Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 43 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (43)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
ishak-kocerİnsanların ekonomik durumları çoğu zaman eğlence anlayışlarında belirleyici oluyor.Gelişmiş toplumlarda insanların eğlence anlayışlarında televizyon önemli bir yere sahip olmuyor.Ama bizim gibi toplumlarda televizyon tek eğlence aracı olarak hükmünü sürüyor.

Televizyon eğlence hayatımızda belirleyici olunca, televizyon kanalları en fazla izlenen kanal olabilmek için rekabet içerisinde oluyorlar.Normalde rekabet kaliteyi getirir ama, televizyonlara baktığımızda kalitesizlikten başka bir şey görmüyoruz.Birbirinin taklidi olmaktan öteye gidemeyen diziler, saçma sapan yarışma programları, magazin adı altında her türlü ahlaksızlığın ekranlarda boy göstermesi televizyon kanallarının kalitesizliklerine sadece birkaç örnek olarak verilebilir.
Bir zamanlar BBG tarzı programlar ekranlara hakimken, son yıllarda bir dizi patlaması yaşanıyor.Sinema, tiyatro gibi faaliyetlerin lüks olarak kabul edildiği bu toplumda bu diziler önemli bir açlığı gideriyor.

Normalde bu dizilerin izleyicisi değilim ancak bir süre önce bir arkadaşımın tavsiyesiyle Köprü adlı bir diziyi izledim.Ayşe Kulin’in geçtiğimiz yıllarda bir trafik kazasında kaybettiğimiz Recep Yazıcıoğlu’na adadığı aynı adlı kitabından televizyona uyarlanmış bir dizi.Terörün yoğun olarak yaşandığı doğu illerinden birinde görev yapan bir valinin hikayesi.Görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir  vali ve yapım aşamasında olan bir köprü var bu dizide.

Tam da benim izlediğim bölümde enteresan şeyler oluyordu.Az sayıda terörist askerlerle oyalama amaçlı çatışmaya giriyor, bu arada onlarca terörist yapım aşamasında olan bu köprüyü yıkmak istiyorlar.Çok zeki olan komutan kişi oyuna geldiklerini fark ediyor, köprüyü kurtarmak için bir grup askerle beraber yola çıkıyor.Teröristler çoktan köprüye ulaşmışlardır ama iyiler mutlaka kazanır anlayışıyla köprüyü yıkmaları imkansızdır.Köprü inşaatında çalışan mühendis teröristleri fark edince işçilerin kaçmasını sağlar ve yanında bulunan yardımcısıyla teröristlerle mücadele eder.Ellerindeki tükenmez kurşunlu tabancalarla otomatik silahlı teröristleri köprüye yaklaştırmazlar.Bir süre çatışırlar tam kurşunları bitecekken  karşıki tepelerden kahraman Mehmetçik görülür ve teröristler imha edilir, köprü kurtulur.

İlk olarak aklıma Cüneyt Arkın geldi.Cüneyt Arkın’da filmlerinde Battal Gazi olur Haçlı ordusunu dağıtır, Kara Murat olur Bizans’ı tarihe gömerdi.Polat Alemdar’da Irak’ta Türk askerinin intikamını yanındaki iki mafya bozuntusuyla alıyordu. Sinema ve televizyon dünyasında 1970’li yıllarından bu yana hiçbir şey değişmiyor, bir Türk dünyaya bedel oluyor.

Köprü adlı dizi oldukça saçma mesajlar veriyor.Birincisi devletin çok şefkatli olduğu mesajı, çünkü dizide devlet yatırım yapıyor ancak teröristler bunları sabote ediyordu.Teröristi savunacak değilim ama terörün yaşandığı o bölge sistemli bir şekilde fakir bırakılmış bir bölgedir.Ayrıca devletin valisi dizideki gibi çok da babacan olmuyor genelde.Recep Yazıcıoğlu halka kucak açabilmiş bir valiydi, ama bir çoğu için aynı şeyi söyleyemeyiz.Kürtçe’den başka dil bilmeyen yardıma muhtaç insanların sırf Türkçe bilmedikleri için yardım edilmediğini biliyoruz.Bunlar o illerde görev yapan valilerin denetiminde oluyordu.Hatta doğuda öyle valiler vardır ki kendince silahlı ekipler kurup terörle mücadele ederler.Bir zamanların Batman valisi Salih Şarman bunun en iyi örneğidir.Devletin ordusu oradayken kendi silahlı ekibini kurarak ekstra iş olarak komutanlık yapmaya başlamıştır.

Köprü adlı dizinin ilginç mesajlarından biri de askerlerin tam zamanında yetişerek insanları ölmekten, köprüyü yıkılmaktan kurtarmalarıydı.Bu da aklıma  21 Ekim 2007 tarihinde Dağlıca’da meydana gelen çatışmayı getirdi.12 askerin öldüğü, 16 askerin yaralandığı, 8 askerin esir düştüğü  bu çatışma iddialara göre otuz altı saat sürmüş, ancak kendilerine yardım gelmediği için bu kadar büyük kayıplar verilmiştir.Demek ki gerçekler bu dizide yaşananlar gibi olmuyor.

Aslında bu tarz yapımlar insanların zaten hassas olduğu şu dönemlerde, bu hassasiyetler üzerinden reyting kapmaktan başka amaç taşımıyor.Son dönemlerde ekranlarda yoğun bir Milliyetçilik pompalanıyor insanlara.Zaten eğitim sistemimiz milliyetçi bir anlayışla şekillendirilmiş, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, bir Türk dünyaya bedeldir anlayışını yerleştiriyor kafalara.İşte bu anlayış son dönemlerde ekranlardaki yapımlarda desteklenerek Türk milliyetçiliği işleniyor.Ancak rüzgar eken fırtına biçer seksen yıldır bu halka Türkçülük anlayışını sunanlar Kürtçülük biçmişlerdir.

Son dönemlerde artan şiddet olayları sonrasında halkın hassasiyetini gören yapımcılar ve televizyon kanalları bu hassasiyet üzerinden reyting toplayarak kısa sürede kazançlı çıkabilirler.Ancak toplum bu pompalanan milliyetçilikten zararlı çıkacaktır.Çünkü Milliyetçilik yer yüzünün hiçbir yerinde huzur sağlamamış, aksine var olan huzuru yok etmiştir

Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.



Benzer Yazilar: