Derin Düşünce

teror_gg

Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 45 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (45)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ishak-kocerPiyasada kendi kendisine "Türk basınının amiral gemisi" sıfatını takan bir gazete var. Türk basınının en yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan bu gazetenin adı herkesin bildiği gibi Hürriyet. Kendi kendisine taktığı bu sıfatı öyle kolay kabul etmişiz ki "Türk basınının amiral gemisi" denildiğinde Hürriyet'ten başka bir isim gelmez aklımıza. Bu gazetenin adı Hürriyet ama, bugüne kadar hürriyet mücadelesi veren kesimlerin karşısında oldu bu gazete. Kürtler, Müslümanlar, Aleviler, azınlıklar ve diğer toplum kesimleri en temel haklarının mücadelesini verirken, hürriyetleri için mücadele ederken adı Hürriyet olan bu gazete bu kesimleri ya görmezden geldi ya da kasıtlı haberlerle toplumu yanıltmak görevini başarıyla yürüttü.

Maalesef bu gazete toplumu her zaman etkileyebilen bir gazete oldu, hem çok satılması hem de arkasına aldığı sermayeyi kullanarak gündemi belirlemeyi başardı.

Bir süre önce Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya bir konuşmasında Hürriyet gazetesinin 1999 yılında Ahmet Kaya için attığı "Vay şerefsiz" manşetinden sonra hayatlarının bittiğini söylüyor ve bu manşeti "dolaylı cinayet" olarak değerlendiriyordu.

Ahmet Kaya 1999 yılında katıldığı MGD gecesinde yeni albümünde Kürtçe şarkı söyleyeceğini ve buna klip çekeceğini söylemişti. Yıllarca Türkçe şarkılar söyleyen Ahmet Kaya ödül aldığı bir gecede Kürtçe şarkı söyleyeceğini ifade etmiş bunun ardından vatanseverlik maskesi takmış kişilerin saldırısına uğramıştı.

Olaylı gecenin ardından Hürriyet gazetesi boş durmamış, Ahmet Kaya'yı hedef alan haberlerle okuyucusunun karşısına çıkmıştı. Ahmet Kaya'nın saldırıya uğramasından sonra Hürriyet gazetesinin iki önemli ismi Oktay Ekşi ve Ertuğrul Özkök yazılarıyla Ahmet Kaya'nın bu topraklardan kopmasına öncülük ediyordu.

14 Şubat 1999 tarihinde Ertuğrul Özkök "Güzel magazinciler, çirkin adamlar" başlıklı yazısında Ahmet Kaya'yı "çirkin adam", açıklamalarını ise "densizlik" olarak tanımlıyordu. Aynı gün  gazetenin bir başka önemli ismi Oktay Ekşi ise  "Bir densiz..." başlıklı bir yazı kaleme alıyor, yazısına "Ciddiye alsan değmez. Çünkü hançeresinden çıkan sesin ona para kazandırmasından başka, insan olarak hiçbir ‘‘artı''sı olmadığı fizyonomisinden akan bir tip. Ara sıra ekrana yansıyan görüntüleri zaten, türkü söylemeseydi kötü bir bar fedaisi olurdu dedirtiyor." diyerek başlıyor, A hmet Kaya'nın kendi dilince şarkı söyleyeceğini açıklamasını tahrik olarak değerlendiriyordu. Ekşi yazısını "Keza dostları varsa ona bir de, PKK'ya para toplamak amacıyla yapılan konserlere gidip sonra da halkların kardeşliği nutku ile kamuoyunu uyutmanın mümkün olmadığını anlatmalıdırlar. Adını anmayı dahi bu sütun için bir zül saydığımız bu yaratık kardeş ise kardeşliğini bilmekle yükümlüdür." diyerek bitiriyor, Ahmet Kaya'nın ülkesini terk etmesinin sebeplerinden biri oluyordu.

Sonrasında "Ayıp ettin gözüm", "Vay şerefsiz" gibi manşetler geliyor, Ahmet Kaya tam olarak hedef gösteriliyor; çok sevdiği ülkesinde değil, Paris'te veda ediyordu hayata.

Ahmet Kaya için yaratık diyen Oktay Ekşi'nin bir başka icraatı ise 25 Nisan 1998 tarihinde "Alçakları tanıyalım..." başlıklı bir yazı kaleme alması ve bu yazısında Şemdin Sakık'a ait olduğu ileri sürülen ifadelerden yola çıkarak kendi meslektaşları da dahil olmak üzere yine birilerini hedef göstermesiydi. Hedef haline getirilen Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar gibi gazeteciler işlerinden olurken, Akın Birdal vuruluyordu. Ancak itirafların Şemdin Sakık'a ait olmadığının anlaşılması sonrasında "Alçakları tanıyalım..." diyen Ekşi özür dilemek zorunda kalıyordu.

Yine Hrant Dink suikasti sonrasında Ertuğrul Özkök'ün olayı bir serserinin işi olarak nitelendirdiğini dün gibi hatırlıyorum.

Bütün bunları durduk yere hatırlaTmadım. Ahmet Türk'ün Samsun'da uğradığı saldırısı sonrasında bu gazetenin bir başka yazarı "Yumruk" başlıklı bir yazı kaleme alarak aklınca kendi sivri dilli üslubuyla Ahmet Türk'e yapılan saldırıyı Van'da Deniz Baykal'a yapılan saldırıyla kıyaslıyor ve yazısında "Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk'ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu..." diyerek bu alçakca saldırıyı yüceltiyordu. Böylesi bir rezalet sonrasında gazetesi kendisine sahip çıkıyor,  Ertuğrul Özkök şiddet övücüsü bu yazara köşesinden methiyeler düzüyordu.

Cengiz Çandar bu yazı ile ilgi "Ahmet Türk ve 'medyanın Ogün Samast'ları" başlıklı bir yazı kaleme alarak böylesi bir rezalete gereken tepkiyi verdi. Evet medyada kendine yer bulmuş, sorunlara çözüm üretmek yerine ırkçılığın her türlüsünü yapan çok sayıda kişi var. Ama bunlar arasında 'amiral gemisi' mensuplarının yeri çok farklı. Çünkü onlar maalesef yaptıkları "gazetecilikle" birçok insanın hedef haline gelmesine katkıda bulunmaktan geri durmadılar.

Ahmet Kaya için "yaratık", "şerefsiz" gibi ifadeler kullanan, andıç olayında kendi meslektaşlarını bile hedef haline getiren, AKP'ye oy veren insanlara "göbeğini kaşıyan adam", "bidon kafa" diyerek hakaret edenler Hürriyet gazetesinin köşelerinde yer bulanlardı.

Rakel Dink eşinin cenaze töreninde "Masum bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadıkça hiçbir şey yapamayız kardeşlerim" diyordu.

Eğer bir gün Türk basınının tarihi yazılırsa kendisini "amiral gemisi" olarak gören Hürriyet gazetesinin bu karanlığa nasıl hizmet ettiği de yazılacaktır. Bakalım o güne kadar daha kaç kişi hedef olarak seçilecek, daha kaç kişi bedel ödeyecek...

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.



Benzer Yazilar: