Derin Düşünce

teror_gg

Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 45 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (45)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ishak-kocerPippa Bacca'yı hatırlıyor musunuz? Dünya barışına katkı sunmak amacıyla arkadaşı Silvia Moro ile ülkesi İtalya'dan "Barış Gelini" adıyla üzerinde gelinlikle yola çıkan İtalyan sanatçı. Barış için İtalya'dan Kudüs'e gitmek isteyen Pippa Bacca, Slovenya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Bulgaristan gibi ülkeleri sorunsuz geçmiş; Türkiye'de tecavüz edilerek öldürülmüştü. O dönemde kimi yazarlar bu olayı "barışa tecavüz" olarak işlerken, kimileri de "münferit bir olay" olarak değerlendirmişti. Dünyanın en ücra ülkelerinde herhangi bir Türk'ün en ufak başarısını tüm Türklere atıfta bulunarak işleyenler, bu ülkede yaşanan böylesi bir olaya "münferit bir olay" derken utanmamıştı.

Pippa Bacca olayı Türkiye'de yaşanan ne ilk, ne de son münferit olaydı. Bir başka münferit olay ise Hrant Dink’in sokak ortasında katledilmesi olmuştu. Hrant Dink, Pippa Bacca'dan yaklaşık bir yıl önce katledilmişti. "Tek silahım samimiyetim" diyen ve güvercin tedirginliğiyle inadına bu topraklarda yaşamak isteyen Hrant Dink, yazdıklarından cımbızla seçilen kelimelerle planlı bir şekilde toplumun hedefi haline getirilmiş, Türklüğe hakaret etmekle suçlanmış, ceza almıştı. Aylarca "Türk düşmanı", "hain" gibi sıfatlarla hedef haline getirilen Hrant Dink, muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kandan ve içinde bulunduğu ırkçı ortamdan alan bir piyonun haince bir eylemiyle katledilmişti. Hrant Dink'in katledilmesi de ilk başlarda münferit bir olay olarak değerlendirilmek istenmiş, ancak bu kimseyi tatmin etmemişti. Hrant Dink suikasti şu an açıklığa kavuşmayı bekliyor, umut ediyoruz ki yaşanan bunca kepazeliğe rağmen yargılama sonucunda gerçek suçlular ortaya çıkacak ve iki serserinin işlediği bir cinayet olmaktan çıkıp bu olayın arkasındaki asıl suçlular ortaya çıkacaktır.

Ahmet Türk'ün Samsun'da uğradığı saldırı sonrasında  da olayın münferit bir olay olarak değerlendirilmesi daha önce yaşadıklarımızı hatırlattı. Yaşanan olaylar sonrasında birileri çıkıp "münferit bir olay" diyorsa, bunun anlamı her şeyin bir plan dâhilinde gerçekleştiğidir.

Muş'un Bulanık ilçesinde çıkan olaylar sonrasında davayı güvenlik dolayısıyla Samsun'a alan devlet Ahmet Türk gibi bir lideri koruyamıyorsa, ortada ciddi bir durum var demektir. Muş'ta güvenliği bahane edenler Samsun'da Kürtleri hedef haline getirmiştir.

Saldırı Ahmet Türk'e yapıldığı için yankısı bu kadar büyük oldu. Ama biliyoruz ki bugün Türkiye'nin değişik yerlerinde Kürtler linç kültürüne maruz kalabilmekteler. Daha bir hafta önce İzmir Tire'de Kürt öğrencilerin yurtta bayrak yaktığı iddiasıyla toplanan kalabalık emniyet müdürünün sağduyulu tavrı sayesinde olay yerinden uzaklaştırılabilmişti.

Ne zaman doğuda yaşanan olayların davası güvenlik dolayısıyla başka bir ile alınsa mutlaka olaylar çıkıyorsa kimse çıkıp "münferit bir olay" diyemez. Hatırlıyorum da Uğur Kaymaz davası da güvenlik gerekçesiyle Eskişehir'de görülmüş, ama o güvenli denilen Eskişehir'de davanın takipçisi olmak isteyen Kürtler linç edilmek istenmişti.

Yaşanan olaylar sonrasında saldırgan gözaltına alınırken, iki emniyet görevlisinin açığa alındığı söyleniyor. Uğur Kaymaz'ı katleden polisleri önce açığa alıp sonrasında serbest bırakan, kaldığı yerden görevlerine devam etmelerini sağlayan bu devlet; Kürt siyasetinin en ılımlı isimlerinden biri olan Ahmet Türk'e yapılan bu alçakça saldırıyı gerektiği gibi cezalandırmayacaktır. Tecavüze uğrayan kadınların giyimlerini tecavüzcüler için hafifletici sebep kabul eden mahkemeler, acaba Ahmet Türk'ün hangi sözünü, hangi eylemini hafifletici sebep olarak kabul edecek merak ediyorum.

Pippa Bacca'nın tecavüz edilerek öldürüldüğü, Hrant Dink'in kalleşçe bir saldırıyla katledildiği, Ahmet Türk gibi sağduyu sahibi bir insanın polislerin gözleri önünde saldırıya uğradığı bu ülkede, daha fazla hukuk, daha fazla özgürlük, daha fazla insan hakları isteyenlerin bu alçakça saldırıyı yüksek sesle lanetlemeleri gerekiyor.

"Bu memlekette öyle güvercin tedirginliğiyle yaşamaya gelmez. Köpek gördün mü değnekle üstüne yürüyeceksin" diyen Sevan Nişanyan bir kez daha haklı çıkmıştır. Bu ülkede toplumsal adalet ve barış talep edenlerin sesi daha fazla çıkmalıdır. En azından böylesi bir alçaklık karşısında suskun kalınmamalıdır.

Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.