Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 43 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (43)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Sishak-koceravaşlardan kurtulamayan, barış üzerine bir yaşamın kurulamadığı dünyada her ülkenin bir orduya ihtiyacı vardır.Terörle mücadele eden, bulunduğu coğrafyada savaşların eksik olmadığı ülkeler için ordu vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.TSK bu yüzden ülkemizin çok önemli bir kurumu olarak varlığını sürdürmektedir.

Kimi ordular halkları için bir güvence iken, kimi ordular ise birer korku imparatorluğu olmaktadır.Silaha sahip olanlar, yaşadıkları toplumu dikkate almadıkları zaman silahlarını kullanarak, haktan, hukuktan uzak bir şekilde çıkarlarına ulaşmaya çalışmışlardır.Darbe olarak isimlendirilen askeri müdahaleler çoğu zaman halkın yararına değil de, bir grup azınlığın çıkarlarına hizmet etmiştir.Bu tarz darbeler ile ilgili sadece ülkemize bakmak bile böyle bir sonuca ulaşmak için yeterlidir.

Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığında, demokrasinin ülkemize uğramadığını, ya da kendini hissettirmeye başlayan demokrasinin sürekli kesintiye uğradığını, postal seslerinin eksik olmadığını görüyoruz.Her müdahalede halk için diyerek halkın beklentilerinin dışında hareket eden ordunun kendisidir.Düşmanlarla mücadele etmesi gereken kurumlar halkın iradesiyle mücadele etmiştir.Adnan Menderes’in idam edilmesi Türkiye’de halkın iradesinin nasıl hiçe sayıldığının en önemli kanıtıdır.

Türkiye’de yapılan askeri müdahaleler her zaman statükoyu devam ettirmek için yapılmıştır, bu yönüyle TSK’nın değişime kapalı olduğu sonucuna ulaşabiliriz.Adnan Menderes iktidara geldiğinde tek partili dönemin katı devletçi tutumundan vazgeçerek, liberal bir politika izlemiştir.Bunun dışında ezanın halkın istediği gibi okunmasının önünü açmıştır.Ancak bu değişim süreci darbe ile sonuçlanmış, halkın seçtiği bir başbakan idam edilmiştir. Adnan Menderes’in idamı bana Genç Osman’ı hatırlatır.Genç Osman halkın kararı ile devletin başına gelmemişti ama, tıpkı Adnan Menderes gibi değişimden yana olan birisiydi.Özellikle Lehistan seferinin başarısızlıkla sonuçlanması ile askeri alanda yeniliklerin yapılması gerektiğini anlamıştı.Ancak karşısında tıpkı Adnan Menderes’i idam edenler gibi değişime kapalı Yeniçeri ordusu vardı.Adnan Menderes’in idam edilmesi nasıl halk tarafından kabullenilmemişse, Genç Osman’ın öldürülmesi de kabul edilmemiş birçok isyana sebep olmuştur.

Kimi zaman sağcıyı, kimi zaman solcuyu ya da herhangi bir toplum kesimini hedef alsa da ülkeye hiçbir faydası olmayan bu darbelerde halkın payına her zaman mağduriyet düşmüştür.

Ordu sivil siyasete yönelik müdahaleleri ile değişimin önünde bir engel olarak kendini hissettirmektedir.1923 Türkiye’sinde ısrar eden, değişen dünya ve ülke şartlarını dikkate almayan, halkın beklentilerinin önünde bir engel olarak varlığını devam ettirmekte.Kürtlerin haklarından bahsedenleri bölücü, dindarların haklarından bahsedenleri irticacı ilan eden bir personele sahip.Oysa yıl 1923 değil artık, ülke, dünya, toplum değişiyor ama TSK değişimin karşısında yer alarak halka karşı bir tutum alıyor.Gerçi TSK bazı değişimlere ayak uydurmakta, artık sivil siyasete internet aracılığı ile müdahale edebilmektedir.27 Nisan 2007 tarihinde yapılan basın açıklaması bunun için yeterli bir örnektir.Bu açıklamada Kutlu Doğum Haftası ile ilgili etkinlikler irticai faaliyet olarak değerlendirilmiş, halkın inancından duyulan rahatsızlık ifade edilmiştir.Ayrıca “Ne Mutlu Türküm Diyene!” anlayışına karşı olan herkes düşmanımızdır denilerek Kürtlere de gözdağı verilmiştir.

Demokrasinin üzerindeki bu baskılara en fazla tepkiyi vermesi gereken medya olmasına rağmen, bu tarz olaylarda medya darbe yanlısı bir tavır almaktadır.Hatta ordu siyaset üzerindeki etkisini azalttığında postal yalayıcısı köşe yazarları darbe çığırtkanlığı yapmaktan geri durmamaktadır.12 Eylül 1980 darbesinde gazetelere yayın yasağı uygulanmış, birçok gazeteci saldırıya uğramış, birçoğu hapis cezası almıştır.Postmodern Darbe olarak anılan 28 Şubat sürecinde bazı gazeteciler işsiz kalmıştır.Medyanın bu kadar mağduriyet yaşamasına rağmen darbecilere çanak tutmasının en önemli sebebi medyaya hakim olan grupların medyayı ticari işlerinde bir araç olarak kullanmalarıdır.

Bu tarz müdahalelerin en büyük mağduru olan halkımız, böylesi olaylardan sonra yapılan seçimlerde her zaman darbecilere en güzel cevabı vermiştir.Ayrıca aydın geçinen medya mensuplarından çok daha fazla demokrasiye sahip çıkmıştır.12 Eylül 1980 sonrasında ilk seçimler 1983 yılında yapılmış, darbecilerin karşı propagandalarına rağmen halk Turgut Özal’ı tek başına iktidar yapmıştır.

Siyasetçiler ise, halkın darbecilere verdikleri dersten faydalanamamış sürekli askeri oligarşiye taviz veren bir görüntü çizmişlerdir.İstisnalar olsa da Türkiye’de siyasetçiler çoğu zaman darbe korkusuyla kendilerine oy veren halkın beklentilerinin aksine hareket etmiştir.Bu tutum askeri oligarşiyi cesaretlendirmiş ve baskısını her zaman hissettirmiştir.

Genç Osman’dan Adnan Menderes’e ve günümüze bu topraklarda maalesef halk iradesi hiçe sayılmıştır.Dün isyan eden devlet adamlarını değiştiren Yeniçeri Ocağı vardı, bugün ise ismi değişik zihniyeti aynı kurumlar.Dün padişahlar öldürülüyordu, sadrazamlar değiştiriliyordu bugün ise başbakanlar, bakanlar idam ediliyor ya da gece yarısı hükümetlere gözdağı veriliyor.Olan her zaman bizlere oluyor, silahların gölgesinde demokrasimiz yerinde sayıyor dünyanın gerisinde kalıyoruz.Yaşananlara tepkisiz kaldıkça da dünyanın gerisinde kalmaya mahkumuz.


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.



Benzer Yazilar: