Milli Eğitim Bakanlığı Unicef ile işbirliği yaparak ve sivil toplum kuruluşlarının da desteğini alarak ülkemizin değişik yerlerinde eğitim olanaklarından mahrum kız çocuklarının eğitime kazandırılması için çalışmaktadır.Kamuoyunda bu Haydi Kızlar Okula! kampanyası olarak bilinmektedir.Ülkemizin değişik yerlerinde özellikle de kırsal kesimlerde çocuklar maalesef eğitimden mahrum bir şekilde yetişmekteler.Ülkemizin geleceği olan bu çocuklar içinde özellikle kız çocukları biraz daha zor durumdalar.
Kimi zaman yaşadıkları yerlerde okul yoktur, kimi zamanda okul olmasına rağmen anne babalarının cehaleti, bağnazlıkları yüzünden hiç eğitim alamamakta ya da okuma yazma öğrenecek kadar eğitim alabilmekteler.Bu kampanya ile birçok yerleşim yerinde bu çocuklara ulaşmak ve onları tekrar eğitime kazandırmak amaç edinilmiştir.Kuşkusuz bu ülkemiz adına olumlu bir gelişmedir ve her vatandaşımız elinden geldiğince bu tarz kampanyalara katkıda bulunmalıdır.
Evet devletimiz bu kampanya ile çok faydalı bir iş yapmaktadır.Yaşları 6-14 arasında değişen kız çocuklarını eğitime kazandırmak ve onları nitelikli bir hale getirerek ülkemizin geleceğinde söz sahibi insanlar yapmak takdir edilmesi gereken bir anlayıştır.Ancak eğitim 14 yaş sonrasında da devam etmektedir ve bir sonu yoktur.
14 yaşına kadar eğitim almış ya da lise mezunu olmuş bir insan için eğitim devam etmektedir.Üniversite insan hayatı için çok önemli bir yere sahiptir.Devletimiz bir yandan Haydi Kızlar Okula! kampanyaları yapmakta ama diğer yanda bilim yuvası olması gereken üniversitelerde insanların dini inanışlarının gereği olan kıyafetlerine müdahale etmektedir.İnsanları inandıkları gibi giyindikleri için üniversitelerden uzaklaştırmakta insanları okumak ile inancından taviz vermek arasında bir tercih yapmaya zorlamaktadır.
İşte sorunda burada başlamakta aklı hür, vicdanı hür insanlar olması gereken öğrenciler üniversitelerde profesör mertebesine ulaşmış insanların dayatmaları sonucu akılları vicdanları esir alınmış insanlara dönüşmektedir.Bir yandan kız çocuklarını eğitime kazandırmak için kampanyalar yapan devletimiz diğer yandan da üniversite eğitimi alacak duruma gelmiş kız öğrencilere bu hakkı vermemekte inançlarının gereğinden vazgeçmelerini beklemektedir.Maalesef bu çağdışı dayatma sonucu birçok kız öğrenci lise mezunu olarak kalmakta belki de hayatlarının en aktif olmaları gereken bir dönemde pasif bir insan olarak kalmaktalar.Kimi bu dayatmalara boyun eğerek kıyafetinden vazgeçmekte kimisi ise eğitimini lise mezunu olarak noktalamaktadır.
Kılık kıyafet dayatmaları yüzünden birçok öğrenci ülkesini terk etmekte, ülkelerinde görmeleri gereken saygıyı yurtdışında görmekteler.Çalışma hayatında da aynı dayatmaların olması birçok nitelikli insanı çalışma hayatından da soyutlamaktadır.
Türkiye gibi laik devlet anlayışını benimsemiş bir ülkede insanların örtüleri devlet açısından bir tehdit olarak görülmemelidir.Aksine ülkemizin dinsel etnik farklılıkları ülkemizin zenginlikleri olarak değerlendirilmelidir.Geçmişte yaşanan sıkıntıların çözümsüz bırakılarak geleceğe taşınması ülkemize bir şeyler kazandırmayacağı gibi çok şey kaybettirecektir.Onun için bu yasaklarının mağdurlarının seslerine kulak verilmeli, sorunları çözülerek mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir.Ülkemizin yeni bir kampanyaya daha ihtiyacı var sanırım.
Haydi Başörtülüler Üniversiteye!
Etiketler:





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...