Kriz uzun dönemde ne getirecek?
Yazan Ahmet İhsan   
Cumartesi, 18 Ekim 2008
Bir krizdir gidiyor. ABD’yi kasıp kavurdu, AB’ye sıçradı; borsalar tarihinin en büyük düşüşlerini yaşadı. Halen de borsalarda düşüşler devam etmekte.

ABD hükümetince finans kuruluşlarının bir kısmının kurtarılmasına ve dolayısıyla krizin daha fazla büyümeden önlenmesine yönelik Kongre’ye sunulan 700 milyar dolarlık yardım paketinin ABD Kongresinde reddedilmesi ve arkasından yaşanan tartışmalar krizin belki de en sıkıntılı günleriydi. (Bir sonraki oturumda paket değiştirilerek finans kuruluşlarına verilecek destek 800 milyar dolara çıkarılırken, bir koz da ABD halkına vergi indirimi ayağına verildi. Bu paket Kongre’den geçti ve Bush tarafından ışık hızıyla onaylandı) Biz, bayram tatilinde olmamız vesilesiyle bu sıkıntıdan çok fazla etkilenmedik, lakin bayram sonrası açılan borsaların günümüze değin bir hayli değer kaybetmesi de krizin olumsuz etkilerini fazlasıyla gösterdi. Rusya, Çin gibi kumanda mekanizmalı ekonomilerde hükümetlerin borsaları kapatmaları, finans sektöründe kapalı ekonomileri çok fazla etkilemedi. Zaten bu da otarşik ve devletçi ekonomileri savunanlar tarafından coşkuyla karşılanarak, “alın işte kapitalizm çöküyor” olarak algılandı.

Bu yanlış algının altında pek çok sosyolojik neden bulabiliriz. Lakin öncelikle algının neden yanlış olduğu üzerinde durmak gerektiği kanaatindeyim. Bu amaçla da önce ABD’de mortgage kredileri üzerinden başlayan krizin mahiyetinin ve sebeplerinin doğru anlaşılması gereklidir diye düşünüyorum. Bu amaçla da bazı yanlış bilgileri Atilla Yayla’yı tekrar etmek pahasına hatırlatmak isterim.

Bu yanlışlardan birincisi ve belki de en önemlisi ABD’de tamamıyla piyasa ekonomisinin hakim olduğu düşüncesi. Dünya üzerinde ekonomide tamamıyla piyasa kurallarının geçerli olduğu hiçbir ülke yoktur. Doğu bloğunun çökmesi ve SSCB’nin dağılması sosyalizmin kesin bir mağlubiyete uğradığının kanıtı olmakla birlikte, hiçbir ülke bu tarihten itibaren ekonomisini piyasanın işleyişine bırakmamıştır. Bunun da nedeni 20. yüzyılda devletlerin aşırı büyümesi, bu büyümenin politikacıların ve bürokratların kaynakları kontrol etme ve güçlerini artırma hevesini pompalamasıdır. Devletin faaliyet alanı ne kadar genişlerse, bir başka deyişle “sınırlı devlet”in sınırları ne ölçüde geniş tutulursa iktidarı elinde tutanların güçleri de o ölçüde genişler. (Kamu harcamalarının, dolayısıyla devletin piyasaya müdahalesinin ekonomik büyümeyle pozitif yönlü bir ilişki kurduğunu iddia eden Wagner Kanunu’nun araştırılması konuyla ilgilenenler için yerinde olacaktır)

Global krizin “kapitalizmin çöküşü” olduğu iddiasında bulunanların gözardı ettiği bir diğer yanlış da krizin nedeninin kârını maksimize etme çabası güden finans kurumlarının açgözlü tutumundan kaynaklandığı düşüncesidir. Piyasa kurallarının geçerli olduğu bir ekonomide elbette özel teşebbüsün birinci çabası kârını maksimize etmektir. Ancak bu çaba rekabeti ve arz-talep dengesini sağlayacağından uzun dönemde piyasanın tüm aktörlerine fayda sağlayacaktır. Zannedilenin aksine ABD’de ortaya çıkan krizin asıl nedeni ABD hükümetinin parayı ve finans kurumlarını kontrol etme, bu yolla halkı manipüle etme çabasından kaynaklandı. Başkan Bush ve neo-conların iktidarlarını perçinleme, güçlerini artırma amacıyla finans piyasalarına yaptıkları müdahaleler krizin derinleşmesine ve ilk olarak Haziran 2007'de yatırım bankası Bearn Stearns’ın iflasını açıklamasına neden oldu.

