Derin Düşünce

teror_gg

Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

Burak Başkan

 Yazarın toplam 12 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (12)

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

burakbaskan

[Bu makale, 25 Temmuz 2010 Pazar günü Yeni Şafak gazetesinde de yayınlanmıştır]

Son günlerin en önemli gündem maddesi hiç şüphesiz 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa referandumu. Anayasa Mahkemesi'nin geçtiğimiz hafta esastan inceleme yetkisi olmamasına rağmen esastan inceleyerek verdiği kararın siyasette yarattığı toz duman arasında, siyasi partiler kendilerini bir anda referandum sürecinde buldu.

Bu süreçte saflar da yavaş yavaş netleşmeye başladı. Referandum paketinin sahibi Ak Parti'nin seçmeninin "evet" diyeceği açık. Ak Parti ile birlikte anayasa değişikliğine "evet" diyeceğini açıklayan diğer partiler ise Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi. "Hayır" cephesinde ise Cumhuriyet Halk Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi başı çekiyor. Hem referandumun sonucu, hem de referandum sürecinde partilerin aldığı tavır, 2011 yılında yapılacak genel seçimlerin sonucunu büyük ölçüde etkileyecek. Kimilerinin oyu artacak, kimileri oy kaybına uğrayacak.

Mağdur Ülkücüler Tepkili

Bu süreçte en çok zarar görecek partilerden biri olarak MHP ön plana çıkıyor. Son yıllarda CHP ile yakınlaşma nedeniyle muhafazakâr tabanını kaybetme noktasına gelen MHP, 12 Eylül'de gerçekleştirilecek referandumda Devlet Bahçeli'nin aldığı "hayırcı" tutum nedeniyle adeta köşeye sıkıştı. Ancak MHP tabanının tamamının Bahçeli ile aynı fikirde olduğunu söylemek mümkün değil. Daha şimdiden parti tabanında büyük tartışmalara yol açan "hayırcı" tutum, özellikle 12 Eylül mağduru ülkücülerden büyük tepki gördü. 12 Eylül darbesinin yaşattığı acılar hala tazeliğini koruyor. Dolayısıyla birçok ülkücü, Bahçeli'nin "hayır" oyu konusundaki ısrarına anlam veremiyor ve 1982 Anayasası'na sahip çıkmanın, statüko ile aynı safta yer alma anlamına geleceğini belirtiyor.

Bakın, MHP Mersin eski milletvekili Ali Güngör ne diyor: "MHP ne yaptığını bilmiyor. Bu tavır ilkesizliktir. MHP'nin CHP ve BDP ile buluşması benim için sürpriz olmadı. Onlar kadar bile tutarlı olamadı. Yeni bir anayasaya Türkiye'nin ihtiyacı var." (Star, 11.07.2010)

BDP, Bahçeli'nin Hesaplarını Bozuyor

Kapatılan DTP'nin yerine kurulan BDP de Bahçeli'nin referandumdaki muhalefet söylemini çıkmaza sürükleyen bir parti. Çünkü Bahçeli, propaganda çalışmaları sırasında mevcut değişikliklerin terörü besleyeceğini ve PKK'nın işine yarayacağını iddia etmeyi planlıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. BDP'nin referandumu boykot etmesi, Bahçeli'nin söylemini otomatikman geçersiz kıldı. Madem bu değişiklikler terör örgütü PKK'nın işine yarayacak, o zaman BDP referandumu neden boykot etsin ki? Madem bu değişiklikler terör örgütünün taleplerine uyuyor, o zaman neden İmralı'dan referandumda "hayır" sonucunun çıkması için çağrı yapılsın ki? Bu çelişkili durum, Bahçeli'nin Anayasa değişikliklerine yönelik muhalefet söylemlerini boşa çıkarıyor. İşte Bahçeli'nin MHP tabanına anlatmakta en çok zorlanacağı nokta bu. MHP tabanı, BDP ile aynı safta yer alma konusunda Bahçeli'den mantıklı bir açıklama bekliyor. Bahçeli ise, MHP tabanını tatmin edecek bir açıklama yapmaktan oldukça uzak görünüyor.

Konumlanma Sorunu

Yaşanan tüm kamplaşmalarda MHP, ciddi bir konumlanma sorunu yaşıyor. Üstelik CHP ile sürekli aynı safta görünmek, muhafazakar tabanı MHP'den koparıyor. Bir zamanlar "Tanrı dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman" söylemi ile "Türk-İslam Sentezi" adı altında konumlanan ve hem dini hassasiyetleri yüksek, hem de milliyetçi eğilimlere sahip seçmen nezdinde önemli bir karşılık bulan MHP, 2000'li yıllarda bu söyleminden hızla uzaklaşmaya başladı. Ak Parti'ye yönelik muhalefet süreci, MHP'yi Ak Parti'nin muhafazakârlık vurgusu karşısında muhafazakar öğeler içermeyen bir yeniden konumlandırma stratejisi benimsemeye itti. Başörtüsü serbestisi getiren yasanın AYM'de iptal edilmesinin ardından muhafazakar kesimin taleplerini gündeminden tamamiyle düşüren MHP, bu kesimin parlementodaki temsilini adeta tek başına Ak Parti'ye teslim etti.

Referandum sürecinde CHP ile ortak tavır alınması ise muhafazakar camia ile MHP arasında yeni bir kırılma meydana getirdi. Tam da bu noktada, milliyetçi ve muhafazakar çizginin temsili açısından Büyük Birlik Partisi ön plana çıkıyor. İlerleyen süreçte, yapıcı muhalefet anlayışı ve muhafazakârlık vurgusu ile BBP'nin ülkücü camia içinde önemli bir seçenek haline gelmesi muhtemel.

Sonuç olarak, referandumda parti liderleri ile seçmen tercihleri arasında tam anlamıyla bir paralellik olmayacağı görülüyor. Bu konuda seçmeni ile en fazla ihtilafa düşecek partilerin başında MHP geliyor. Mevcut kamuoyu araştırmaları MHP'li seçmenin önemli bir kısmının referandumda "evet" diyeceği yönünde. Referandumun sonucu ne olursa olsun, süreç MHP aleyhine işliyor. Bahçeli'nin partiyi konumlandırma stratejilerini yeniden gözden geçirmesinde fayda var.

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.



Benzer Yazilar: