| Kan, Petrol ve İskender'in Kılıcı |
| Yazan Müslüm Üzülmez | |
| Pazartesi, 30 Haziran 2008 | |
|
Hz. Musa, Tevrat'ta kavmine böyle seslene dursun, bugün Ortadoğu ne "RABBİN kayırdığı bir memleket", ne de "RABBİN gözleri onun üzerinde". Ortadoğu'da göklerden yağmur yerine bomba, derelerden su yerine kan akmaktadır. Neden? Her şeyin bir başlangıcı, gelişimi ve sonucu vardır. Dünya'da ve özellikle de Ortadoğu'da durmadan bombalar patlıyorsa, kan dökülüyorsa, sürekli gözyaşı akıyorsa, buna neden; enerji kaynaklarına hâkim olma kavgasıdır. Bilinen bir gerçektir; bugün enerji eşittir petrol ve doğalgaz demektir. Eski Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdunnasır (1918-1970), petrolü, "uygarlığın yaşam damarları" olarak tanımlamıştı. O'na göre; petrol olmaksızın "onun araçlarından hiçbiri çalışmaz; ne büyük üretim yapan işletmeler, ne kara, deniz ve hava ulaşım araçları, ne savaş için gerekli silahlar, bulutlar üzerinde süzülen U-botlar. Petrol olmaksızın bunların hepsi paslanmış, hareketsiz, hiçbir işe yaramayan demir yığınına dönüşürler ." Dünyada bilinen petrol rezervlerinin %70'inden fazlası ve doğal gazın %40'ı, "enerji elipsi" denilen bir havzadan, Basra Körfezi ve Hazar Denizi havzasından elde ediliyor. Hazar Denizi havzasında ve Kafkasya'da gücü eline geçiren, Yakındoğu bölgesinden sonra dünyanın ikinci büyük petrol ve doğal gaz bölgesini kazanmış olur. Bu gibi yaşam damarları üzerinde egemenlik kurmanın kendi yaşam güvenlikleri açısından değerini bilen Amerika'nın, Rusya'nın veya bir üçüncü devletin, sanayileşip kapitalist gelişimini tamamlamış emperyal dünyalarının devamı ve sistemin işlemesi için bu yaşam damarlarını elde tutmaları gerekir. Yakındoğu, Avrupa'nın, Amerika'nın ve Japonya'nın petrol deposu olarak yaşamsal öneme sahip bulunmaktadır. Bu bölgede sesli değil, derinden, sessiz bir savaş yürütülmektedir. Ortadoğu ise, kanın, gözyaşının, savaşın, yıkımın, yoksulluğun, ilkelliğin hüküm sürdüğü bir bölge. Bu kara tablonun, yaşanan bu acıların nedeni, yeraltında yatan muazzam petrol kaynaklarıdır. Zamanında, Sovyetler Birliği, Batı'ya karşı verdiği mücadelede, Arap ve Filistin halklarının yanında görünerek, Batı'nın karşısında konumunu güçlendirmek için sürekli olarak Kızıldeniz, Arap Yarımadası ve Basra Körfezi'ne yönelerek petrol bölgelerini kuşatma ve petrol boru hatlarını kontrol altına almayı amaçlıyordu. Sovyetler Birliği çöküp dağılmasıyla bu amaca ulaşamadı. Meydan Amerika'ya kaldı. ABD, bu bölgeye tamamen egemen oldu. "Her şey petrole bağlı" realitesinden hareketle, ABD şimdi bu müthiş gücü elinde tutuyor/tutmaya çalışıyor. Ve bu gücü yitirmemek için de elindeki tüm imkânları kullanmaktan çekinmiyor. Askeri işgal, ekonomik ambargo, siyasi tehdit... her yol ve her yöntem kitabına uydurulup uygulamaya konuluyor. ABD, bunun için sadece "çıbanbaşı" ülkelere değil, Birleşmiş Milletler örgütüne bile şantaj yapıyor. 