| Dile Gelmek Dile Getirmek |
| Yazan Hüseyin Kırmızı | |
| Salı, 25 Kasım 2008 | |
|
Dile gelenler güvenli olanı seçerler. Muhafaza edilene kolayca yerleşirler. Bulurlar, buluşurlar muhafazakârlar ama asla bulaşmazlar. Bir dile, bir dünyaya gelirler ve gerçekten de dillerinin sınırları dünyalarının sınırları olur. Dile getirenler ise bulaşırlar “sağ”a “sol”a. Gelip yerleşmezler, yerleşik değillerdir. Dolayısıyla yerleşikler ile yerleşmeye çalışanlar arasındaki kavgada taraf almazlar. Yerleşik duyguları sarsarlar. “Yer”leşmeye yerelleşmeye niyetli olmadıklarından, yerlileşmediklerinden dünyalarının sınırları da yoktur. Çünkü dillerinin sınırı hatta dilleri yoktur. Barbardırlar, konuşmazlar çok. Medeni olmadıklarından, şehrin, siyasetin, tarihin, toplumun zindanında boğulmazlar. Yabancı, dilleri anlaşılamayan, insanları rahatsız etmeye gelmiş barbarlar. Genelde; cesaretle, korkmadan, aniden dile getirilir. Ama korkudan yada başka şeylerden ve nihayet dile gelinir. Dile getirenler; dile getirilemezler, dize de. Hiç ele avuca sığmaz, dile gelmez bir yazardır Oğuz Atay. Sözcükleri aranıp bulunacak cinsten değildir. Kelimeleriyle sözlükte buluşulmaz. Ama nasıl bulaşır herkese? Ve sözcükler nasıl bulaşır dilimize? Tutunamayan, disconnectus erectus, Selim Turgut, Danimarka Kralı’nın oğlu vb. Kadınlar dile getirmede nice yollar deneyimlemişler, keşfetmişler. Anlatamamanın sansürün tarihi; dolayımlamalarla, göndermelerle, alegorilerle, simgelerle, konuşmanın tarihi olmuş. Anlaşılmaları zor diye söylenmesi dillerin sembolizmle olan bu akrabalığı belki de. Ne kadar zarafet, çekicilik ve güç var sembolizmde, değil mi? Mahremiyete, saklamaya, daha az ihtiyaç duyan erkekler daha doğrudan bir ilişki içinde olmuşlar dille, dünyayla. Dile getiremedikleri zaman dile gelmek zorunda kalmışlar. Susmayı adet edinmemişler. Oysa hatırlarım çocukluğumu; eve gelen yeni gelinler uzun zaman tek sözcük söylemez, konuşmazlardı kimseyle. Büyüklerin, ev sahiplerinin tüm çabalarına rağmen dile gelmezlerdi, dize de. Erkekler sembolizmin gücünden yoksun olduklarından savrulmuşlar çoğu zaman tutunamamışlar dilde. Tutunacak yer tutunacak sözcük arayıp alışkanlıktan ama bulamamışlar. Sanırım bundandır Oğuz Atay’ın tutunamayan kahramanlarının erkek olması. Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Bu Yaziyi Tuttum!
Kaydet/Paylas
Bunu Email'lemem Lazim!
Hit: 148 Trekbek(0)
Yorum Ekle!
Etiketler: Oğuz Atay sözcük bilgisi edebiyat kalem erbabı |
|
| Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 ) |







































