Çoğunluk mu Hukuk mu?
Yazan Ahmet İhsan   
Salı, 10 Haziran 2008
Öyle veya böyle demokrasiler çoğunluğun yönetimine dayanır. Çoğunluk ne derse odur gerçekten. Yoz, boş, kof bir demokrasidir bu. Sözgelimi bir referanduma gitsek halkın %90'ı "töre cinayetlerine ceza olmasın" diyecektir. Halkın %90'ı istiyor diye apaçık bir cinayete ceza verilmemesi gibi bir saçmalık yoz, boş, kof demokrasilerde olur, ama demokrasiyi HUKUK DEVLETİ ilkesi ile bütünleştirmiş üllkelerde olamaz.


AKP de "ben çoğunluğu elde etmişim arkadaş, KAFAMA ESENİ YAPARIM" diyemez eğer burası bir hukuk devletiyse. Her kafasına eseni yapmaya çalışırsa YARGI mekanizması [bizde ideolojik refleks olarak tabi] devreye girer ve görevini yerine getirir, kimse de bu nedenle yargıyı suçlayamaz, suçlamamalı. Yargının görevi budur zaten.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın da görevi budur. Savcı, şüphelendiğinin icraatlarını anayasaya aykırı buluyorsa veya herhangi bir aykırılık hissediyorsa dava açmakta son derece haklıdır da. Bu nedenle Yalçınkaya'ya yapılan eleştirileri bir türlü anlayamadım. Yalçınkaya "bu suçludur, cezasını infaz edin" demiyor, "bana göre suçlu, bir de mahkeme incelesin" diyor. 
 
Kabul, savcının iddianamesi berbat bir dille kaleme alınmış, suçlamaya yönelik gerekçeleri de son derece saçma ve nesnel kanıtlara dayanmıyor. ANCAK yine de "senin gerekçelerin saçma arkadaş" diyerek dava açmasını engelleyemeyiz. Şu anda olduğu gibi davanın açılması davalıyı (ve taraftarlarını) bu kadar endişelendiriyorsa bu iki nedenden kaynaklanır: 
1) Davalı gerçekten suçu işlemiştir, cezaya kesin gözüyle bakılmaktadır, kapatılmaktan korkmaktadır.
2) Davalı suçsuzdur, ancak mahkemeye güvenmemektedir. 
 
Bence 2. şıktan dolayı son derece rahatsız oldu iktidara yakın kimseler -veya yakın olmasa da AKP iktidarından memnun liberal burjuvazi- ki haksız da değiller. Anayasanın 96. maddesinde açık ve net bir şekilde 184 olarak gösterilmesine rağmen "cumhurbaşkanlığı seçiminde toplantı yeter sayısı için 367 kişi aranır" şeklinde bir saçmalığa, hukuk katliamına imza atalı daha 1 yıl olmadı bu mahkemenin. 
 
Benzer bir sonucun çıkmasını düşündüklerinden AKP de hem boynunu cellada uzatmış, hem de en az iddianame kadar basit bir savunma hazırlamış. Sürekli de daha önce "bize cumhurbaşkanı seçtirmediler" şeklinde mazlum ayağına yattıkları gibi "bizi yine kapatacaklar, halka karşı bunlar" diye yine mazlum ayağına yatıyor ve Anayasa Mahkemesi'ni etkilemeye çalışıyorlar. Bu anayasal bir suçtur yargıya müdahale olduğundan. Ancak başta Yüksek Mahkeme anayasayı açıkça ihlal ediyor. "İmam osurursa cemaat zıçar" sözü durumun anlam ve önemini anlatması bakımından yeterli bir atasözü...

Üstelik sadece AKP değil yargının işleyişine müdahale eden. Baykal da "367 kararı alınmazsa kaos olur" şeklinde bir tehdit savurmuştu hatırlarsanız. Bu da yargıya müdahaledir ve anayasal suçtur. 
 
Yargıtay'ın da bu müdahaleleri eleştiren bir bildirge yayınlaması, eleştiriyle birlikte yasama ve yürütmenin asli görevlerini [yasa yapma ve yasaları uygulama] "engellemeye çalışması" [hani "çok hızlıydılar, engelleyemedik" diye hayıflanıyorlar ya] da yasama ve yürütmeye müdahaledir. Bu da anayasal suçtur. 
 
