Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
ebuzer24 Ağustos Pazartesi akşamı Diyarbakır'da oynanan Diyarbakırspor-Fenerbahçe karşılaşmasının olaylı geçtiğini, maç sonrası öğrendim. Birileri rahat durmadılar barışa en çok yaklaştığımız şu günlerde. Barış karşıtı düşüncenin müsebbi olduğu bu olayın provokasyon olduğu aşikardı.

Benim için asıl mesele, takip eden gece, internet üzerinden benim arkadaşımla yaptığım tartışma oldu. Bana durumun ehemmiyetini ve tehlikenin boyutunu gösterdi. Barış için beslediğim umutlar zayıfladı...

Bu arada şunu da belirteyim, benim tartıştığım arkadaşım, Engin Ardıç'ı sadece bir cümlesinden ötürü faşist olarak nitelendiren ve akabinde de Ardıç'ın yazılarını okumayı kesen birisidir...

Arkadaşımın ifadelerinde bariz bir tutarsızlık, bir sinir hali vardı. Belli ki fena halde galeyana gelmişti. Kürtleri, insanlıktan nasibini almamış, insanlıktan çıkmış gibi tanımlarla yerden yere vurmaya başladı. Sonrasında "defolup gitsinler" ve ardından gelen kangrenden kurtulma amaçlı "Diyarbakır'ı verelim" tabirlerini de eksik etmedi. Ve işin garip tarafı, huzursuzluk sadece Kürtlerden kaynaklanıyormuş veya asıl müsebbibi kürtlermiş gibi, bu ülkede huzur istediğini söylüyor, kürtlerin tacizlerinden bıktığını belirtiyordu. Fail-i meçhul cinayetleri unutarak, asimilasyonu görmezden gelerek...

Bir çözümü olmaksızın barışa inanmayan, barış karşıtı ifadelerde bulunmaya başlamış. Bir gecede barışa dair tüm umutları sönmüş, faşizan damarı kabarmış resmi paradigmanın en sert diliyle konuşan bir genç vardı karşımda. Kürtlerin insanlıktan çıkmış olduğunu belirtip ve herşeye rağmen bu tavrının faşist olmadığını iddia edebiliyordu. Tekrar belirteyim, bu kişi Engin Ardıç'ı faşist olarak nitelendiriyordu, sadece bir cümlesine bakarak...

Şimdi kendi kendime soruyorum, acaba ben mi çok paranoyağım, yoksa bu bariz provokasyonu görmek mi bu kadar zor, diye... Barışı istemeyenler bu kadar aşikarken, birileri akan kandan fayda sağlayan yarasalar gibiyken, bunların bir oyunun parçası olarak düşünmek bir paranoya mı?

Bu ülkenin -şu an için- ikinci ve üçüncü büyük partileri, faşizan bir politika izlerken, tavandan tabana faşist söylemlerle barışa köstek olurken, bunların bir oyunun parçası olduğu kanısına varmak, bana pek tutarsız gelmiyor. Bilakis, aksi düşüncenin mâkul bir tarafı olduğuna da inanmıyorum.

Ne yazık ki bu komplo başarılı olmuş, olmuş ki benim neredeyse liberal diyeceğim arkadaşım bile bir günde kışkırtmalara gelerek, faşizan bir tutum sergilemişse, düşünemiyorum kendine "milliyetçi, ulusalcı" gibi sıfatlar takan potansiyel faşist gençleri. Düşünemiyorum Türk olmalarıyla övünenleri ve halîhazırda Kürtlere gayrî insanî tutum sergileyenleri.

Staddaki Kürtler de, televizyon başındaki Türkler de bir oyunun parçası olduğunu göremiyorlar ve ne yazık ki bu da benim umutlarımı azaltıyor, barışa en fazla yaklaştığımız zamanda.

Anlayamıyorum, bu kadar önemsiz bir şey mi kanın durması? Ya da insanları temel haklarından koparmak bu kadar kolay mı? Hatta bir insanı veya halkı, insanlıktan çıkmış olarak görmek hangi düşünceye, hangi ahlak sistemine sığar?

Şüphesiz, başka insanları, insanlıktan çıkmış olarak görmek dahi, insanı insanlıktan çıkarmaz. Fakat insana insan olduğu için, başka vasıflarına ve sıfatlarına bakmaksızın değer vermek de, insanlığın bir gereğidir ve kesinlikle bir erdem değildir. Çünkü doğal olan, normal olan budur.

Bizim en büyük sorunumuz galiba insana değer vermemek. İnsan kadar değerli bir varlık var mı ki şu dünyada da bu kadar hafife alabiliyoruz insanlığı?.. İnsanlar ölmesin diye uğraşmak bu kadar zor olmamalı, bu yol bu kadar meşakkatli olmamalı.

Şüphesiz staddakiler taşkınlık yapmasa, karşısındaki Türkler de bu kadar kolay birilerinin oyunu olmasalar, barış da daha kolay sağlanır. İşte bu yüzden bu nefret, bu öfke dinmeli her iki taraf için de... Elbette, insana insan olduğu için saygı duymayı ve değer vermeyi öğrendiğimizde barış kaçınılmaz olacaktır. Her ne kadar bu satırları yazarken ümidim azalsa da, hâlâ inanıyorum akan kanın duracağına...

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.