Fırtınada Yürüyüş
Yazan Müslüm Üzülmez   
Pazartesi, 24 Kasım 2008
   
    Hani güneşin sarı örtüsüne
    Mavi örtümüzü serecektik
    Hani bach'ın kanatlarını alıp
    Beyaz bulutların kervanına katılacaktık
    Hani herkese ekmek herkese umut
    Herkese neşe herkese sevgi dağıtacaktık .(1)


Türkiye Komünist Partisi (TKP) Merkez Komitesi Politik Büro üyesi Aram Pehlivanyan (Ahmet Saydan) rüyalarının gerçekleşmemesi karşısında hüzünlenip sitemini böyle dile getirmiş.

Doğru: Ne güneşin sarı örtüsünün üstüne mavi örtümüzü serebildik, ne beyaz bulutlar kervanına katılabildik, ne de herkese neşe, herkese sevgi dağıtabildik.

"Başka bir dünya"nın mümkünlüğüne inanmamıza, sosyalizme iman etmemize rağmen bunları gerçekleştiremedik.

İnanmak güzel bir şey; bilerek, anlayarak, yüreğinde duyarak, hissederek... Duyguları canlandıran güzellikler karşısında heyecan duyarak... Çirkinlikler, haksızlıklar karşısında isyan ederek...

Bizler inandık ve yürekten vuruştuk, ama yenik düştük. Bireyler olarak yüreğimizi ve ruhumuzu teslim etmedik, ama politik, ideolojik ve örgütsel olarak dağıldık. Hareketin içinde yer alanlar ve gönül verenler olarak çok ağır bedeller ödedik. Oysa o dönem karşı duruşumuz, savaşımımız; bizlerin baskıya, zulme, yoksulluğa, yoksunluğa bir isyanı, bir başkaldırısıydı. Şimdi yenilsek de, dağılsak da, o günlerin yakın tarihimizin onurlu birer sayfası olduğuna inanıyorum. Ezilenin, sömürülenin, mazlumun, haklının, hakkı yenilenin yanında; zalimin, zulmün, haksızın, gücün ve güçlünün karşısında olduk. Yaşadıklarımız; acı da olsa, kederli de olsa, hatta trajikomik de olsa bizim hikâyemiz.

Bir savaşta haklı olan her zaman kazanmıyor, bu bir. İkincisi, bizler genelde bazı tarihsel yanlışlıkları da yaptık gibime geliyor. Marks'ı ve birçok şeyi anlamada gevşek davranıp "kötü solcular" gibi işin kolayına kaçtık. Anlamaya çalışan ve düşünce üreten değil, hatmeden ezberciler gibi davrandık. Yazılan ve söylenenleri tekrar etmeden daha ileri gidememenin bir neticesi olarak da "yenik solcular" olduk. Sonuç: Tarih olduk.

TKP Merkez Komitesi Politik Büro Üyesi Şeref Yıldız, yeni yayınlanan FIRTINADA YÜRÜYÜŞ (2) adlı kitabında, kendi tanıklığıyla, işte bu tarih oluşun ya da yenilgiye gidişin "1960'lardan 1990'a" kadarki zaman diliminde yaşanan 30 yıllık serüvenini anlatıyor.

Şeref Yıldız ismi, benim için ayrı bir önem taşımaktadır. O, siyasi görüşümü ve siyasi çalışmalarımı en fazla etkileyen şahıslardan biridir. Hiç unutmam: 1977'de, Diyarbakır'da güneşli bir sonbahar günü, bir iskambil kâğıdı boyutundaki ince pelür kâğıdına yazılı başvuru dilekçemi Şeref Yıldız'a vererek parti üyesi olmuştum. Üye oluşumla, hayatımın akışının seyri değişti. Ve o gün, o dilekçeyi verip parti üyesi olmakla, çektiğim sıkıntılara ve yaşadığım acılara rağmen, doğru bir iş yaptığıma inanıyorum.

