Yanlış hatırlamıyorsam 1989 yılıydı henüz altı yaşındaydım. O dönemler TRT'nin reytinglerinin oldukça iyi olduğu zamanlardı. Çünkü tek kanallı dönemdi başka kanal yoktu. Çaresiz bir şekilde önümüze ne sunulursa onu izlerdik. Daha sonra TRT2 ve diğerleri başladı yayına. Ama farklı bir şey yoktu TRT hep aynı şeyleri tekrarlardı, çünkü dediğim gibi tek kanallı dönemdi ve TRT beyaz camın kralıydı.
Daha sonra özel kanallar açıldı yavaş yavaş TRT'nin tahtı sallanmıştı ama tek kanallı dönemi yaşayanlar için birçok unutulmazı kendinde barındırmıştı. Bende kıyısından köşesinden tek kanallı dönemi görmüştüm ve benim içinde unutulmaz bir program vardı TRT'de.
Evet henüz dünyayı yeni tanımaya başlarken TRT'de Anadolu'dan Görünüm adlı bir programı tanımıştım. Ülkenin değişik yerlerinden görüntüler olurdu, çiftçilerin konuşmaları ekrana yansırdı, tarım ürünlerinden bahsedilirdi.
Ancak Anadolu'dan Görünüm'ü benim için unutulmaz kılan ekrana getirdiği çiftçiler ve onların yetiştirdiği sebze meyveler değildi. Zaten bu program için çiftçiler hep piyon sebze meyveler ise eşantiyon olmuştu. Genel olarak doğuda yaşanan terör olaylarını konu olarak seçerdi. Askerlerin görüntüleri, ölü ya da diri ele geçirilmiş PKK'lıların görüntüleri eksik olmazdı. Üstünde sinekler uçuşan insanların cesetleri sansür nedir bilinmeden ekranlara gelirdi. Terör gelecek hafta bitiyor, güzel günler göreceğiz tadında yayın yapılırdı.
Anadolu'dan Görünüm'ü benim için unutulmaz kılan ise birçok gerçeği göremeyen bir program olmasıydı. Daha doğrusu gördüğü gerçekleri kabullenemeyen bir program olmasıydı. Bu programa göre Anadolu'da sadece Türkler vardı. Sonuçta bir devlet kanalı olan TRT'de yapılıyordu ve devletin yaptığı gibi Türkler dışındaki halkları inkar ediyordu.
Özellikle PKK'ya yönelik operasyonların konu olarak seçildiği bu programda Kürtler ile ilgili birçok şeyi duymak mümkündü. İşte 1989 yılında bir bölümünde Kürtlerin devlet tarafından hala kabullenilmediği yıllarda bir yandan PKK ile ilgili haberler verilirken, diğer yandan da Kürtlerin varlığı ekranlarda inkar edilirdi. Aslında Kürt diye bir halkın olmadığı söylenirdi.
Kürtçe'nin bir dil olmadığı ekrana çıkarılan birkaç kişi tarafından söylenirdi. Kürtçe denilen şeyin aslında Farsça'dan Türkçe'den ve başka dillerden çalınan kelimelerle bölücüler tarafından oluşturulduğu söylenirdi. Filolog olup olmadıklarını hala merak ettiğim adamlar ekrana çıkar, yurtdışında bulunan Kürtlerin çıkardığı Kürtçe öğrenimi ile ilgili bir kitabı gösterir kendilerince Kürtçe'nin hangi dillerden kelime çalınarak oluşturulduğunu ispat ederlerdi.
Daha sonra özel kanalların açılmasıyla hem TRT hem de bu program popülaritesini yitirdi. 2000'li yıllara kadar devam etti Anadolu'dan Görünüm adlı program. Daha sonra sessiz sedasız ekranlara veda etti. Büyüdükçe Kürtçe ile ilgili değişik kaynaklardan bilgi edindim Anadolu'dan Görünüm'de söylendiği gibi çalıntı bir dil olmadığı Kürt halkının tarih boyunca kullandığı özgün bir dil olduğunu ve diğer dillerden kelime aldığını yine başka dillere kelime verdiğini öğrendim. Başta Rusya ve Hollanda olmak üzere birçok ülkede üzerinde akademik çalışmaların yapıldığı bir dil olduğunu, yine cumhuriyet öncesi Osmanlı döneminde Kürt halkının yaşadığı bölgede konuşma dili olmanın ötesinde eğitim dili olduğunu öğrendim. Cumhuriyetin kurulması ile birlikte yasakların inkarın başladığı ve bu dili konuşanların ceza aldığını öğrendim. Kürtçe'den başka dil bilmeyen insanların toplumsal yaşamdan uzaklaşmak zorunda kaldığını öğrendim.
Kürtçe'nin bir dil olduğunu öğrenen sadece ben değildim, TRT'de öğrenmişti Kürtçe'nin bir dil olduğunu. 2004 yılına gelindiğinde TRT yıllarca inkar ettiği Kürtçe ve diğer dillerde haftada yarım saatte olsa yayın yapmaya başladı. Yeterli olduğunu söylemek mümkün değil ama inkardan kabullenmeye gelen süreçte alınan yol hiçte az değildi. Anadolu'dan Görünüm TRT'nin yerel dillerde yayın yaptığını görmedi. Bugün artık Anadolu'dan Görünüm adlı bir program yok ama bitiyor denilen PKK hala var. Bugünün çocukları bizim gibi ekranlarda cesetlerin olduğu programları izlemiyor ama ülkenin bir bölgesinde gençlerin öldüğünü annelerin yüreklerine ateş düştüğünü biliyorlar.
Çünkü yıllardır devam eden düşük yoğunluklu savaş hala devam ediyor, biz çocukluğumuza dair nasıl cesetleri inkarı hatırlıyorsak bugünün çocukları da ölüm haberlerini annelerin gözyaşlarını hatırlayacak. Çünkü çözümü sadece askere ve onun yapacağı operasyonlara bağlayan bir anlayışla sorunun çözülmesi imkansız. Yaşanılan bu acıların en önemli sebebi olan Kürt Sorunu'nu tartışmaktan dile getirmekten korkan bir anlayışla maalesef bu acıları bitirmek imkansız.
Çocukluğumla ilgili daha güzel bir yazı yazmak isterdim ama maalesef aklımızda kalanlardan ancak böyle bir yazı çıktı. İnşallah bugünün çocukları büyüdüklerinde hep güzel şeyler hatırlar.





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...