Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ahmet-ihsan-kayaŞu dangalaklığa ve apaçık menhus bir ruh halinin tezahürü olan hareketlere bir son verelim: çoğunluk “evet öyle” dediği için bir şey öyle olmaz. Çoğunluğu geçtim, yüz kişiden doksan dokuzu “he öyle” dese bile o şey doğru olmayabilir. Hele ki üzerinde tartışılan mesele yüksek ihtisas ve derin araştırma gerektiren bir meseleyse.

Kanal D’de yayınlanan Genç Bakış programında her hafta yaşanan zevzeklikten söz ediyorum. Manipüle yeteneği haddinden fazla olan Abbas Güçlü, her hafta farklı bir üniversiteden canlı yayınlanan Genç Bakış programında “bismillah”la birlikte kalabalığa soruyor: “Başbakan küresel krizin teğet geçtiğini söylüyor, sizce gerçekten kriz teğet mi geçti?” Yahu, oturum yöneticisi mi seçiyorsun, neyin oylaması bu? Galileo “dünya yuvarlaktır” dediğinde kaç kişi onu destekledi, herkes öyle diyor diye dünya tepsi gibi miydi? “İki kere iki dört mü beş mi?” gibi bir soru sorulabilir mi? Ve benden başka bir Allah’ın kulu da bu dangalaklıktan şikayetçi olmaz mı?

Maşallah demokrasiyi öylesine içselleştirmişiz ki, her meseleye demokratik bir şekilde yaklaşıyoruz. Üzerinde derin derin düşünülmesi gereken de bu tür şebeleklikleri yaparak buna “demokrasi” süsü verenlerin, lazım olduğunda demokratik aletlerin epey bir uzağında yer almaları, ama konumuz bu değil.

Kriz teğet meğet geçmedi, teğet geçtiğini iddia etmiyorum. Herkes gibi bizi de vurdu, lakin belki bir başka yazıda açıklayacağım nedenlerden dolayı bizde biraz daha az yıkıcı olacak. Ama bu yazıda Başbakan’ın “teğet geçti” muhabbetinin altında yatan sebebi açıklayalım da şu sinir bozucu, saçmasapan söylemler en azından çevremde son bulsun.

Öncelikle, büyük boyutlu ekonomik krizleri ortaya çıkaran şey bir şirketin batması falan değil, piyasalarda oluşan panik havasıdır. Bir şirketin batması yeterli değil midir diyeceksiniz, haklısınız. Büyük bir şirketin iflasını açıklaması sadece ilgili piyasayı değil; zincirleme bir reaksiyon halinde piyasalarda işlem yapan bütün iktisadi ajanları şöyle veya böyle etkiler. Ancak hükümet tarafından regüle edilmemiş bir piyasada fiyatların yükselmesi, rekabet koşullarının değişmesi, bir firmanın batması gibi iktisadi olayların tamamı birer sinyaldir. Müşevvikler, bu sinyallerden yola çıkarak ilgili malın ikamesine, yeni kaynak arayışına, inovasyona yönelirler. Dolayısıyla çok basit olarak tek bir şirketin batması ile de açıklanabilen krizler, piyasanın o kendine özgü doğal işleyişi sayesinde refahı artırıcı bir işlev kazanabilir.

“Kriz var, yandık, bittik, mahvolduk” çığlıklarıyla piyasalarda panik havası oluşturmak ise başta tüketiciler olmak üzere piyasadaki bütün karar birimlerinin bilgilerinde, geleceğe yönelik beklentilerinde, tüketim ve tasarruf alışkanlıklarında planlanmamış değişikliklere neden olur, piyasaların işleyişini asıl bozan budur. Bu demek değildir ki, gazeteler, televizyon kanalları, ilgili iktisadi uzmanlar, vs. ekonominin gidişatına ilişkin yorum veya haber yapmasınlar. Herkes ne isterse söyleme, yazma hakkına sahiptir. Hatta bir Fransız atasözü der ki, “Bilmeyen ahmak, bilip söylemeyen suçludur.” Özellikle konunun yetkin insanları çıkıp durum değerlendirmesi ve kurtuluş reçeteleri sunmakta özgürdür, sunmalıdır da. Fakat, rekabet halindeki medya organlarının dezenformasyona varan maksatlı yayın politikaları bile ülkede başbakanlıkla iştigal eden kişinin ağzından çıkan sözler kadar etkili değildir. İşbu nedenle başbakan piyasaları tedirgin etmemek amacıyla bu sözleri söylemiştir. Bir düşünün, Batı’dan kriz haberlerinin geldiği ilk günlerde başbakan “kriz geliyor, mahvolduk” deseydi daha iyi mi olurdu?

Başbakandan nefret edebilirsiniz veya benim gibi üslubundan, kibirinden, ikircikli tutumlarından rahatsız da olabilirsiniz. Ama en azından şu basit gerçeği hatırınızda tutun ki başbakanın ekonomik danışmanları; Abbas Güçlü’den, o salonu dolduran yüzlerce öğrenciden ve programa katılan birçok konuktan ilgili alanda çok daha yetkindir. Krizden çıkışın reçetelerini söyleyebilecek seviyede değillerdir belki ama “iktisada giriş” derslerini başarıyla tamamlamış bir üniversite öğrencisinin bile kolayca cevaplayabileceği “kriz bizi etkiler mi” sorusunun cevabını bildiklerinden emin olun ve saçmasapan bir şekilde “başbakan ülke meselelerini es geçiyor” yorumları yapmayın, komik oluyor.

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.