Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 43 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (43)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ishak-kocerYerel seçimler sonuçlandı ancak üzerinde uzun süre tartışılacağa benziyor. Aylar öncesinden başlayan seçim tartışmaları uzun süre gündemi belirleyecek gibi bir boyut almış durumda. Özellikle doğu illerinde DTP'nin tek rakibi durumundaki AKP adaylarının özellikle de Diyarbakır adayı Kutbettin Arzu'nun "PKK bölge insanını tehdit ederek DTP'ye oy topluyor" iddiası tartışılırken, seçim sonrasında Sırrı Sakık'ın tam aksini iddia ederek askerlerin bölge halkını AKP'ye oy vermeleri için tehdit ettiklerini  söylemesi olayı bir başka boyuta taşıdı.

Bizler yapılan açıklamalarla kimin kimi tehdit ettiğini anlamaya çalışırken, Cemil Çiçek'in bütün açıklamaları unutturan sözleri geldi.  DTP'nin bölgede AKP'ye karşı ezici bir üstünlük sağlaması, yönettiği belediyelere yenilerini eklemesi, AKP'nin kalesi olarak bilinen Van gibi bir ilde seçimi kazanması ve daha önce MHP tarafından yönetilen Iğdır'da seçimi kazanması sonrasında Cemil Çiçek, "Belirli bir bölgede DTP'den başka parti kalmadı. Iğdır'ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar" diyerek seçim sonuçlarından, daha doğrusu DTP'nin aldığı sonuçlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Sözlerin etkisi söyleyenin makamı da düşünüldüğünde oldukça büyük oldu. Başbakan ilk başlarda Çiçek'e tepki gösterdi, ancak Genelkurmay Başkanlığı'nın seçim değerlendirmesi sonrasında suskunluğu tercih etti. Her fırsatta millet iradesinden bahseden bir partinin bakanlık makamı sahibi bir üyesi, yeri geldiğinde millet iradesinden şikayet edebiliyordu. Bu da kendini muhafazakar demokrat olarak tanımlayan AKP'nin sadece muhafazakar olabildiğini, demokrat olabilmek için daha çok yol alması gerektiğini gösteriyordu. Acaba seçimlerde neden başarısız olduk diye düşünmesi gerekenler, kendi başarısızlığını unutup, millet iradesi sonucu oluşan yerel yönetimleri ülke güvenliğine tehdit olarak algılmaya başladılar.

Geçmişten günümüze Türkiye'nin Kürt politikası, daha doğrusu azınlıklar politikası düşünüldüğünde aslında Cemil Çiçek'in sözleri oldukça normal gözüküyor. Kürt kimliğinin ülke güvenliği için tehdit sayıldığı, baskı altına alındığı bir ülkede, Kürt kimliğini ön plana çıkararak oy alan bir partinin kazandığı yerel yönetimlerde ülke için tehdit sayılır.

Cemil Çiçek'e kızanlar Türkiye'nin Kürt politikasına baktıklarında  bir bakanın böylesi bir ifadeyi nasıl bu kadar rahat kullanabildiğini, sonrasında gelen tepkilere aldırmadan rahat bir şekilde "sözlerimin arkasındayım" diyebildiğini anlayacaklardır.

Çünkü cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Kürtler ve diğer azınlıklar sürekli bir ötekileştirmeye maruz kalmışlardır. Mesela cumhuriyetin kurucu kadrosu içerisinde yer alan, 1924-1930 yılları arasında Adalet Bakanlığı yapmış olan Mahmut Esat Bozkurt bir konuşmasında "Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusumuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahbidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler" diyerek Türkler dışındaki halklara karşı bakışını ifade etmiştir. Türkiye'nin azınlıklar üzerindeki baskıcı, asimile etme amaçlı politikaları düşünüldüğünde, bu sözler aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin de azınlıklar politikasını ifade etmektedir.

"Türkiye'de Kürtler vardır, ben de bir Kürdüm" diyen Şerafettin Elçi iki yıla yakın cezaevinde kalırken, Mahmut Esat Bozkurt'un ismi caddelere verilmiştir. İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in söylediklerine bakılırsa, İsmet İnönü cumhuriyetin kurulması ile "bu Kürtleri ne yapacağız?" diye düşünmeye başlamıştır.

Türkler dışındaki bütün kimliklerle kavgalı bir ülkede, Cemil Çiçek'in söyledikleri normal karşılanabiliyor, bir süre önce AKP hükümetinin bir başka bakanı da Rum ve Ermeni halklarının bu topraklardan uzaklaştırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirebilmişti. Bugün bu bakanların böylesi bir ötekileştirmeyi bu kadar rahat yapabilmelerinin nedeni, Mahmut Esat Bozkurt, Recep Peker, Şükrü Saraçoğlu gibi örneklerdir. Cemil Çiçek söyledikleriyle ötekileştirmenin bugünkü temsilcisi olmuştur, sistem ilerleyen yıllarda onun da ismini bir yerlere vererek Cemil Çiçek'i ölümsüzleştirecektir.

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.