Derin Düşünce

teror_gg

Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Kritize Yazarları

Ahmet İhsan Kaya
28.04.2010
Bir Gezinin Ardından...


Erdoğan Yılmaz
03.09.2010

Özkan Genç
24.03.2010
Vicdanlarımıza Müracaat Etmek

Burak Başkan
16.08.2010
MHP Seçmenine Muhalif

İbrahim N. Ayyıldız
04.02.2010
Piyasa Ekonomisi ve Tercih Faktörü

Mahmut Kaya
08.08.2009
Tek Başına Demokrasi Yeter Mi?


Ebuzer Irkıçatal
26.01.2010
Laissez Faire, Laissez Fumer

Konuk Yazar
25.08.2010
“Arka Bahçe”


Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

burakbaskan

[Bu makale, 15 Ağustos 2010 Pazar günü Star Gazetesi'nin Açık Görüş ekinde de yayınlanmıştır]

Son günlerin en önemli gündem maddesi hiç şüphesiz 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa referandumu. Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz hafta esastan inceleme yetkisi olmamasına rağmen esastan inceleyerek verdiği kararın siyasette yarattığı toz duman arasında, siyasi partiler kendilerini bir anda referandum sürecinde buldu.

Bu süreçte saflar da yavaş yavaş netleşmeye başladı. Referandum paketinin sahibi Ak Parti’nin seçmeninin “evet” diyeceği açık. Ak Parti ile birlikte anayasa değişikliğine “evet” diyeceğini açıklayan diğer partiler ise Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi. “Hayır” cephesinde ise Cumhuriyet Halk Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi başı çekiyor. Hem referandumun sonucu, hem de referandum sürecinde partilerin aldığı tavır, 2011 yılında yapılacak genel seçimlerin sonucunu büyük ölçüde etkileyecek. Kimilerinin oyu artacak, kimileri oy kaybına uğrayacak.

Devamını oku...

burakbaskan

[Bu makale, 25 Temmuz 2010 Pazar günü Yeni Şafak gazetesinde de yayınlanmıştır]

Son günlerin en önemli gündem maddesi hiç şüphesiz 12 Eylül'de yapılacak olan Anayasa referandumu. Anayasa Mahkemesi'nin geçtiğimiz hafta esastan inceleme yetkisi olmamasına rağmen esastan inceleyerek verdiği kararın siyasette yarattığı toz duman arasında, siyasi partiler kendilerini bir anda referandum sürecinde buldu.

Bu süreçte saflar da yavaş yavaş netleşmeye başladı. Referandum paketinin sahibi Ak Parti'nin seçmeninin "evet" diyeceği açık. Ak Parti ile birlikte anayasa değişikliğine "evet" diyeceğini açıklayan diğer partiler ise Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi. "Hayır" cephesinde ise Cumhuriyet Halk Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi başı çekiyor. Hem referandumun sonucu, hem de referandum sürecinde partilerin aldığı tavır, 2011 yılında yapılacak genel seçimlerin sonucunu büyük ölçüde etkileyecek. Kimilerinin oyu artacak, kimileri oy kaybına uğrayacak.

Devamını oku...

burakbaskan

[Bu makale, 13 Temmuz 2010 Salı günü Referans gazetesinde de yayınlanmıştır]

İşsizlik hemen hemen tüm ülkelerin yıllardır çözüm aradığı sorunların başında gelmekte. Türkiye de işsizlik bağlamında oldukça sorunlu bir ülke. Haziran 2010’da açıklanan verilere göre işsizlik oranı %14’ler seviyesinde[1]. İşsizlik oranının bu kadar yüksek çıkmasında küresel mali krizin yarattığı konjonktürel işsizliğin çok önemli bir etkisi olmakla birlikte, kapitalizme geçiş aşamasını tamamlayamamanın yarattığı yapısal işsizlik daha uzun vadeli ve çözümü zor bir sorun ortaya koyuyor.

Devamını oku...

burakbaskan“Eğitim şart” sözü günümüzün en sık dile getirilen klişelerden biri haline gelmiş durumda. Her türlü olumsuzluğun eğitimle çözülebileceği, eğitimli insanın mutlak olarak eğitimsiz insandan daha üstün niteliklere sahip olacağı kesinlikle sorgulanmayan bir gerçeklik olarak kabul ediliyor.

Toplumdaki her türlü olumsuzluğun çözüm reçetesini acaba gerçekten sadece eğitim mi sağlıyor? Teorik açıdan evet. Ancak pratiğe bakınca insanın kafasında soru işaretleri belirmiyor değil.

Devamını oku...

burakbaskan

[Bu makale, 14 Ekim 2009 Çarşamba günü Referans gazetesinde de yayınlanmıştır]

Biraz sancılı da olsa 10 Ekim akşamı atılan imzalar, gerek Türkiye ve Ermenistan'ı gerekse tüm Kafkasya'yı ilgilendiren sorunların çözümü için önemli ve zorlu bir süreci başlattı. Çözümü hedeflenen sorunların neredeyse bir asırlık geçmişi olduğu düşünülürse imzalanan protokollerin önemi daha iyi anlaşılabilir.

İki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi şeklinde özetlenebilecek bu süreç, yüzeysel bir normalleşmenin çok ötesinde kangren hale gelmiş meselelerin üzerine gidilmesini içeriyor. Bununla birlikte çözüm sürecinin ne kadar çetrefilli olduğu, protokollerin imzalanması sırasında yaşanan krizden de çok net biçimde anlaşılıyor. Sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması için en kritik nokta ise protokollerin iki ülke parlamentosunda kabul aşaması. Bu kritik noktanın önünde ise iki önemli engel var.

Devamını oku...