Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

İshak Koçer

 Yazarın toplam 43 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (43)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ishak-kocer1927 yılında 2. Abdülhamit'in eski emir eri subayı olan Osman Ragıp adlı kişi sokakta gördüğü Elza Niyego adlı Yahudi bir kıza evlenme teklif eder, genç kız evli ve torun sahibi Osman Ragıp'ın evlilik teklifini kabul etmez. Ancak genç kıza saplantılı bir şekilde aşık olan Osman Ragıp kızın peşini bırakmaz, genç kızı kaçırma girişiminde bulunur. Bunun üzerine cezaevine giren Osman Ragıp birkaç ay cezaevinde kalır. Cezaevinden çıktıktan sonra genç kızın nişanlandığını duyar ve Elza Niyego'yu işinden dönerken sokak ortasında bıçaklayarak öldürür.

Olay sonrasında olay yerine gelen Elza Niyego'nun annesinin ısrarlarına rağmen genç kızın cesedi saatlerce sokak ortasında kalır. Olayın ardından Yahudi vatandaşlar yıllardır yaşadıkları baskılarında etkisiyle büyük tepki gösterirler. Cenazeye katılan binlerce insan "Adalet İstiyoruz" diyerek haykırır, ancak adalet isteyen Yahudilere serbest dolaşım yasağı konulur ve Yahudi tüccarların faaliyet alanları ortadan kaldırılır. Yüzlerce yıl bu topraklarda adalet içinde yaşayan Yahudiler ve diğer azınlıklar için adalet artık bir hayal olacaktır.

19 Ocak'ta ölümünün ikinci yılında, Hrant Dink sevenleri tarafından Türkiye'nin her yerinde saygıyla anıldı. Azınlık olmanın, sistemin istediği vatandaş profilini kabul etmemenin ağır bedelini ödeyenlerden sadece birisi Hrant Dink. Bu ülkenin en mazlum kimliklerinden biri olan Ermeni kimliğiyle toplumun hedefi haline getirilen, söyledikleri çarpıtılan, yazdıklarından cımbızla seçilen kelimelerle Türklüğe hakaret etmekle suçlanan bir aydındı. Yaşarken onu Türk düşmanı olmakla itham edenler, ölümünden sonra çarığı delik Ermeni ilan etmişlerdi.

Hrant Dink'in cenazesine katılan binlerce insan, tıpkı Elza Niyego'nun cenazesine katılanlar gibi "Adalet İstiyoruz" diyerek haykırmıştı. Ama Elza Niyego'nun cenazesi sonrasında olduğu gibi hiçbir şey değişmemiş, sistem aynı acımasızlığıyla yoluna devam etmişti.

Elza Niyego'yu öldüren Osman Ragıp cezaevine konulur ancak bir süre sonra serbest kalır, sonraki yıllarda akıl hastanesinde bir başka hasta tarafından öldürülür. Hrant Dink'i öldüren Ogün Samast ise kısa sürede yakalanmış ancak gerek sorgusu sırasında polislerden hürmette kusur görmemesi, gerekse her duruşmada ayrı bir şov yapmasıyla gündeme gelmeye başlamıştı. Bütün bunlar dünden bugüne hiçbir şeyin değişmediğini, katillerin yüceltildiğini, ölenin öldüğüyle kaldığını gösteriyor.

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink cenaze töreninde yaptığı konuşmada "Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim…" diyordu. Biz ise o karanlığı sorgulamak yerine, o karanlığa sahip çıkıyoruz. Ölenlerin Ermeni, Yahudi olması onlar için ses vermemizi engelliyor. Birileri çıkıp Ogün Samast için besteler yapıyor, bir bakan çıkıp Rum, Ermeni gibi halkların bu ülkeden kaçarcasına gitmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getirebiliyor.

Hrant Dink'in ölümü iki serserinin üzerine yıkılacak kadar basit ölüm değildir. Sistemli bir şekilde toplumun hedefi haline getirilen bir aydının planlı bir şekilde katledilmesidir. "Tek silahım samimiyetim" diyen bir aydını Türk düşmanı ilan ederek katleden iki serseri değil, bu düzenin savunucularıdır.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi insanlarla övünen bu topraklarda son yüzyılda faşist bir iklim yaratıldı. Bu faşist iklim kendi çarkına girmeyeni kimi zaman öldürerek, kimi zaman yok sayarak, kimi zaman üniversite kapılarından içeri sokmayarak insanları tektipleştirmeye çalışıyor. Hrant Dink içinde bulunduğumuz faşizmin kurbanlarından sadece birisiydi, umarız sonuncusu olur.

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.