“Düşünme özgürlüğü, yalnız büyük düşünürler yetiştirmek için gerekli değildir. Aksine düşünce özgürlüğü, sıradan insanların düşünce seviyelerini, ulaşılması mümkün olan en üst düzeye çıkarmak için de önemlidir. Hatta daha çok önemlidir. Genel bir düşünce tutsaklığı havası içinde tek-tük büyük düşünürler çıkmıştır, yine de çıkabilir. Ama bu hava içinde işlek kafalı bir halk hiçbir zaman var olmamıştır. Düşünce özgürlüğünün olmadığı yerde hiçbir zaman var olmayacaktır da." J. Stuart Mill
Bir milletin gelişimi düşünce, ifade ve basın özgürlüğüyle doğru orantılıdır. Siyasal tarih araştırmalarında defaatle kanıtlanmıştır ki özgürlükleri sınırlandırmış, bireye sırtını çevirmiş, basını susturmuş hiçbir devlet varlığını sürdürememiştir. Bununla birlikte düşünce tutsaklığıyla yetişmiş hiçbir toplum da işlek kafalı olamamıştır.
Türkiye’de Batı’nın gelişiminin aksine tuhaf şeyler oluyor. İktidar-holding-medya ilişkileri bir yandan vatandaşın doğru haber alma hakkını yıpratırken diğer yandan basın hürriyetine engel teşkil ediyor. Birincisi holdinglerin ticari çıkarları için kendi medya organlarını iktidarın lehine ve aleyhine kullanıyor, diğeri ise doğrudan veya dolaylı olarak hür basını iktidarın nimetleriyle susturmaya çalışıyor. Her durumda düşünce özgürlüğü yıpranıyor, medeniyetten uzaklaşıyor; otoritenin boyunduruğuna ve düşüncenin esaretine yelken açıyoruz.
Birinci sorunun muhatabı ilgili gazete okuyucularıdır, kendi rızalarıyla yalan haber okumaya devam etmeyi kabul ediyorlarsa onlara diyecek birşeyimiz zaten olamaz. Bununla birlikte holdinglerin kendi çıkarları adına medya organlarını takip eden kesimi budala yerine koymasını elbette ahlaki olarak doğru bulmuyorum, lakin bireylerin kendi faaliyetlerinin sorumluluğunun tamamıyla kendilerine ait olduğunu kabul ettiğimden kendilerini uyarmaktan başka elimden birşey gelmiyor.
Doğrudan veya dolaylı olarak hür basını susturmaya çalışan, iktidar olmuş muktedirliği ise ancak mazlumlara erişebilen “yorgun demokrat” başbakanımızın hür basının sesi en güçlü çıkan temsilcisi Taraf Gazetesi’ne yönelik tepkilerineyse kesinlikle kayıtsız kalamam. Bildiğiniz gibi Taraf’ın Erdoğan’a yaptığı eleştirilere Erdoğan’ın öfkeli karşılıkları ve hemen hemen tüm gazetelerde yer alan resmi ilanların dahi Taraf‘a verilmemesi zaten güçlükle ayakta duran gazetemizi köşeye sıkıştırdı. Yetmezmiş gibi Başbakan’ın Babıali’deki temsilcisi Sabah’ın, daha önce Taraf’ın finansörü Alkım Kitabevi’nden sipariş etmiş olduğu “100 Temel Eser”in basılmasına yönelik anlaşmayı iptal etmesi Taraf’ı iyiden iyiye çıkmaza sürükledi.
Taraf Gazetesi kuruluşundan bugüne geçen kısacık yayın hayatı boyunca sınırlı kaynaklarıyla Türkiye’ye ve Türkiye’de yaşayan insanlara özgürlüğü tattırdı. İstibdada karşı güçlü bir sesle, korkusuzca çıktı. On yıllardır resmi ideolojiyle uyutulan Türkiye insanına düşünebilme cesareti verdi.
2 aydır çalışanlarının maaşını dahi ödemekte zorlanan, gelirleri minimuma düşmüş Taraf ne için bu kadar çabalıyor hiç düşündünüz mü? Finansör Alkım kitabevi zararına gazete çıkarıyor, Türkiye’nin en kaliteli yazarları, düşünce insanları dilediği gazetede dilediği ücrete rahatlıkla yazacak bir köşe bulabilecekken Taraf’tan ayrılmıyor, herkes vargücüyle bu gazetenin bir sonraki baskısını yayına vermeye çabalıyor. Neden?
Bana kalırsa Taraf düşünce özgürlüğü için çalışıyor. Çünkü eminim biliyorlar ki genel bir düşünce tutsaklığı içerisinde işlek kafalı bir halk hiçbir zaman var olamamıştır, işlek kafalı halkın olmadığı bir devletin bekası da pek mümkün değildir. Oysa düşünce özgürlüğü, Mill’in dediği gibi işlek kafalı bir halkın oluşması için olmazsa olmazdır.
Ben bu nedenle Taraf’ı kendim çıkartıyormuşçasına seviyorum, bir gazete çıkaracak olsam Taraf’tan çok farklı olmazdı. Bunu bir ben değil, benim gibi binlercesi düşünüyordur eminim. Bu yüzden Taraf aslında bizim gazetemiz. Bu gazetenin yayın hayatının sürmesi de müstebitler için en büyük tehdit, bizler için en büyük fırsattır. Bu fırsatı kaçırmayalım, Taraf’a destek çıkalım.
Etiketler:
Yorumlar (1)
-
|212.174.62.34 |2010-03-06 17:49:03 Mehmet Emin TulgarRahmetli Turgut Özal bir konuşmasında "Amacımız binlerce insanın istihdam edileceği tesisler oluşturmak değil, bilgi çağının gerisinde kalmayacak gençler yetiştirmektir." diyordu. Bilgi çağının, evrensel değerlerin gerisinde kalmamak için de her türlü düşüncenin özgürce ifade edilmesi olmazsa olmazdır. Taraf kurulduğu günden bu yana yayın politikasıyla düşünce özgürlüğünün gelişimi için mücadele etmiş ve bugün bazı şeylerin (askerin siyasete müdahalesi gibi) alışılmışın dışında tartışılabilmesine öncülük etmiştir. O yüzden düşünce özgürlüğü, evrensel hukuk, insan hakları, hukuk devleti özlemi çekenlerin her fırsatta Taraf'ın yanında olması gerekir. Böylesi platformlarda Taraf'a verilen desteği gördükçe bazı şeylerin boşa olmadığını farkediyor ve çok mutlu oluyorum. Yazarında dediği gibi Taraf'ı kendimiz çıkarıyormuşcasına sevmemiz her fırsatta destek olmamız gerekiyor.
Powered by !JoomlaComment 4.0 beta1





Yazarlar
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...