
Aylardır Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Münevver Karabulut cinayeti benim için böyle bir anlam taşıyordu. Bir insanın ölümüne üzülürüm ama, her gün onlarca cinayetin yaşandığı bir ülkede, sadece bir cinayetin aylarca Türkiye gündeminden düşmemesi bana göre medyanın bu olay üzerinden reyting ve tiraj elde etmek istemesinden başka bir şey değildi. Ne zaman haberleri izleyecek olsam, "Münevver'in katili hala firarda" başlıklı haberler karşıma çıktı ve normal şartlarda ilgilenmeyeceğim böyle bir konuda istemeyerek de olsa az çok fikir edinmiş oldum. Neyse ki sonunda katil zanlısı olarak aranan kişi polisin üstün başarısı(!) sonucu kendi isteğiyle gelip teslim oldu da tüm Türkiye rahat bir nefes aldı.
Ancak bu sefer de katil zanlısı olarak yargılanacak kişinin çocuk mahkemesinde yargılanacak olması medyamız için bir sömürü kaynağı oldu. Zira zanlının çocuk mahkemesinde yargılanması vicdanları tatmin etmeyecek bir cezayla bu işten kurtulması anlamına geliyordu. Türk medyasının geçmişini bilmesek, bu olaydaki tutumuna bakarak sanki her zaman kamu vicdanını ön planda tutmuş, demokrasiye, hukuka, insan haklarına saygılı bir çizgide faaliyet göstermiş olduğunu zannedeceğiz.
Münevver Karabulut cinayetini bir sömürü aracı haline getiren medya, katil zanlısının çocuk mahkemesinde yargılanacak olmasını toplumsal adalet, kamu vicdanı gibi kavramlarla işlemeye devam ediyor.
Ancak medya için önemli olan toplumsal adalet vs. değildir, önemli olan olayın popülaritesidir. Eğer gerçekten toplumsal adaleti önemseyen bir medyaya sahip olsaydık medya bugün Münevver Karabulut cinayetinden çok daha önemli konuları gündemde tutardı.
Mesela Yargıtay'ın almış olduğu “ölümde bölge kriteri” olarak olarak basına yansıyan karar, Cem Garipoğlu'nun çocuk mahkemesinde yargılanacak olmasından çok daha fazla ilgiyi hak ediyor.
2005 yılında Siirt'te bir uzman çavuş içinde bulunduğu jipe gösteri yapan kalabalıktan taş atılması üzerine kalabalığın üzerine ateş açıyor ve bir vatandaş olay yerinde ölüyor. Bunun üzerine yargılanan uzman çavuş beraat ediyor, temyize giden davada Yargıtay “bölgenin özellikleri göz önüne alınarak” uzman çavuşun cezadan muaf tutulması gerektiğine karar veriyor.
Türkiye gibi bir kanun devletinde bizler bugüne kadar evrensel hukukla, insan haklarıyla bağdaşmayan birçok karara imza atıldığını gördük. Ancak Yargıtay'ın son kararı ile bundan sonra ülkemizin bölge kriterlerinin göz önüne alındığı bir bölgesinde artık insanların yaşama hakkının olmadığı, katillerin kanunların koruması altında olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Mustafa Muğlalı'nın heykelinin dikildiği, Şemdinli sanıklarının aramızda dolaştığı bu ülkede bunlar bizi şaşırtmıyor ama, demokratik açılımın konuşulduğu şu dönemde alınan bu karar ile, Türkiye Cumhuriyeti'nde belli bir bölgedeki vatandaşların devlet için farklı bir anlam taşıdığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kurulduğu günden bu yana Kürtleri asimile etmek isteyen, kimliğinde ısrar edenleri imha eden devlet bugün artık katillere ceza verilmeyeceğini kanunlarla garanti altına almıştır.
Batının testereli katilleri çocuk muamelesi görürken, doğunun tek suçu taş atmak olan çocukları onlarca yıl hapis istemiyle yargılanıyorlar. Çünkü doğunun kendine has bölgesel özellikleri var ve orada kanunlar sadece devleti korumak için vardır.
Münevver Karabulut Etiler'de değil de, Mardin'de ölü bulunmuş olsaydı medyanın ilgisini çekmeyecekti ya da terörist ilan edilecekti. Uğur Kaymaz evinin önünde polislerce katledildiğinde Uğur'u terörist ilan eden, daha sonra kemik yaşının on yedi olduğunu iddia eden Türk medyası bakalım Yargıtay'ın almış olduğu kararla ilgili nasıl bir tutum alacak. Belki bu sefer demokratik değerleri savunarak gerçekten dördüncü kuvvet olur ya da Türk polisinin itibarsız yardımcısı olmaya devam eder.
-
|94.123.121.233 |2009-09-23 17:26:25 Said Bahadırbence ne demokratik değerleri ne de polisin yardımcılığı rolünü üstelenecektir. medya yine yeniden kendine en kazanç sağlayacak yolu tutacaktır. bu türk medyasının kendilerine rehber edindiği bir ilkesel tutum hiçbir zaman olmadı, olmayacak gibi de görünüyor.