Yargıtay hızını alamamış, AKP'yi, "yargıyı ve muhalefeti AB'ye suçlamak"la da suçlamış. AB'ye girmek istiyor ise Türkiye eğer, kendi hukukunu, AB hukukuna yani "evrensel hukuk"a uydurmak mecburiyetindedir. Bu temenni, yahut "idea" falan değil; bir zorunluluktur. Nasıl ki yasalar anayasalara aykırı olamazsa, aynı şekilde AB hukukuna da aykırı olamayacaktır. Konfederasyonlara ve federasyonlara [evet, AB de federal devlet olma yolunda] üye olmak demek egemenliğin bir kısmını "üst birlik"le paylaşmak, o "üst birliğin" kurallarını kabullenmek demektir. Bir futbol turnuvasına katılıp "ben  maçlarda niye bu kurallara uymak zorundayım" demek kadar yanlış bir şey olamaz kanımca. Bu yüzden AB'nin eleştirilerine veya AİHM'in aleyhimize verdiği kararlara kızmak değil, anlamaya çalışmak gerektiği düşüncesindeyim. 
 
Yapılan eleştirileri küçümsememeliyiz de. Kapatma davasını eleştirenlerden Barroso AB Komisyonu Başkanı, Lagendijk Avrupa Parlamentosu Türkiye Karma Komisyonu Başkanı, Rehn AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi... Bu kişiler bizim AB'ye girmemizi sağlayacak kişiler, 3. sınıf bürokrat falan değil. 
 
Bir de Avrupa Konseyi'nin kapatma davası üzerine Türkiye'ye verdiği -iddialara göre AKP'lilerin şikayeti üzerine- uyarı ve eleştiriler var. Avrupa Konseyi 1949'dan itibaren toplanan, Türkiye'nin de 1950'de üyesi olduğu bir kuruluş ve saygınlığımız da var burada. Bu uyarı da hafife alınacak cinsten değil. Yine AB parlamentosu liberal, sosyalist ve muhafazakar gruplarının alayının başkanlarından "dava olayı çok komik, tamamen saçmalık" şeklinde eleştiriler var. Bunlar da yabana atılacak cinsten değil. 
 
Keşke gerçek bir "liberal demokrat" partimiz olsa da önce parti içi olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarda bir "demokratizasyon"a gidilse; demokrasiyi çoğunluğun diktası değil, azınlığın çoğunluk karşısında korunması olarak bellese, uygulasa...
 
Keşke gerçek bir "hukuk devleti" olabilsek de hukukumuz evrensel ölçütlerde olsa, yargımız siyasallaşmasa, düşünceye ve her türlü aykırı görüşe serbestiyet olsa, derin yapılanmaların sonu gelse, darbeciler yargılansa, her türlü bölücülüğe ve ırkçılığa anında müdahale edilse...
 
Keşke gerçek bir "laik devlet" olabilsek de devletimiz milletin saçına başına, giyimine kuşamına bakmaktansa salt pozitivist düşünceye odaklansa; siyaseti dinsel etkilerden, dini de siyasete alet edilmekten kurtarsa... 
 
Keşke gerçekten "sosyal devlet" olsak demiyorum, sosyal devlet ilkesini benimsemiyorum çünkü. Devletimiz yalnızca bireyi birey olarak kabul etsin, hayatına müdahale etmesin, tek tipleştirmesin de "biz sosyal devletiz, işte gereğini de yapıyoruz" diye dağıtılan kömürler falan eksik olsun.

Hasılı, keşkelerin sonu gelmiyor işte... Ben de bu yüzden "keşke" demeyi bıraktım, "neremiz doğru ki" demeye başladım. Bir de Engin abimiz gibi gülmeye, güldürüyor sağolsun...
 
