LiberAlem

kapak180

Kritize Yazarları

Ahmet İhsan Kaya
18.12.2009
Katsayı Krizi ve Türkiye'de Yargı Problemi

İshak Koçer
22.01.2010
Ölmeniz Gerekiyordu

Erdoğan Yılmaz
08.08.2009
Fazıl Say Reloaded

Said Bahadır
20.08.2009
Faiz Üzerine: Tanımlar ve Sorular

Özkan Genç
29.01.2010
23 Ocak ve Ninelerimizin Komşuları

Burak Başkan
11.03.2010

İbrahim N. Ayyıldız
04.02.2010
Piyasa Ekonomisi ve Tercih Faktörü

Mahmut Kaya
08.08.2009
Tek Başına Demokrasi Yeter Mi?

Öner Bulut
19.02.2010
Yine Yargı, Yine Kriz

Ebuzer Irkıçatal
26.01.2010
Laissez Faire, Laissez Fumer

Konuk Yazar
11.03.2010
Şirin Bir Köy, Şirin Bir Adam


Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

ibrahimayyildizHayat insanın kendisini gerçekleştirme sürecidir. İnsan, yaşadığı zaman içinde pek çok sorunla karşılaşır ve bu sorunları çözmek için önündeki seçeneklerden en az maliyetli ve en faydalı olanı tercih etmeye çalışır. Bu anlamda bireyin iradesi ve karar verme yetisi, onu hem “var eden” hem de diğer bireylerden farklı olmasını sağlayan unsurlardandır. Şüphesiz bireyin iradesinin somut sonucu olan “karar” bir seçenekler dizisinin ve bu dizideki bazı varlıkların diğerlerine yeğ tutulması anlamına gelir. İktisadi her davranış da birey iradesinin bir sonucu olup bazı mal ya da hizmetlerin ya da bazı karar ya da fırsatların diğerlerine yeğ tutulmasını ifade eder. Dar anlamıyla ekonomi de tasarruf etmeyi yani ürün ya da mübadele araçlarının biriktirilmesi, harcanması, devredilmesi ya da kullanılmasını ifade eder. Şüphesiz bu anlamda ekonomi birey kararlarının bir toplamıdır.

Devamını oku...

ibrahimayyildizİlk olarak, anti-pozitivist ya da relativist anlayışın/tasavvurun bir sonucu, doğrunun birden fazla olduğu, dolayısıyla kullanılan yöntem her ne olursa olsun ortaya çıkan sonucun bir kesinlik taşıyamayacağı, olsa olsa bir eğilimi ifade edebileceğidir. Bunun yanında, bir diğer sonuç da, tek tek her bireyin sahip olduğu fikirleri/tezleri, işte bu “kesinsizlik” durumu nedeniyle serbestçe ifade edebileceğidir. Yani, hakikat kimsenin tekelinde olmadığına ve tek bir doğru ve onun da tek bir yöntemi olmadığına göre, hiç kimse bir diğerinin sahip olduğu fikir, tez ya da değer yargılarının engellenmesini isteyemez ya da daha doğru bir ifadeyle kamu otoritesini ya da diğer bireyleri, bu fikir, tez ya da değer yargılarının ifade edilmesini engellemeye davet edemez. Anti-pozitivizmin bir diğer sonucu da, doğru bilgiye ulaşma yöntemlerinin hem birbirlerine üstün tutulamayacağı, hem de, bu arayışta kullanılan yöntemlerin ve araştırıcıların değerlerden tamamen bağımsız olamayacağı, her yöntem ve araştırmanın –ister fen bilimleri olsun, ister sosyal bilimler- belli ölçülerde değer yargılarına taraf olacağı, dolayısıyla “objektif”liğin mümkün olmayacağıdır.

Devamını oku...

ibrahimayyildizBirkaç çizgiyle sayfalar dolusu yazıdan daha fazla şey anlatabileceğiniz “sihirli bir değnek” mizah. Kimi zaman bir sözü kimi zaman bir hareketi kimi zaman da bir duruşu konu alır, yontar, budar ve alaycı bir eda da katarak güldürür insanı. Elbette diğer güldürme yollarında farklı olarak bir de mesaj verir. Türkiye’de de mizah dergileri var. Hem de bunlar sıkı muhalif olduklarını iddia eden cinsten.

Ama sadece iddia eden; çünkü ortalama demokratik ülkelerden faklı olarak, bizim gibi “sonradan görmüş”lerin demokrasi olmaya çalıştığı ülkelerde asıl iş yapan iktidar, sürekli olarak, devletin diğer kanadının vesayeti altındadır. Sürekli olarak iktidardan uzaklaştırılır ama konjonktürel sebepler yüzünden yeniden iktidara gelmesine göz yumulur. Belki iktidara gelir ama alanı oldukça daraltılmış vaziyettedir.

Devamını oku...

ibrahimayyildizMuntasar El Zeydi. Bu ismi 16 Aralık 2008’e kadar belki binlerce insan tanıyordu. Ama bu tarihten sonra milyarlarca insan tanıdı. Aslında “çok şey” yapmamıştı Zeydi. Ne zekâsını ne parasını ne de vaktini harcamıştı. Yaptığı cesaretini harekete geçirmek ve sadece ayakkabılarına uzanmaktı ve uzandı. Ama basit ve maliyetsiz bu hareket öyle müthiş bir sonuç doğurmuştu ki, kendi deyimiyle bu “veda öpücüğü”, öfkeden çılgına dönmüş ama buna rağmen sokak gösterilerinde başka hiçbir şey yapamayan kitlelerin vicdanlarını rahatlatmış, yüreklerine su serpmişti. “Ohhh beeee!  Hep bunu yapmak istemiştim, helal olsun adama” dedi milyarlar.

Devamını oku...

ibrahimayyildizAraftaydı Hrant. Bir zulmü resmettiği için – ve daha özelde sırf Ermeni olduğu için – Türkler, Ermeni milliyetçisi olmadığı için Diaspora sevmedi onu.

Yalnızdı Hrant. Vicdanların ve sağduyuların tatile gönderildiği, sözde ırkçı olmayan, “milliyetçi” hassasiyetli gurupların birbirini soykırım yapmakla suçladığı günlerde o, hem zulmü hem de milliyetçiliği eleştirdi.

Yüz binlerin bir araya gelip kardeşlik türküleri söyleyebileceği gün, ona bir şekilde gösterilebilseydi belki de bir piyonun çektiği tetikle değil, kendi giderdi ölümün kollarına. İşte neden hepimizin onun ölümünden bir nebze de olsa sorumlu olduğumuz burada yatıyor. Geç kaldık ve vicdanlarımızı harekete geçirmek için onun ölmesini bekledik. Meydanları, o öldüğünde değil çok daha önceden doldurmalıydık. Hiç değilse "namussuzlar kadar cesur" olmalıydık, ama olmadı.

Devamını oku...