-
|78.174.237.15 |2009-09-24 11:21:47 AnonimMedya konusunda yazdıklarına ve "eğer bu olay Mardin'de yaşansaydı" gibi konular hakkında yaptığın değerlendirmelere sonuna kadar katılıyorum FAKAT
taş atan çocuk meselesinde olayların iç yüzünü hiç birimiz bilmiyoruz. O bölgede linç edilen polislerde askerlerde gördük ve linç edenlerin hiç birinin elinde taş ve sopadan fazlası yoktu ve öldüresiye polisleri dövüyorlardı hatta öldü diye bırakılıp yoğun bakımda aylarca hayat mücadelesi veren polislerimiz vardı ACABA! ateş açan asker böyle bir durumun mu ortasında kalmıştı YOKSA sadece HER ZAMAN karşılaştığımız ve kimilerinin MASUM!! dediği artık KLASİK bir güneydoğu manzarasıyla mı karşı karşıyaydı. Bence karşılaşılan durum hakkında bilgi sahibi olmadan yorum yapmak çok yanlış.
-
|78.174.237.15 |2009-09-24 11:23:22 alper noktaMedya konusunda yazdıklarına ve "eğer bu olay Mardin'de yaşansaydı" gibi konular hakkında yaptığın değerlendirmelere sonuna kadar katılıyorum FAKAT
taş atan çocuk meselesinde olayların iç yüzünü hiç birimiz bilmiyoruz. O bölgede linç edilen polislerde askerlerde gördük ve linç edenlerin hiç birinin elinde taş ve sopadan fazlası yoktu ve öldüresiye polisleri dövüyorlardı hatta öldü diye bırakılıp yoğun bakımda aylarca hayat mücadelesi veren polislerimiz vardı ACABA! ateş açan asker böyle bir durumun mu ortasında kalmıştı YOKSA sadece HER ZAMAN karşılaştığımız ve kimilerinin MASUM!! dediği artık KLASİK bir güneydoğu manzarasıyla mı karşı karşıyaydı. Bence karşılaşılan durum hakkında bilgi sahibi olmadan yorum yapmak çok yanlış.
-
|88.241.157.11 |2009-09-24 22:04:51 Ömer Faruk Alsancak""Kendimi bildim bileli gazetelerin üçüncü sayfalarından uzak durmuşumdur. Cinayet, aile içi şiddet, tecavüz, gasp ve buna benzer haberlerin abartılı bir şekilde yansıtıldığı bu sayfalara karşı son derece duyarsız olduğumu söyleyebilirim. Ancak bazen bazı şeylerden kaçınmanız onlardan kurtulduğunuz anlamına gelmiyor. Sakınılan göze çöp batar misali bazı şeyler siz kaçtıkça karşınıza çıkabiliyor."" demişsiniz. el elin eşeğini türkü söylerken ararmış misali, onca 3.sayfa haberleri cinayetler,katiller, bilmem neler olmasına hatta bu haberlerin hergün önüne temcit pilavı getirilip sunulmasına rağmen yazar en sonunda lütfedip haberi okumuş ve kendince bazı ipuçları çıkarmış. bir musibet bin nasihattan iyidir hesabı, yazarın veya yazar gibi duyarsız insanların daha duyarlı olmasını beklemek için başlarına gelecek musibetleri beklememiz gerekiyor anlaşılan..
sevigiler saygılar
-
|78.174.241.125 |2009-09-24 23:45:42 alper nokta - @Ömer Faruk AlsancakBence yazarın bu olaydan habersiz olması veya uzak durması gibi bir durum söz konusu değil ve olaydan en başından beri haberdar olduğunu düşünüyorum. Bence her yazarda olduğu gibi bu yazarımızda yazısını süsleme ve kendini hoş gösterme çabası içinde.
Tamamen kendi görüşüm eğer yanılıyorsam şimdiden yazardan özür diliyorum
-
|94.123.74.150 |2009-09-26 15:50:45 ahmet ihsan kayapolisin çaresiz kaldığı kimi durumlar olabiliyor, 1 mayıs'larda sık sık karşılaşıyoruz bu durumla. fakat askeriye konusunda geçmişteki tecrübelere dayanarak çok fazla olumlu konuşamıyoruz. elbette karşılaşılan durumla ilgili bilgi sahibi olmamız lazım, olalım da. ama zaten yazarın da belirttiği gibi özellikle merkez medyanın bu tür haberleri pas geçerek münevver üzerine yoğunlaşması sonucu bilgi de alamıyoruz. allah'tan taraf var.
-
|94.123.119.249 |2009-09-27 11:35:48 Said Bahadır - Ömer Faruk Alsancak Bey'eüçüncü sayfa haberlerini okuyarak nasıl duyarlı olduğunuzu ve bu duyarlılık duyguları içerisinde iken neler yaptıklarınızı merak ediyorum doğrusu. üçüncü sayfa haberleri okuyarak mı duyarlı olunuyor yani? nasıl bir mantık bu? desene kahvehane milleti en duyarlı insanlarımız o halde...
-
|94.123.119.249 |2009-09-27 11:41:48 Said Bahadır - Alper Nokta Bey'e"Bence yazarın bu olaydan habersiz olması veya uzak durması gibi bir durum söz konusu değil ve olaydan en başından beri haberdar olduğunu düşünüyorum"
aferim iyi düşünmüşsün... hay yarabbim ya. ne diyeyim ki sana... ben de senin 3 burunlu ve tek kulaklı olduğunu düşünüyorum o halde. düşünce değil mi sallayıverdim bir tane de ben.





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...