Tavsiye Kitap

kapak-makam-makam-cicegi-ve-bulbul

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

ahmet-ihsan-kayaYeniden 28 Şubat esintileri, yeniden medya-üniversite-yargı-asker ‘kare as’ı, yeniden derin yapılanmalar, yeniden çalışma grupları…

Yıllar yılları kovalıyor, dünya gündemi sürekli değişiyor, özgürlük-demokrasi-insan hakları üçgeni modern devletlerin ‘çatı’sı haline geliyor; biz bozulmuş plak gibi durduğumuz yerde durmaya devam ediyoruz. Tövbe, sürekli geri gidiyoruz…

Öyle akıl almaz işler oluyor ki ülkemizde bir olay üzerine oturup adamakıllı konuşamadan, tartışamadan, sorunu çözmek beride dursun sorunun ‘sorun’ olduğu yönünde mutabakata dahi varamadan yeni bir skandal patlıyor. Dünya üzerinde gazeteciliğin ve yazarlığın bizdeki kadar rahat olduğu bir ülke yoktur kanımca, ‘olaylar’ı tartışmaktan ‘fikir üretme’ye vakit kalmıyor çünkü.

Yeni bombayı yine Taraf’tan öğrendik: 28 Şubat’ın kaymağını yiyip boş tabağı yalayan kimseler yalamaktan usanır olmuş, kadim dostlarıyla yeni bir sofranın planını hazırlar dururlarmış senelerdir.

Yok, ‘Ergenekon’ değil bu, kankası CÇG… Hani şu Batı Çalışma Grubu derler bir faşist cunta vardı, işte ondan, devamı niteliğinde. Yalnız o zamanlar en azından sözde ‘batıcı’ idiler, şimdi ‘Batı’ dincilerden yana oldu, ağızlarına dahi almıyorlar.

Bu ‘Batı Çalışma Grubu’, Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı’na atanmasının ardından Jandarma İstihbarat Başkanlığı bünyesinde çalışmaya başlamış, o gün bugündür de ‘laik cumhuriyet’i canla başla korumaya devam ediyor, sağ olsun.

Ne anayasal, ne yasal, ne de herhangi bir kanuni düzenlemeyle değil; ‘kafasına estiği için’ koruyormuş laik cumhuriyeti, aynen Anayasa Mahkemesi’nin son kararı gibi. 3 aşamadan oluşan bir ‘eylem planı’ hazırlamışlar.

Tartışma, karara vardıktan sonra bağlantılar ve ‘sözde sivil’ toplum [bu yapılanmaların alt ayağını oluşturan gruplar için ‘sivil’ ve ‘toplum’ kelimelerini ardarda getiremiyorum, kusuruma bakmayın] ve kurumlarla kamuoyunu tedirgin etme, son aşama da icraat… Bana göre tek kelimeyle çok rahat ifade edilebilecek olan ‘Türkiye Sorunları’nı 4 ana başlıkta incelemişler: İç politika, dış politika, ekonomi ve eğitim…

İç politikada seçimler, TBMM’nin çıkardığı kanunlar, Kemalizm’e saldırılar [Atatürk’e bile değil, dikkat edin Kemalizm’e], türban gibi bir sürü sorun varmış ve ‘el atılması’ gerekiyormuş. Dış politikada AB, Kıbrıs, ulusal güvenlik, Ermeni lobisi… Eğitim alanında tahmin edeceğiniz üzere Fetullah Gülen, dincilik, İHL, Kuran kursları… [Eğitimde devlet eliyle yapılan ‘fırsat eşitsizliği’ne değinmeyin aman.] Ekonomide IMF, özelleştirme, işsizlik ve saire… Bunlar üzerinden AKP hükümetini köşeye sıkıştırıp 2004 yerel seçimlerine kadar işini bitireceklermiş kendi kafalarında.

Özellikle 28 Şubat’ın etkisinin yitirilmeye başlanmasından dem vuruyorlarmış, askerin dipçiği her daim sivillerin üzerinde durmalıymış ki siviller yanlış iş yapmasın.

İşte zaman gösterdi ki, AKP’nin ilk döneminde yaptığı hızlı AB reformları bu gayr-ı meşru yollardan iktidar arayışı içerisinde olanlara fırsat vermedi; ne zaman ki AKP yüzünü Batı’dan beriye çevirdi terör, gizli-açık darbeler, üzerine vazife olmayan kişilerin yakışıksız açıklamaları, yargının boğazına kadar siyasete bulaşması baş gösterdi. AKP kusuru başkalarında değil, kendinde arasın.

‘Kötü’ her zaman kötüdür, önemli olan kötünün tuzağına düşmemektir, zira.

 


Bu Yazıyı Paylaş!

Facebook! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Technorati! StumbleUpon! Twitter! TwitThis
Yorumlar (0)
Yorum yaz
Your Contact Details:
Yorumlar:
Security
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.