1990'lı yıllardan itibaren anlaşmalarla yüklenmiş olduğu sorumlulukları yerine getirmemekte ve Birleşmiş Milletler Daimi Komitesi tarafından belirlenmiş olan Birleşmiş Milletler üyelik aidatını ödememekte direniyor. Amerika'nın aidat borcu yaklaşık 1,7 milyar dolara ulaşmış. Bu borcunu ödemediği için Birleşmiş Milletler iflasın eşiğine gelmiştir. Aidat borcunun Birleşmiş Milletler'in tüm alacaklarının üçte ikisini bulmuş olduğu açıklanmaktadır. ABD, Birleşmiş Milletler'in altından finans kaynağını bu şekilde çekerek, Birleşmiş Milletler'in faaliyetlerini ciddi ölçüde sınırlandırılmıştır. ABD bu tutumuyla, Birleşmiş Milletler'i sık sık Amerika Birleşik Devletleri'nin hayati çıkarlarına ters/karşı düşen işler yapan ve "sosyal ve ekonomik reform paketlerini onaylayan", "karar mekanizmalarındaki oy çokluğu uygulaması nedeniyle ABD'nin etkisini aza indiren" bir kuruluş olarak görüp, onu cezalandırmıştır: Ağanın şeyinin üstüne şey konulur mu!?. Yıllardır savaşın, yıkımın, ilkelliğin, yoksulluğun, kan ve gözyaşının nedeni ve suçlusu sadece Amerika veya gelişmiş başka ülkeler midir? Hiç, Yakındoğu ve Ortadoğu ülke yöneticileri ve halklarının suçu yok mu? Bence, asıl suçlu olan ilkin bu bölgelerin "hain" yöneticileri, sonra da "halkları"dır. Bu yöneticiler ki; adil bir düzen özlemi duyanlar için artık her türlü diktatörlük ve baskılar, dinsel, etnik aidiyetlere ya da kimliğe ilişkin sorunları çözmede; ekonomik, sosyal, askeri ve teknolojik gelişmelerdeki yetersizlikleri ve becerisizlikleri ile kanıtlanmıştır. Orta Doğu ve Yakın Doğu'da yaşayan halklar da, kul olmaktan vazgeçmelidirler. Özgür birer vatandaş olarak ülkelerinde söz ve karar sahibi olmaları için bilgiyle donanıp, demokratik normlara dört elle sarılmalıdırlar. Demokrasiden başka çözüm yolu yok! Şair Sezai Karakoç'un, "Gordiom'da bir İskender" yazısı, içinde bulunulan bu duruma güzel bir örnektir. S. Karakoç, bu yazısında İslam dünyasını analiz ederek çözüme yönelik ipuçları verir: İslam ülkelerinin problemleri bir birine dolanmış, tam bir kördüğüm haline getirilmiş. Kördüğüm sadece dıştan örülmemiş, içten de örülmüş. Şimdi bu kördüğümü çözecek bir "yiğit", bir İskender aranmaktadır. Bu kördüğüm nasıl çözülecek? Hep, bir İskender gelsin, bir kılıç vursun ve bu düzelsin denilirse, bu zihniyet değişmezse hiçbir zaman İskender gelmeyecektir. Gelse de kimse kabul etmeyecektir. Düzmece İskenderler asıl İskender'i gölgeleyecektir. İskender'in kafası Aristo, Aristo'nun kolu İskender olduğu için kördüğüme çözüm bulunabilmişti. Uygulayıcısız düşünürler ve düşünürsüz aksiyon/eylem adamları geldikçe kördüğüm olduğu gibi kalacaktır. Gordiom'da bir İskender gördüğünüzde iyi biliniz ki atının terkisinde bir düşünürün kitabı vardır. Bilgili ile donanıp akıllıca bir mücadele etmez ve direnmezsek kördüğümün çözüleceği yok! Kan ve gözyaşı daha çok akacak, yeşil dolar kıble olmaya devam edecektir. Bilgisiz insan her daim köle olmaya mahkûmdur Müslüm Üzülmez 01.02.2007 http://www.uzulmez.info/muslum Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Bu Yaziyi Tuttum!
Kaydet/Paylas
Bunu Email'lemem Lazim!
Hit: 133 Trekbek(0)
Yorum Ekle!
Etiketler: ortadoğu lider islam dünyası israil hz. musa tevrat birikim filistin tevrat petrol yakındoğu avrupa japonya savaş sovyetler birliği |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 01 Ağustos 2008 ) |








































.........