14 Nisan 2007 tarihinde Ankara'da Tandoğan Meydanı'nda yapılan cumhuriyet mitinginde birçok kişi kürsüye çıkmış meydanı dolduran halka seslenmişti. Bu mitingi hiç önemsememiştim, çünkü toplum gerçeklerini görmezden gelen, toplum mühendisliğine soyunan kurumlar tarafından düzenlenmişti. Bu mitingle ilgili aklımda kalan, mitinge katılan insan sayısının abartılmasıydı. Bir de profesör sıfatlı Birgül Ayman Güler adlı bir konuşmacının "Kemalist ordu konuşacak" sözleriydi.
Biz bütün bu olanları içimize sindiremezken bir de yapılan planlardan haberdar oluyoruz. Son bir haftadır Taraf gazetesinin müthiş bir gazetecilik örneği sergileyerek ortaya çıkardığı plan gündeme bomba gibi düştü. Genelkurmay çıkışlı "Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi" adı verilen bir plan, ordunun halkın iradesi sonucu oluşmuş meclisten ve onun faaliyetlerinden ne kadar rahatsız olduğunu gözler önüne seriyor.
Genelkurmay Başkanlığı bu tarz olumsuz haberlerden sonra hemen basın açıklaması yapar maksatlı bir karalama kampanyası der ve iddiaları kabul etmezdi. Bu haber sonrasında da açıklama yapıldı, ancak komuta katında onaylanmış böyle bir plan yok denilmiştir. Yani hiçbir şekilde böyle bir şey yoktur denilememiştir. Genelkurmay Başkanlığı kendisiyle ilgili çıkan haberleri çok sert açıklamalarla yalanlardı, açıkcası bu kadar cılız bir açıklamaya ilk defa şahit oldum.
Demokrasinin olduğu bir ülkede hiçbir ordu halkın iradesinden memnuniyetsizlik duyamaz. Dahası böyle bir plan hazırlamaz. Her şeye rağmen böyle bir plan ortaya çıkmışsa hukuk gereğini yapar sivil siyasete müdahale etmek isteyen askerler gerekli cezayı alır. Bunlar demokrasinin olduğu ülkeler için geçerli, bizim gibi dört darbe yaşamış, darbe anayasasıyla yönetilen, darbecilerin rahatça yaşadığı ülkelerde bunlar sineye çekilir unutulur gider. Ancak planın içeriğine baktığımızda unutmak, sineye çekmek mümkün değil.
Planın içeriğine baktığımızda, yargıçların ordu çizgisine çekilmesi, gazetecilerin kullanılması, TSK muhaliflerinin yıpratılması, film, dizi, belgesel gibi görsel araçların kullanılması var. Ayrıca DTP ile ilgili zaten bilinen tutum planda yer alıyor. Bir de Irak Kürt bölgesindeki sivil halka karşı ağır silahların kullanılması plan içinde yer alıyor
Açıkcası ortaya çıkan bu planda DTP ile ilgili ifadeler hiç şaşırtmadı beni. Genelkurmay Başkanlığı DTP'nin meclisteki varlığından duyduğu rahatsızlığı her fırsatta dile getiriyor zaten. 27 Nisan e-muhtırasında, Ne Mutlu Türküm Diyene anlayışına karşı olan herkes düşmanımızdır diyen bir kurum DTP'ye ve ona oy veren milyonlarca vatandaşa saygı duymaz.
Planın en ilginç parçası ise yargıçların, dolayısıyla hukukun ordu çizgisine çekilmek istenmesidir. Darbe, muhtıra ve daha birçok skandala karışan, sürekli hukukun dışına çıkan ordumuz en sonunda hukuku kendi çizgisine çekmeye karar vermiş. Hukuka uymak zor gelince hukuku kendilerine uydurmak istemişler.
Planda kamuoyu oluşturmak için üniversiteler, üst yargı organları, sanatçılar ile temas sağlanması ve TSK ile aynı paralelde hareket etmeleri de amaçlanmış. Ayrıca gazetelerin kullanılmasından bahsediliyor. Bence planın en kolay yönü gazetelerin kullanılması olurdu, bol miktarda postal yalayıcısının bulunduğu medyada gazetelerin kullanılması çok zor bir iş olmazdı.
Planda yer alan TSK muhaliflerinin yıpratılması ise yine yabancı olmadığımız bir şey, 28 Şubat sürecinde de andıç olayı ile TSK çizgisinde olmayan gazeteciler iftiralara maruz kalmış, toplumun hedefi haline getirilmek istenmişti.
Planın en dehşet verici olan kısmı ise Irak'ın Türkiye sınırındaki sivil Kürtlere karşı ağır silahların kullanılması fikridir. Her fırsatta Atatürkçülük'ten bahsedenler, Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünü unutmuş, sivillere karşı silah kullanmayı düşünmeye başlamışlar. Resmi rakamlara göre Türkiye içinde bulunan beş bin PKK'lıyı bitiremeyenler, sivilleri hedef almayı düşünmüş. Bu planı okuduktan sonra aklıma, Kuzey Irak'a yapılan operasyonlar sonrasında, Kuzey Irak yerel yönetiminin dile getirdiği sivil kayıplar geldi.
Ortaya çıkan planda maliyetlerin karşılanmasından da bahsediliyor. En çok merak ettiğim konu maliyetlerin nasıl karşılanacağı. Hangi kişi ya da kurumların desteğiyle böyle bir plan hayata geçirilecekti, yoksa bu planı hazırlayanlar bizim vergilerimizle bize karşı bir plan hazırlıyorlar acaba?
Genelkurmay Başkanlığı böyle planlar yapmak yerine keşke işini yapsa, ama bizim askerlerimiz askerliğin yanında ek işler yapmayı çok seviyorlar. Onların askerlik dışında yaptığı her şey ülkeye zarar veriyor. Kemalist ordumuz sürekli olarak darbelerle, andıçlarla ve daha birçok skandalla gündeme geliyor.
Normal bir ülkede yaşasaydık, demokrasiden nasiplenmiş olsaydık, bizim vergilerimizle maaşlarını alanlar böyle bir planın hesabını verirlerdi. Ama ülkede öyle bir dehşet ortamı yaratılmış ki böylesi bir plana insanlar suskun kalabiliyor. Çünkü demokrasi yerine dehşetin hüküm sürdüğü bir yerde, her şey ve herkes susmaya mahkumdur.





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...