kurumlar güçlü devleti oluşturur.

B-Zarar eden, hantal, çürümüş, ölçülü hizmet sunamayan, yöneticileri denetlenmeyen resmi kurumlar zayıf devleti oluşturur.

*

Türkiye’de devlet nedir?

1-Türkiye ayrıntılı yasaları ve ölçülü kurumları Batılı ülkelerden ihraç eder.

2-Türkiye’de çoğunluğun belleklerine örf ve gelenek kuralları, basit ölçüler egemendir.

Bu kocaman çelişkiden ötürü; Türkiye’de, ayrıntılı yasalar durağan yapı kazanır, ölçülü kurumlar hantallaşır. Çeteler resmi kurumlara yerleşir. Ayrıcalık, sopa, korku, yalan, entrika… Yönetim araçları olur.

A-Cumhuriyet ile beraber TSK, polis-savcılar, maliye, MİT devlet kabul edilir. Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Başbakan, MİT, maliye ve polis-savcılar nedeniyle devlette etkilidir ama gerekirse, başbakan, görevden uzaklaştırılır.

Devlete hesap sorulmaz!

B-Devlet yetkililerine göre, bazı resmi kurumlar önemsizdir. Örneğin, belediyeler, soygun ve talan yerleridir. Bazı resmi kurumlardaki görevlilere güven duyulmaz. Örneğin, öğretmenler rahatlıkla gözaltına alınır. Buna karşın, mahkemelerin aradığı polisler görevlerine devam edebilirler. MİT görevlileri ile subay-astsubay-uzman çavuşlara kimse dokunamaz.

Türkiye’deki, resmi devlet bakışına göre, siyasi partiler üç kümeye ayrılır:

I-Devlet partileri,

II-Sıradan siyasi partiler,

III-Devlet düşmanı siyasi partiler olur. Örneğin, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi devlet düşmanı siyasi partiydi. Şimdilerde DTP benzer unvanı hak ediyor.  

Türkiye’de bilgi, beceri, araç-gereç birikimi artıp, çalışıp üretme yaygınlaştıkça devlet yapısı değişime uğruyor.

1-Resmi kurumlarda hantal yapı olduğu gibi korunuyor. Bu durum, ilkel devlet anlayışına ihtiyaç oluşturuyor. İlkel devlet anlayışı ile resmi kurumlardaki kirli ilişkiler sürdürülür ve gizlenir. Esasında gizlenmesine pek gerek yoktur; araba binenin, rüşvet almasını becerenindir. Örneğin, Özal döneminde, resmi kurumlarda yağma çoğaldığından, “Devlet tehlikede! Devlet elden gidiyor! Devlet korunmalı!” sesleri duyulmadı. AKP döneminde, resmi kurumlardaki soygunlar el değiştirdiğinden, “Devlet elden gidiyor! Devlet yıkılıyor! AKP kapatılmalı!” feryatları hiç dinmiyor. 80 yıldır devlet olanakları ile beslenenler feryadı figan ediyor. Seslerini ne ABD, ne AB, ne de Türkiye’deki işverenler dikkate alıyor.

2-Üreten kesimler devletin değişmesini ve denetim altına alınmasını istiyor. Resmi kurumlara çeki düzen verilmesini savunuyor. Bu durumda, resmi devlet görevlileri çılgına dönüyor. “Devlete uzanan eller kırılır! Devlet çok güçlüdür! Devlet değişmez ve değiştirilmez!” feryatları, ciğerleri parçalıyor.

Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri dış borç buldukça; azıcık çalıyor, bol keseden devlet giderlerini karşılıyor. TSK, polis-savcı, MİT ihtiyaçları temin ediliyor. Her gideri kısan maliye, hakiki devlet giderlerine el uzatamıyor.

Türkiye’de başbakan ve cumhurbaşkanı devlet tarafından yönetimden uzaklaştırılabilir.

I-1960 öncesi, “Bağlı olduğum siyasi parti devletten güçlüdür” diyen, bir başbakan ve cumhurbaşkanı alaşağı edilirler.

II-12 Mart’ta darbecilerle birlik olan cumhurbaşkanına dokunulmaz ama başbakan alaşağı edilir.

III-12 Eylül’de, bereket versin cumhurbaşkanı makamı boştu; darbeciler, başbakanı alaşağı etmekle yetindiler.

IV-28 Şubat’ta darbecilerle birlik olan cumhurbaşkanı görevde kalır, başbakan namaz külahını alıp makamdan uzaklaşır.

V-Temmuz 2007’de gönderilen e-mail ile başbakan seçime koşar.

Bütün bunlar, Türkiye’deki, “Çok güçlü! Çok kocaman! Çok büyük!” devlet yapısını sergiler.

İki defa darbe ile başbakan olarak görevden uzaklaştırılmış Demirel, Türkiye’de devlet yapısının değişmesine şiddetle karşı çıkıyor.

1-Evrensel insani yasaları ve ölçülü kurumları benimseyen vatandaşlar, ayrıcalıklara ve ayrıcalıklı kurumlara karşı  çıkar. Devletin ölçülü hale gelmesini, güçlü olmasını, kurumlar arasında ayrım yapılmamasını savunur.

2-“Güçlü  haklıdır!” diyen yöneticiler, ayrıcalıkları savunur, ölçülü yönetimlere savaş açar. Demirel hiçbir dönemde evrensel ölçülerle yönetimini sürdüren başbakan olmadı. Hep ayrıcalıkları savundu. İyi bir vezir ve padişah oldu. Bu nedenle de günümüzde askeri darbelerin bazılarını gerekli görüyor ve demokrasinin gelişmesine engel oluyor. Yönetimlerinde Türkiye’nin meşhur hırsızlarına kol-kanat geren Demirel’den başka türlü davranış beklenemez.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.