Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon
ahmet-ihsan-kayaMedeniyeti mecazen değil de gerçekten ‘canavar’ olarak gören, çağdaşlaşamamış, geri kalmış, büyük ölçüde de zeka yoksunu olan toplumlarda başgösterir ‘kan davası’ denilen şey.

Ottan boktan sebeplerden çıkar, trajikomik neticeler doğurur. Üç karış toprak, bir türlü paylaşılamayan su, seven kalplerin aile ağasının çıkarlarına ters düşmesi gibi kıytırık nedenlerden çıkan kavgalar hırlamayla, dıştan gelen iteklemelerle ve içten içe büyüyen kinle nesilden nesle aktarılır; üç kuruşluk kavga kan davasına dönüşür, en sonunda acıdan başka da birşey bırakmaz.

Töre gereği kimse ‘acı’sını belli etmez, kendi ailesinden biri davaya kurban gitti mi hissedilmesi beklenen acı yerini intikam hırsına bırakır. Hırsın sona ermesi de kavgalı ailenin bir ferdinin öldürülmesiyle mümkün olur. Bu böyle devam eder, ta ki öldürülecek düşman kalmayana dek.

Sanırım yaşadığımız ‘iç savaş’ da böyle bir şey. Her gelen ölüm haberinden sonra efendilerimiz tarafından “millet olarak karşı koyma refleksimizin” talep edilmesi, insanların ölmesine üzülme değil düşmana sövme kampanyaları, ailelerden gözyaşı değil metanet ve “vatan sağolsun” beklenmesi de acının yerine intikam hırsının ikame edilme çabasından başka bir şey değil. Oscar Wilde “Vatanseverlik zalimlerin erdemidir” derken bunu kastediyor kanımca. Öyle ya, vatanseverlik pompalayan zalim efendiler ölmüyorlar bu uğurda.

Demeçlere bakıyorum, acıdan bahseden yok. Aslında var, ama karşı tarafa hissettirileceği iddia edilen bir acı var. Ortalık “bunun acısını çıkartacağız”lardan, “size öyle bir acı yaşatacağız ki”lerden geçilmiyor. Yetkili mercilerin çözüm için sundukları reçete ise daha fazla ölüm, daha fazla acı.

Hatta “onların acısı bizden fazla” diyen bile var. Asker başarılıymış, 15’e 23 biz kazanmışız. Kârdayız yani, bunu kutlamamız gerek. Ölenlerden de civardaki halk sorumluymuş, sivil Kürtlerin yardımı olmazsa PKK eylem meylem yapamazmış. Böyle demiş Emekli Tümgeneral Yavuz Ertürk, efendilerden biri, pardon emekli efendi...

Facebook’ta gruplar falan kuruluyor, terör lanetleniyor; forumlarda DTP’liler-liboşlar darağacına yollanıyor... Yeni tezkereyi de çıkarttık mı ortada sorun falan kalmayacak ha! Şu yavuz Türk gençlerinden biri de çıkıp efendilere “Efendi efendi! Asker başarılı da 30 yıldır bu savaş ne demeye sürüyor, bunca askerimiz niye ölüyor?” demiyor. Varsa yoksa intikam!

Bu intikam duygusuyla hareket edilemez, sağlıklı düşünülemez. Düşünülemiyor da nitekim. On yıllardır durmaksızın akan kan bunun yeteri kadar ispatı değil mi?  Bu kadar insanın ölmesi yetmedi mi? Hiç mi acımıyorsunuz bu insanlara?

Acımaktan kastım intikam gütmek değil, acımak ve sorunun çözümü için farklı yollar denemek. Aksi takdirde kıyamete kadar bu ‘dava’ böyle devam edip gidecek. 

Ama 'acı' gerçekten hissedilirse, orada ölen insanların ailelerinin çektiği acıya yürekten ortak olunursa çözüm için adımlar atılacaktır.

İmdi faşistlerden ağzı laf yapabilenler "bu kahpeler 15 ırkdaşımızı öldürdüler, biz bunun için kin güdüyüroz, acı çekiyoruz, bu acının son bulmasını istiyoruz" diyorlar ya. Acı ile intikam hırsı arasındaki farka dikkat etsinler. Hırs hasaret ve hüsran sebebidir, acı ise yapılan yanlışları tekrarlamamamızı, çözüm için alternatiflere yönelmemiz gerektiğini öğretir. Bunun için 'acı'yı hissetmeliyiz, yürekten hissetmeliyiz.  

Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.