Fırtınada YürüyüşFIRTINADA YÜRÜYÜŞ kitabı, bence çok önemli. Çünkü Türkiye'nin siyasi tarihini şu veya bu şekilde etkilemiş olan TKP'nin 30 yıllık illegal tarihi anlatılıyor. Şeref Yıldız, komünist harekette "ilk kez" üst düzeyde bir sorumluluk alan biri olarak kitabıyla birçok olayı ve sorunu, belleğine dayanarak, gün ışığına çıkartıyor. Kendi bakış açısı ve yazım tarzıyla TKP'deki gelişmeleri, komünist hareketin durumunu, komünist hareketle diğer Marksist hareketlerle arasında yaşananları, Kürt Marksist ve yurtseveri ile ilişkileri, sol ve sosyalist hareketin birliği gibi birçok konuda TKP'nin tutumunu açıklıyor. Örgütsel ve politik kararların alınması ve uygulanması sürecinde yaşananları, gelişmeleri, kendi değerlendirmesiyle birlikte, ama mümkün olduğu kadar kırmadan, dökmeden, kişileri hedef almadan, sade bir anlatımla anlatıyor. Kitabın arka kapağında yazıldığı gibi: "Bu kitapta, TKP Merkez Komitesi Politik Büro üyesi Şeref Yıldız Yaşam öyküsünü anlatıyor. TKP'de bu düzeyde sorumluluk alan bir kişi anılarını ilk kez yayınlıyor.

1974'te üye olduğu, 1978'de Merkez Komitesi ve 1984'te MK Politik Büro üyesi olduğu TKP'de, gerek örgütsel gerek siyasal kararların alınması ve uygulanması süreçlerini değerlendirmeleriyle anlatıyor.

Diyarbakır-Ergani'nin bir köyünde doğan, tek sınıflı bir ilkokulda öğrenim hayatına başlayan Şeref Yıldız, ailesini, Ergani'yi, Kürt illerini sıcak bir duygusallıkla bizlerle paylaşıyor.

1964'te İstanbul Hukuk Fakültesi'yle başlayan TİP'li yıllar ve sosyalist hareketle iç içe yürüyen Kürt hareketi ile ilk temaslarının başladığı bu dönem Şeref Yıldız'ın ömür boyu yaşatacağı dostlukların temellerini atıyor. Fırtınada Yürüyüş boyunca Kürt ulusal hareketinin serüvenini de içerden bir gözle izleyebiliyoruz."

Kitap, belleğe dayanarak kaleme alınmış. Bu nedenle kitapta maddi hataların olduğunu düşünüyorum. Örneğin Ali Haydar'ın tahliye tarihindeki yanlışlık gibi (s: 373). Kolay değil tabi, belleğe dayanılarak 30 yıllık bir zaman süreci anlatılıyor. Olaylar, insanlar, yerler, tarihler karışabilir. Zaten Şeref Yıldız, önsöz'de: "Gerekli belgelere ulaşmak, anlatımı beslemek için zamana ihtiyaç var. Geniş bir zaman ayırabilmelisiniz. Bu açıdan gerekli imkânlara sahip olduğumu söylemem zor. Yine de özenli davrandığımı düşünüyorum. Dostların yardımı ile eksiklikleri azaltmaya çalıştım.

Kendime bile ifade etmekten kaçındığım konular da içinde, birçok konuyu ilk defa seslendirdim. Dünün gerçeklerine bağlı kalmaya çalıştım. Gerek dünkü, gerekse bugünkü düşüncelerimi saklamadım, duygularımı da. Değerlendirmeler yaptım, ama olayları olduğu gibi aktararak okuyucuya değerlendirme yapma şansı tanıdığımı düşünüyorum" diye yazıyor.

Türkiye'nin siyasi tarihine, Türkiye komünist hareketine, sol ve sosyalist hareketlere, Kürt hareketlerine ve bunların oluşum sürecine ilgi duyan veya bunları incelemek isteyenler için FIRTINADA YÜRÜYÜŞ kitabı çok önemli bir kaynak. Okumanızı öneririm.

***

Baskının, zulmün, açlığın son bulması ve barış, demokrasi, özgürlük için geçmişte verilen mücadeleler ve ödenen bedeller unutulmamalı. Yazılı ve renkli, görüntülü ve canlı, koro ve solo, bağırarak ve oynayarak birçok gazete, dergi, televizyon, radyo gibi kitle kandırma/yalan silahları, teknolojinin en son gelişkin iletişim araçlarının bombardımanı altında şaşkına dönmüş veya dönenler; hafızadan, şuurdan, beyinden, fikir ve düşünceden yana sığ olanlar görmese de; ben, insanlığın yeniden büyük hedef ve amaçlara yöneleceğine ya da yürüyeceğine inanmaktayım: "İnsanlık ölmedi!"

