İslam tarihine bakıldığında hem İslam medeniyetine hem de dünya medeniyetine katkıda bulunmuş sayısız insanın varlığını öğreniriz.Müslümanlar kimi zaman bilim adamı olarak, kimi zaman sanatçı olarak tarihe adlarını yazdırmıştır.İslam tarihine adını yazdıranlar arasında komutanların yerleri ise ayrı olmuştur.Hayatları fetihlerde geçen bu insanlar zalime karşı duruşlarıyla Allah yolunda şehit olmak için mücadele etmişlerdir.Asr-ı Saadet döneminden bahsedildiğinde aklımıza Halid Bin Velid geliyorsa, İstanbul denildiğinde Fatih Sultan Mehmet'i rahmetle anıyorsak, Haçlı Seferleri denildiğinde de aklımıza gelecek en önemli isimlerden biri kuşkusuz Selahaddin Eyyubi'dir.
Eyyubi Devleti’nin kurucusu olan Selahaddin Eyyubi 1099 yılında Hıristiyanlar tarafından işgal edilen Kudüs’ü 1187 yılında tekrar İslam hakimiyeti altına alan komutandır.İslam açısından önemli bir yere sahip olan Mescid-i Aksa’yı içinde barındıran Kudüs onun önderliğindeki ordu tarafından tekrar İslam toprağı olmuştur.
Kudüs herhangi bir şehir değildir.Hıristiyan ve Yahudi inancında da kutsal sayılan bir şehirdir.Müslümanların ilk kıblesi bu şehirde bulunan Mescid-i Aksa’dır.Mescid-i Aksa miraç mucizesine şahitlik etmiştir ve Kuran-ı Kerim’de İsra suresinin ilk ayetinde bu kutsal mekan için ‘çevresini bereketlendirdiğimiz’ denilmektedir.İşte bu ayet Kudüs’ün değerini anlamak için yeterli bir sebeptir.
Selahaddin Eyyubi bu mübarek şehri geri alabilmek için Müslüman halkları kendi ordusunda toplamış ve işgale son vermiştir.İşgalin sona ermesinde bu büyük komutanın askeri dehası çok önemli bir rol oynamıştır.Ancak en önemlisi o dönemde Müslümanların Türk, Kürt, Arap, Çerkes, Acem bütün etnik farklılıklarına rağmen birlik olmaları ortak değerlerin farkına varıp aynı amaç uğruna mücadele etmeleri başarıyı getiren en önemli sebeptir.Müslümanların her şartta yapması gereken İslam’ın birleştirici yönünü fark ederek İslam kardeşliği içinde yaşamaktır.Kudüs’ü alan ordu Allah’ın ayetlerini dikkate alarak İslam kimliğine sahip olan insanların birbirini kardeş kabul etmesi ve ortak bir amaç uğruna mücadele etmesi sonucu Kudüs’ü alabilmiştir.
Ancak Selahaddin Eyyubi’nin bu mübarek beldeyi almasından yüzyıllar sonra Müslümanlar kavmiyetçilik yaparak birbirinden uzaklaşmış, birbirinden koparak güçsüz hale gelmeleri ile hem Kudüs hem de Ortadoğu İslam dünyasının egemenliğinden çıkmıştır.Bugün Filistin’de yaşanan sıkıntıların en önemli sebebi Müslümanların Allah’ın ayetlerini görmezden gelerek kavmiyetçilik yapmalarıdır.
İslam dünyasında bugünde devam eden bu batıl hastalık sorunların çözümünü güçleştirmekte, kimi zamanda imkansız hale getirmektedir.Selahaddin Eyyubi ile ilgili tartışmalar onun Türk, Kürt, Arap olduğunu iddia eden tartışmalar olmaktadır.Müslümanlar bugün paylaşamadıkları bu büyük komutanın en önemli kimliğini görmezden gelmektedir.Selahaddin Eyyubi bütün etnik kimliklerin ötesinde bir müslümandır.Eğer kavmiyetçi biri olsaydı ordusu bu kadar etnik çeşitliliği olan bir ordu olmazdı.Ancak o Kuran-ı Kerim’de Allah’ın dediği gibi inananlar kardeştir ilkesine uymuş İslam gibi birleştirici unsur varken kavmiyetçilik yapmamıştır.
Bu büyük komutan Kuran-ı Kerim’de Allah’ın üstünlük takvadadır dediği ayeti ölçü olarak kabul etmiş bir insandır.İnsanın yaratılıştan gelen özelliklerini Allah’ın ayetleri olarak kabul etmiş bir insandır.Onu etnik kimliklere hapsetmek ona yapılan bir haksızlıktır.Selahaddin Eyyubi sonrasında Kudüs milliyetçilik belası yüzünden İslam toplumunun elinden alınmıştır.Müslümanlar birbirine karşı üstünlük kurmaya çalışırken Hıristiyan Haçlılar Siyonist Yahudiler üstünlüğü ele geçirmiştir.
Birinci Dünya Savaş’ı sırasında İngiliz generallerden biri Şam’da bulunan Yavuz Sultan Selim zamanında yapılan Selahaddin Eyyubi’nin türbesine gelmiş, ayağıyla sandukaya vurarak şöyle demiştir:
Kalk Selahaddin, biz yine geldik!
Müslümanlar Allah’ın ayetlerini görmezden gelerek Milliyetçilik yapmaları, birbirlerine karşı üstünlük yarışı içine girmeleri sonucu çok övündüğümüz Selahaddin Eyyubi’nin mezarı onun Kudüs’ten ve Ortadoğu’dan attığı Haçlılar’ın torunları tarafından tekmelenmiştir.Müslümanlar Milliyetçilik yaptıkları sürece, birlik olmadıkları sürece güçsüz olmaya mahkumdurlar.Bizler güçsüz oldukça da Halid Bin Velid’lere, Fatih Sultan Mehmet’lere Said-i Nursi’lere, Selahaddin Eyyubi’lerimize hakaret edenler eksik olmayacaktır.
Müslümanlar Milliyetçilik yapmakta ısrar ettikçe İslam dünyası zalimlere gereken cevabı veremeyecektir.Bugün Filistin’de Irak’ta Çeçenistan’da Afganistan’da yaşananlar birbirimizden uzaklaşarak kardeşliğimizi unutmamızın sonuçlarıdır.Geçmişin bize ait olması için geçmişe layık olmalıyız.Eğer Selahaddin Eyyubi bize aitse onun yaptığı gibi birlik olmayı başarmalıyız.
Etiketler:





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...