
Kendimi bildim bileli gazetelerin üçüncü sayfalarından uzak durmuşumdur. Cinayet, aile içi şiddet, tecavüz, gasp ve buna benzer haberlerin abartılı bir şekilde yansıtıldığı bu sayfalara karşı son derece duyarsız olduğumu söyleyebilirim. Ancak bazen bazı şeylerden kaçınmanız onlardan kurtulduğunuz anlamına gelmiyor. Sakınılan göze çöp batar misali bazı şeyler siz kaçtıkça karşınıza çıkabiliyor.
Aylardır Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Münevver Karabulut cinayeti benim için böyle bir anlam taşıyordu. Bir insanın ölümüne üzülürüm ama, her gün onlarca cinayetin yaşandığı bir ülkede, sadece bir cinayetin aylarca Türkiye gündeminden düşmemesi bana göre medyanın bu olay üzerinden reyting ve tiraj elde etmek istemesinden başka bir şey değildi. Ne zaman haberleri izleyecek olsam, "Münevver'in katili hala firarda" başlıklı haberler karşıma çıktı ve normal şartlarda ilgilenmeyeceğim böyle bir konuda istemeyerek de olsa az çok fikir edinmiş oldum. Neyse ki sonunda katil zanlısı olarak aranan kişi polisin üstün başarısı(!) sonucu kendi isteğiyle gelip teslim oldu da tüm Türkiye rahat bir nefes aldı.
Devamını oku...
Düşünce Özgürlüğü ve Taraf
Rahmetli Turgut Özal bir konuşmasında "Amacımız binlerce insanın istihdam edileceği tesisler ...
Fatih-Harbiye: Batılılaşma Meselesi
Banker Kastelli reklam kliplerinden “aman hocam patlar, matlar”, “ah hocam sen ne kurazsın, asla ...
Fatih-Harbiye: Batılılaşma Meselesi
Amerikan Kongresi dün TSİ 22:00? Sularında aldığı tarihi karar ile bize bir “get back to where y...
Liberal Faşizm mi Dediniz?
“Liberal Faşist” diye Lenin ile Atatürk arasında tercih yapmak zorunda kaldığında bu iki isimden ...