------------
1) Aram Pehlivanyan, Özgürlük İki Adım Ötede Değil , Aras Yayınları, Ekim 1999, İstanbul.

2) Şeref Yıldız, Fırtınada Yürüyüş , TÜSTAV Yayınları, Eylül 2008, İstanbul.

Müslüm Üzülmez
uzulmez.info


Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Digg! Reddit! Del.icio.us! JoomlaVote! Google! Live! Facebook! Slashdot! Netscape! Technorati! StumbleUpon! MySpace! Spurl! Wists! Simpy! Newsvine! Blinklist! Furl! Fark! Blogmarks! Yahoo! Smarking! Netvouz! Mister-Wong! RawSugar! Ma.gnolia! Squidoo! FeedMeLinks! BlinkBits! Tailrank! linkaGoGo! Cannotea! Diigo! Faves! Ask! DZone! Swik! ShoutWire! MyLinkVault! BlogRolling!
Trekbek(0)
feed0 Yorumlar

Yorum Ekle!
 
 
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut
 

Etiketler:  Fırtınada Yürüyüş Türkiye Komünist Partisi Şeref Yıldız Türk solu 68 Kuşağı marksizm
Son Güncelleme ( Pazartesi, 24 Kasım 2008 )
 

Son Yorumlar

Kapitalizmin Kökeni (Marksist ...
Uğur'a selam, ders çalışmaya devam... Geçin olm şu dersleri artıkın..
Kapitalizmin Kökeni (Marksist ...
Bir talebenin böylesi güzel derinliği olan konularda ders notları da olsa makale yazması ve eleştirel bir yaklaşım içinde olması geleceğinin parlak olması demektir. Takdire şayan.. Tebrik...
Zalimler ve Mazlumlar
Elif hanım, bence 1915'de olan biten şeyin adı soykırım değildi. Ben buna ilber ortaylı hocanın tabiriyle mukatele diyorum. bir ikinci husus da 1915'de olan biteni izah ederken hocalı katliam...
Zalimler ve Mazlumlar
tamam merak etme dediğin videoyu bir şekilde bulur izlerim. ama beni yanlış anladın sanırım ben hiç ermeni ölmedi demiyorum. savaşdasın yıllarca beslediğin ermeni halkı sana isyan etmiş...
Hoşgörü ve Diyalog Kültürü
kesinlikle muhteşem.. keşke gazeteilerimiz ona birazbenzeseler, keşke yazarlarımızı okurken içten içe utanasam, hangi gazete olduğuna bakmaksızın...
Zalimler ve Mazlumlar
aslında olay basit, biz onları onlar da bizi kesmiş, hatta zaan zaman bu kesme işi çocukları ve kadınları kesme olayına kadar ilerlemiş... elbetteki tek suçlu ermeniler değil, biz de hiç ...
Zalimler ve Mazlumlar
ben de sana cnn'in hazırlamış olduğu "ermeni soykırımı" adlı belgeseli öneririm. tehcirdeki ermenilere yapılan işkenceleri somut karelerle gösteren bir belgesel. youtube'dan falan bazı ke...
Hoşgörü ve Diyalog Kültürü
gülay göktürk benim de ilgiyle takip ettiğim muhteşem bir yazar. görüşlerini kimseden çekinmeden dile getirmesi, her zaman her yerde doğruyu savunması gerçekten takdire şayan.
Zalimler ve Mazlumlar
yazı insanı etkiliyor evet ama ne yönde ?yapmayın arkadaşlar, gerçekten özür dilemeyi düşünen insanlara hocali katliamının videolarını izlemeyi öneririm bana bir türkün bir ermeniye ...
Zalimler ve Mazlumlar
senai demirci yi ben de takdir ettim.maalesef sayın cumhurbaşkanı soyunu sopunu bildiren bir açıklama yaptı.ne olurdu velev ki ermeniyim size ne deseydi.bu ülkede bu açılımı oy kaygısı ta...

Bu Yazıyle Alakası Olabilecek Başka Yazılar

MARKSIZM
TüRK SOLU

Buradan anahtar kelimeler ile ilgili arama yapabilirsiniz.
website statistics