Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
ahmet-ihsan-kayaFikret Bila’nın emekli komutanlarla yapmış olduğu söyleşilerden oluşturduğu kitap o kadar yankı uyandırdı ve TSK sorgulanmaya başladı ki “artık yeter bu kadar” denilip TSK’nın İç Hizmet Kanunu değiştirildi ve emekli paşalara “sus” emri geldi. Yasağa medyadan gelen tepkiler üzerine “yok canım bu konuşma yasağı değil, ahde vefa istiyoruz” özrü, kabahatlerinden de büyük oldu.

Yıllarca TSK’ya hizmet eden bazı emekli subaylara yaptıkları konuşmalardan ötürü “sus” deniliyor ve gerekçesi “canım biraz vefa göstersinler” olarak açıklanıyor. Bravo!

Gerçi biz bunlara alıştık. Darbe planları yapanların haberini yaptığı için Alper Görmüş’e “halkı askerlikten soğutmak” suçundan dava açılmasının üzerinden kaç ay geçti şunun şurasında.

Düşünün, birisi “yılın gazetecilik ödülü”ne layık bir haber yapıyor; tabir yerinde ise suçu, suçluyu buluyor, gösteriyor. Ve biz suçluyla ilgili soruşturma başlatacağımıza, suçu ortaya çıkaranı suçlu konumuna düşürmekte tereddüt etmiyoruz. Ne güzel!

Fazla başımıza bela almadan konuya dönelim. Yani bu ülkeye yıllarca hizmet vermiş bir paşamız, bir askerimiz emekli olduktan sonra tecrübelerini açıklayarak da hizmetine devam edemez mi? Hani vatana hizmetin yaşı yoktu ulan!

Ama doğru, bu vatana hizmet değil; ihanet! Eleştirmek, ihanettir bizde.

Emekli olduktan sonra vatana hizmet etmek isterseniz yol mu yok canım. Kur bi Atatürkçü bilmem ne derneği, yap bi miting, topla milyon(!)ları, çağır orduyu göreve… En büyük hizmeti etmiş olursun vatana.
***

Ya itaat edeceksin, ya da pılını pırtını toplayıp gideceksin.
Ya seveceksin, ya terk edeceksin. [Yanlışı düzeltmeyeceksin yani, yanlış da olsa seveceksin(!)]

Konuşmayacaksak, tartışmayacaksak, eğrisini, doğrusunu ölçüp biçmeyeceksek hatalarımızdan nasıl ders alacağız acaba?
Ama yoook, bir TÜRK hiç hata yapar mı? Yaradılışımızdaki fevkaladelik damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur bizim. (öyle miydi lan?)

Çok ilginç hakkaten yahu, düşünün, bir arkadaşınız gelir ve size “üzerinde zehirli akrep var, seni sokacak” derse [ve hakikaten varsa] ona teşekkür mü edersiniz yoksa “sana ne lan, sus!” mu dersiniz? Biz  ikinciyi tercih ediyoruz çoğunlukla. Damarlarımızda asil kan var ama kafamızda beyin yok galiba.

Kaldı ki yanlış bir şey mi söylemiş paşalar? Kürt unsuru yok sayılmadı mı? Yeni yetmeler pek bilmezler ama “Kürt” kelimesi biz küçükken küfür olarak kullanılırdı.  Nereden nereye geldik…

Merak ettiğim bir şey de bundan kaç sene sonra “irtica, irtica diye milyonlarca dindar halkı rencide ettik, yanlış yaptık” diyen çıkacak acaba?

Çok beklemeyiz, umarım…
***

KAPATARAK SORUN ÇÖZÜLMEZ
Olan oldu, DTP’ye kapatma davası açıldı.

Ben unuttum, bu kaçıncı PKK partisiydi?
Kapattınız kapattınız sorunu çözemediniz di miiii, susturup susturup sorunu çözemediğiniz gibi…

Demokrasilerde halkın seçtiğini, halk indirir. Kapatarak sorunu çözmeye çalışırsanız ters teper, sorunu büyütürsünüz.

DTP’nin PKK’ya ilişkisi malum.

Olmalı mı? Olmamalı.
PKK’yla ilişkisini kesmeli mi? Kesmeli.

Ama kesmiyor. Ne yapmalı? Sükunet korunmalı, itidalli davranılmalı, DTP’yi destekleyenlere “bizi siyaset yapmaktan men ettiler, tek çare silahlı mücadele” deme imkanı sunulmamalıdır.

DTP’yle ilgili yazacak çok şey var da, kaldı başka zamana…

Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.