Bazen nasıl bir ülkede yaşadığıma şaşırıyorum. Bir yandan Avrupa Birliği kapısında demokratikleşmeye çalışan, açılım üstüne açılım yapan, tabuları yıkan bir ülke oluyoruz, diğer taraftan bir insanın anadilinde iki çift kelime etmesiyle çalkalanan, bölünme tehlikesi yaşayan bir ülke oluyoruz. Okyanusları geçiyor bir kaşık suda boğuluyoruz, bir yandan farklılıklar zenginliğimizdir diyor, diğer taraftan farklı olanın farkından rahatsız oluyoruz.
Gelişen teknolojiyle küçülen dünyada insanlar farklılıklarına rağmen birarada yaşayabilirken, bizler farklılıklarımızı kavgaya dönüştürüyoruz. Tartışılacak birçok konu, çözüm bekleyen onlarca sorunumuz varken bizler bu çağda insanların kendi dillerinde bir şeyler konuşmasını, kendi inançlarıyla üniversite okuyup okuyamayacağını tartışıyoruz.
1991'de mecliste Kürtçe konuşanlar on yıl cezaevinde kalmışlardı. Ancak artık 2009 yılındayız ve başımızda Kürt sorununu kabul eden ve bunu çözeceğini iddia eden bir başbakan var. Neredeyse bütün siyasiler Kürt meselesinde geçmişte devletin yanlış yaptığını kabul etmiş durumdalar. Ama buna rağmen gelen tepkilere baktığımızda sanki ülke bölünmüş gibi tepkiler ortaya çıktı.
Halbuki artık birçok tabu yıkılmış durumda, düne kadar Kürt diye bir halkın varlığı kabul edilmezken, bugün Kürtlere yönelik açılımlar yapılmakta. Çok değil on yıl öncesine kadar Kürtçe TRT ekranlarında sözde Kürtçe olarak ifade edilirken, bugün TRT'nin bir kanalı Kürtçe yayın yapıyor. Birçok olumlu gelişme olmasına rağmen bir vekilin kendi dilinde birkaç söz söylemesi ülke için tehdit sayılıyor. TRT'ye Kürtçe yayın yaptıran zihniyet, Kürtlerin Kürtçe konuşmasına tahammül edemiyor.
Son günlerde Ahmet Türk'ün mecliste Kürtçe konuşma yapmasının ardından çıkan tartışmalar bana Nevzat Tandoğan'ı hatırlattı. 1944 yılında tutuklanan Osman Yüksel Serdengeçti dönemin Ankara Valisi aynı zamanda belediye başkanı olan Nevzat Tandoğan'ın karşısına çıkarılır. Vali Tandoğan Serdengeçti'yi "Ulan öküz Anadolu'lu! Sizin Milliyetçilik'le Komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek.İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek." diyerek azarlar.
Aslında bizim ülkemizdeki sorun Nevzat Tandoğan'ın ifade ettiği bu devletçi anlayıştır. Maalesef bu ülkede hak, hukuk gibi kavramlar bireyin değil de, devletin yaşaması için vardır. O yüzden de devlet hangi dilin konuşulacağını, hangi kıyafetin giyileceğini, hangi ideolojinin benimseneceğini belirleyebiliyor. Ne yazık ki halka biçilen rol ise, devleti kutsamak, devlet için çalışmak, devlet için ölmek, kendi yaşamından vazgeçmek oluyor. Böyle bir ülkede Kürtçe konuşmak ülkenin bölünmesi, başörtüsüyle üniversiteye girmek istemek ise şeriat tehlikesi anlamına geliyor.
Başbakan gittiği doğu illerinde Kürtçe cümleler kurabilirken, Sırrı Sakık Kürtçe "su getir" dediği için hakkında dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlanabiliyor. Bugün artık konuşan kişiye göre Kürtçe konuşmak suç sayılabiliyor.
Ahmet Türk'ün mecliste Kürtçe konuşmasını anayasal suç olarak görenlere ise Turgut Özal'ın tarihe geçmiş "Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz."sözüyle cevap vermek gerek. Çünkü insanların kendi dillerini konuşamadığı, istediği kıyafetle okuyamadığı, fikirlerini özgürce ifade edemediği bir ülkede anayasanın sınırlarını zorlamak olumlu sonuçlar doğuracaktır.





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...