Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
ahmet-ihsan-kayaDanıştayın üniversite giriş sınavlarında meslek liselerine uygulanan katsayı yasağının devamına karar verdiği gün, ben de daha önce okumuş olduğum kitaplardan aldığım notları karıştırıyordum. İlginçtir, tam haberlerde Danıştay’ın kararını dinlerken notlarımın arasından “Hukuk Devletinin Gerekleri” başlıklı bir sayfa sanki bir göz atmamı dilermiş gibi yere düştü. Siyasal ideolojilere ve siyaset teorisine ilk ilgi duymaya başladığım o tarihlerde bir hukuk devletinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde özetlemişim:

•    Yasaların kişilere değil, genele yönelik olması.
•    Yasaların herkesçe bilinir, açık-seçik ve anlaşılır olması.
•    Kanun önünde herkesin eşit olması.
•    Bağımsız mahkemelerce denetlenmesi.

Bu ilkeler bana daha o günlerde Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaya ne kadar uzak olduğunu göstermişti. Aradan geçen 5-6 yıl sonra bugün Türk yargısı konusunda daha tecrübeli olmakla birlikte görüşlerim değişmedi, aksine daha da radikal hale geldi. Bu nedenle Danıştay’ın kararı, yargıdaki menhus zihniyetin farkında olan başka pek çok kişi gibi beni de şaşırtmadı.

Danıştay’ın Kararı ve Kantarın Topuzu
YÖK’ün, meslek liselilerin üniversite yarışındaki katsayı uygulamasıyla negatif ayrımcılığa tabi tutulmasındaki adaletsizliği ortadan kaldırmak için 21 Temmuz 2009 tarihinde aldığı karara karşı, İstanbul Barosu, ilgili kararın iptali için Danıştay’a başvurdu. Danıştay, Baro’nun itirazına karşı “oy birliğiyle” yürütmeyi durdurma kararı verdi. Danıştay 8. dairesinde görülen davanın kararında,

“...milli eğitim sisteminin yönlendirmeye ilişkin kuralları ile 2547 sayılı Yasanın 45. maddesinde yer alan kurallar yürürlükte ve uygulanıyor iken, bu kuralların uygulanmasını bertaraf edecek şekilde alınan dava konusu kararın, eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacak nitelik taşıdığı ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amacının dışına çıkıldığının görüldüğü vurgulandı.

Kararda, ‘Bu durumda, dava konusu kararın 3, 4. ve 5. maddelerinin, dayanağı yasa hükümlerine aykırı olduğu gibi eğitim sisteminin, hukuka uygun oldukları istikrar kazanmış yargı kararları ile de ortaya konulmuş olan amaç ve ilkelerine, hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. Dava konusu kararın uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır' denildi.”
(i)

Danıştay’ın bu kararını başta belirttiğim hukuk devletinin gerekleriyle örtüştürmeye çalıştığımızda, kararın kılıfa sığmayacağını, kantarın topuzunun iyice kaçtığını daha rahat görebiliyoruz. Herşeyin başında karar genele değil, bir kısım öğrenciye negatif ayrımcılık uyguluyor. İkinci olarak, yüksek yargının artık alışkanlık yapan farklı “yorum”ları, yargı kararlarının açık-herkes tarafından anlaşılır olmadığını gösteriyor. Son yıllarda sıkça karşımıza çıkarak bizi şaşırtan yüksek yargı kararları, yasaların, bize öğretilenin aksine sadece yargıçlar tarafından yorumlanacağını gösteriyor. Son olarak, Danıştay’ın bu kararı, belki tamamıyla ailesinin tercihlerinden ötürü meslek lisesini seçmiş bir kısım öğrenciyi, üniversite yolunda diğerlerinden ayırarak “kanun önünde eşitlik” ilkesini çiğniyor.

Katsayı sisteminin devamına neden olan bu kararın hem hukuki hem de ahlaki olarak yanlış olduğuna ilişkin medyada onlarca yazı yer aldı.(ii) Bunları tekrar etmek yerine esas olarak Türkiye’de kronikleşmiş yargı problemine değinmek istiyorum.

Türkiye’nin Yargı Problemi
Danıştay’ın katsayı kararıyla birlikte, son yıllarda yüksek yargı organlarının üst üste aldığı birbirinden vahim kararlar Türkiye’de ciddi bir yargı reformunun yapılması gerektiğini gözler önüne seriyor. Anayasa Mahkemesi’nin 367, başörtüsü ve kapatma davalarında verdiği kararlardan ve Danıştay’ın son katsayı kararından anlaşılan tek şey, Türk yargısının ideolojik tutarlılığı olmuştur. Ne yazık ki bu tutarlılık adaleti sağlamakta değil, statükoyu korumakta gösteriliyor.

Öyle bir yargı ki, neredeyse tek işlevi, halk iradesiyle toplanmış meclisin yaptığı yasalara engel olmak. Bu uğurda hukukilik, yetkinin boyutu, daha önce benzer davalarda verilen aksi yönde kararlar ilgili mercinin umurunda bile değil. Böyle bir ülkenin özgürleşmesi, demokratikleşmesi, normalleşmesi mümkün müdür?

Bu ülkede yargıçların halk iradesinin üzerinde olmasının pek çok sebebi olmakla birlikte, en önemli sebebi, yargının, “adalet” yerine içi ideolojik kaygılarla ve statükoculukla dolu “hukuk” kavramını referans almasıdır. “Hukukun üstünlüğü”, “yargı bağımsızlığı” gibi kavramları dillerine dolayanlar adaletle hukuğu, belki kasıtlı olarak, birbirine karıştırırlar. Onlar için “yargı bağımsızlığı” yargının kararlarının siyasal iktidardan etkilenmemesi değil, onların bu ülkedeki ayrıcalıklı konumlarını meşrulaştıran; kendilerini sorgulanamaz, denetlenemez hale getiren bir kılıftır. “Hukukun üstünlüğü” ise, adaletin değil; “hukukçunun halk iradesinden üstün olması” olarak algılanır. Bu yönüyle de Türk yargısı, resmi paradigmanın hükümranlığının devamını sağlayan sacayaklarından biridir.

Oysa hukuk, adaleti esas aldığında bir anlam ifade eder; aksi takdirde totaliterizmin en büyük silahı durumundadır. İlginçtir, dünya tarihindeki en büyük hukuksuzluklar da hep “hukuki” olarak işlenmiştir.

YÖK Başkanı, Danıştay’ın kararına ve itirazı kabul etmemesine karşın, meslek liselileri rahatlatmak adına bir çözüm bulunacağını söylüyor. Katsayı krizinde çözüm bulunsa bile, Türk yargısının problemi daha derinde; mevzuatta değil, zihniyette. Danıştay’ın son kararı bir kez daha göstermiştir ki, bu ülkenin normalleşebilmesi için yargının normalleşmesi zorunlu bir önkoşuldur; aksi takdirde daha uzun yıllarca aynı sorunları tartışmaya devam edeceğiz.

___________
i) Habertürk Gazetesi, 26 Kasım 2009
ii) Kararın ahlaki boyutunu irdeleyen Bekir Berat Özipek’in 1 Aralık’ta Star Gazetesi’nde, hukuki boyutunu irdeleyen Vahap Coşkun’un 7 Aralık’ta Açık Görüş’te yazmış olduğu iki makaleyi okumanızı şiddetle öneririm.



Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.