LiberAlem

kapak180

Kritize Yazarları

Ahmet İhsan Kaya
18.12.2009
Katsayı Krizi ve Türkiye'de Yargı Problemi

İshak Koçer
22.01.2010
Ölmeniz Gerekiyordu

Erdoğan Yılmaz
08.08.2009
Fazıl Say Reloaded

Said Bahadır
20.08.2009
Faiz Üzerine: Tanımlar ve Sorular

Özkan Genç
29.01.2010
23 Ocak ve Ninelerimizin Komşuları

Burak Başkan
11.03.2010

İbrahim N. Ayyıldız
04.02.2010
Piyasa Ekonomisi ve Tercih Faktörü

Mahmut Kaya
08.08.2009
Tek Başına Demokrasi Yeter Mi?

Öner Bulut
19.02.2010
Yine Yargı, Yine Kriz

Ebuzer Irkıçatal
26.01.2010
Laissez Faire, Laissez Fumer

Konuk Yazar
11.03.2010
Şirin Bir Köy, Şirin Bir Adam


Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

ishak-kocer"Hep merak ederim, eğer 'savaş ilan edenlerin ve savaş kışkırtıcılığı yapanların çocukları cephenin en ön mevzilerindeki ilk birlikte yer alacaklar' diyen bir kural olsaydı, tarih bu kadar çok savaşa şahit olur muydu?

Yarın sabah yapılacak ilk saldırıda ölecek ilk askerin kendi oğlu olduğunu bilerek kaç siyasetçi, kaç general savaş kararı verecek, kaç gazeteci 'hadi çocukları cepheye gönderelim' diye bağıracaktı.

Savaş isteyecekler miydi o zaman?

Savaşa gönderecekler miydi çocukları?"

Devamını oku...

ishak-kocerGünlerdir ülke gündemini DTP'nin kapatılması ve sonrasında yaşanan olaylar belirliyor. Bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri özellikle Kürtler söz konusu olduğunda aklın mantığın kabul etmeyeceği birçok karara imza atmıştır. DTP'nin kapatılması bunlardan sadece biridir, ancak Kürt Sorunu'nun çözümünde açılımdan bahsedildiği bir dönemde, Kürtler adına doğrusuyla yanlışıyla siyaset yapmaya çalışan, sorunun çözümünün silahla değil diyalogla olabileceğini söyleyen bir partinin yargı darbesiyle siyaset dışına itildiği bir ortamda sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşması mümkün gözükmemektedir. Mecliste ya da meclis dışında siyaset yapanları yasaklayan mahkemelerin silahların susması için bir kararı var mıdır merak ediyorum.

Devamını oku...

ishak-kocer

Kendimi bildim bileli gazetelerin üçüncü sayfalarından uzak durmuşumdur. Cinayet, aile içi şiddet, tecavüz, gasp ve buna benzer haberlerin abartılı bir şekilde yansıtıldığı bu sayfalara karşı son derece duyarsız olduğumu söyleyebilirim. Ancak bazen bazı şeylerden kaçınmanız onlardan kurtulduğunuz anlamına gelmiyor. Sakınılan göze çöp batar misali bazı şeyler siz kaçtıkça karşınıza çıkabiliyor.

Aylardır Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Münevver Karabulut cinayeti benim için böyle bir anlam taşıyordu. Bir insanın ölümüne üzülürüm ama, her gün onlarca cinayetin yaşandığı bir ülkede, sadece bir cinayetin aylarca Türkiye gündeminden düşmemesi bana göre medyanın bu olay üzerinden reyting ve tiraj elde etmek istemesinden başka bir şey değildi. Ne zaman haberleri izleyecek olsam, "Münevver'in katili hala firarda" başlıklı haberler karşıma çıktı ve normal şartlarda ilgilenmeyeceğim böyle bir konuda istemeyerek de olsa az çok fikir edinmiş oldum.  Neyse ki sonunda katil zanlısı olarak aranan kişi polisin üstün başarısı(!) sonucu kendi isteğiyle gelip teslim oldu da tüm Türkiye rahat bir nefes aldı.

Devamını oku...

ishak-kocerBir süredir ülke gündemini fazlasıyla meşgul eden bir konu var ki, o da hükümetin Kürt Sorunu'nun çözümüne yönelik demokratik açılım hazırlığıdır. Aslında Kürt meselesi ülkenin kuruluşundan bu yana gündemden düşmemiş bir konudur. Kürt Sorunu özellikle PKK'nın eylemleri ile başlayan otuz yıllık süreçte neredeyse hergün ekranlardan eksik olmayan ölüm haberleri, patlayan mayınlar, sınır ötesi operasyonlarla ülke gündeminden düşmeyen bir konu haline gelmiştir.

Bu kadar çok tartışılan ancak bir türlü çözüme kavuşmayan bu sorun yıllar içerisinde yaşanan acılarla iyice girift bir hale gelmişti. Kürt Sorunu'nun yıllardır bir şekilde ülke gündeminden düşmemesine rağmen, bir türlü çözüme kavuşturulamamasının temel nedeni sorunun çözümünü sağlayacak özgür bir tartışma ortamının oluşturulamamasıdır.

 

Devamını oku...

ishak-kocerYüce Türk devletimizin en büyük gurur kaynaklarından birisi de çocuklara bayram armağan etmesi, TBMM'nin açılış yıldönümü olan 23 Nisan tarihini çocuk bayramı olarak kutlamasıdır. Bu amaçla dünyanın değişik coğrafyalarından çocukları ülkemize çağırır, nasıl sevgi pıtırcığı bir devlete sahip olduğumuzu, çocuklara olan sevgimizi tüm dünyaya gösteririz.

Ancak her şeyde olduğu gibi 23 Nisan'da da dengesizlikler olabiliyor, büyük bir ülke burası ve bayram her yerde aynı coşkuyla kutlanmaz. Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde çocuklar mevki, makam sahiplerinin koltuklarına oturtulurken, doğuda ise polisler çocukların kafasını dipçikleyerek bayramı kutluyor.

Devamını oku...