ÖZETLE: AKP kesinlikle -özellikle 2005'in sonundan itibaren- benimsediğim, iktidarda görmek istediğim bir parti değil. Ancak, bu durum AKP'nin olumlu icraatlarını desteklemememi gerektirmiyor. Hiçbir sebeple parti kapatılmasını doğru bulmamakla birlikte böyle sudan sebeplerle kapatılmasını tamamen "hukuka aykırılık" olarak görüyorum. Yargıtay'ın açıklaması ise bahsini ettiğim laik, demokratik bir hukuk devletinde [sosyal yok, eksik olsun sosyalliği] olmayacak türden bir açıklama. Yargıtay'ın bunu hukuk adına yapıyor olması da [bu, kendi iddiaları] oldukça ironik bir durum teşkil ediyor. 


Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Digg! Reddit! Del.icio.us! JoomlaVote! Google! Live! Facebook! Slashdot! Netscape! Technorati! StumbleUpon! MySpace! Spurl! Wists! Simpy! Newsvine! Blinklist! Furl! Fark! Blogmarks! Yahoo! Smarking! Netvouz! Mister-Wong! RawSugar! Ma.gnolia! Squidoo! FeedMeLinks! BlinkBits! Tailrank! linkaGoGo! Cannotea! Diigo! Faves! Ask! DZone! Swik! ShoutWire! MyLinkVault! BlogRolling!
Trekbek(0)
feed0 Yorumlar

Yorum Ekle!
 
 
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut
 

Etiketler:  AKP Kapatma Davası Hukuk Devleti Laik Devlet Sosyal Devlet Hukuka Aykırılık Abdurrahman Yalçınkaya demokrasi AKP Kapatma Davası Ahmet İhsan Yazıları Çoğunlukçuluk
Son Güncelleme ( Çarşamba, 23 Temmuz 2008 )
 

Kritize.Net Yazarları

Ahmet İhsan
Yazarin Profilini GörüntüleYazar Su an Offline
Profili 57 kisi tarafindan görüntülendi. Hit : 57
Yazara E-Posta Atin Yazara E-Posta Gönder

Yazarin toplam 25 yazisi bulunuyor. Tüm yazilarini görmek için tiklayin. Tüm Yazıları (25)

Son Yorumlar

Sarıkamış Faciası
sarı kamış,ın resimleri hata var kagıtdı küçük...
Sarıkamış Faciası
sarı kamışta 90 bin askerimiz donarak öldü mü? video varsa izlesem...
10 Kasım Yazısı
Yazık sana terbıyesız yaratık.sen anlayamıyorsan aklının sınırları 10 kasımı anlayamıyorsa burda sorun 10 kasımda degıl senın o ufak beynınde
10 Kasım Yazısı
"site yönetimi olarak hakaret içermeyen, yazım kurallarına uygun, okunaklı, içerisinde salt hamasi edebiyatlar içermeyip "fikir" de barındıran her görüşten yazıyı ve yorumu yayınlamak g...
10 Kasım Yazısı
arkadaşım atatürk olmasaydı sn belkide burada bu yazıyı yazamıcktın bi düşün bakalım atam ölmüş sen 2 dk ayaka ona saygı göstermişin çok mu eer isemiosan yapma 2 dk ayakta durma zat...
10 Kasım Yazısı
BENCEDE TERBİYE SINIRLARINI AŞMAYIN BU YAZIYI KİM YAZDIYSA ÇOK TERBİYESİZMİŞ...VATAN HAİNİ SENİ NİE BÖYLE Bİ YAZI YAZIYOSUN...
10 Kasım Yazısı
lütfen terbiye sınırlarını aşmayalım!
10 Kasım Yazısı
İşgaldeki hali sakın unutma Atatürk'e dil uzatma sebepsiz Sen anandan yine çıkardın amma Baban kimdi bilemezdin ....... Neyzen Tevfik
Dağ Başını Duman Almış
dağ aşını duman almış gümüş dere durmaz akar.........
"Vahşi Kapitalizm" Çöktü mü? "...
yazıyı kaleme alırken "bu geyik tadındaki muhabbete bende bir dipnot düşeyim" diye düşünüyordum... amacım ukalalık yapmak falan değil! sadece krizin ilk devindiricisinin devlet müdahal...

Bu Yazıyle Alakası Olabilecek Başka Yazılar

DEMOKRASI
AKP
KAPATMA DAVASı
ABDURRAHMAN YALçıNKAYA

LAIK DEVLET
HUKUK DEVLETI

Buradan anahtar kelimeler ile ilgili arama yapabilirsiniz.
website statistics