Bush’un, bu “büyük hata”sını finans piyasasına 800 milyar dolarlık kaynak aktarımıyla çözme çabası da uzun dönemde bir başka felaketi gündeme getirebilir. Kısa dönemde üzeri örtülerek görmezden gelinen sorunlar ilerde batan ve battıkça da hükümeti yardımına çağıran finans kuruluşlarıyla tekrar tekrar ayyuka çıkacak, hükümet müdahaleleri de artan bir ivme izleyecektir. Batan finans kuruluşlarının faturasını da müdahaleci sistemlerin tamamında olduğu gibi son derece adaletsiz bir şekilde halk ödeyecektir.

Hükümetin aksi yönde telkin ve açıklamalarına rağmen kriz Türkiye’yi etkileyecektir, ancak ABD, Avrupa ve Asya’dakinin aksine finansal yönden değil, reel sektör üzerinden etkileyecektir. Kemal Derviş’in belirttiği üzere finans ve bankacılık sektörü 2001’deki kriz sonrası alınan “abartılı” kararların meyvesini toplayacak. Lakin ekonomisini ve üretimini kısa dönemde daraltarak krizi en az hasarla atlatmaya çalışan ülkeler ve özel sektör, Türkiye’den yatırımlarını çekecek; kredi alımımız zorlaşacak, ihracatımız düşecek.

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı kamu açığının ve cari açığının büyük olması. Cari açığımız ihracatımızın azalması sonucu daha da artacak, üstelik ithalatımızın büyük ölçüde “zorunlu mal”lardan (doğalgaz, petrol gibi) oluşması bu artışı engelleyemememize yol açacak. Büyüme oranının düşmesi kaçınılmaz, lakin kamu açığının azaltılmasının krizin etkisini hafifleteceği inancındayım.

Büyüklerimiz “her şerden bir hayır doğar” derler. Global kriz üzerine de ciddi iktisatçılar yoğun tartışmalar yapacaklardır. Umalım bu krizin neticesi de bilim adamlarının tartışmaları sonucu uzun dönemde hayra dönüşsün. İktisat tarihinde 20. yüzyıla Hayek’le Keynes arasındaki yoğun tartışma damgasını vurmuştu. 1929’da başlayan “Büyük Buhran” Keynes’in devletin piyasaya çeşitli şartlarda müdahalesini meşru ve faydalı gören savunusuna bir dönem hak verdirdi; Hayek ve Hayek’in savunduğu klasik piyasa ekonomisi savunusu unutulmaya mahkum edilmişti. Lakin uzun dönemde özellikle sosyalizmin mağlubiyeti ve özellikle 70’lerde başlayan stagflasyon krizi Hayek’in ve piyasa ekonomisinin kesin zaferini gösterdi.

21. yüzyılın henüz başlarındayız. Bu minvalde ciddi bir tartışmanın daha gün yüzüne çıkacağı ortada. Bu tartışmalarda benim tarafım her tür müdahaleden arındırılmış bir piyasa ekonomisi ve sınırlarını aşmayan bir devlet. Bakalım zaman ne gösterecek?



Bu Sayfayı Sosyal İmleme Mekanınıza Kaydedin!
Digg! Reddit! Del.icio.us! JoomlaVote! Google! Live! Facebook! Slashdot! Netscape! Technorati! StumbleUpon! MySpace! Spurl! Wists! Simpy! Newsvine! Blinklist! Furl! Fark! Blogmarks! Yahoo! Smarking! Netvouz! Mister-Wong! RawSugar! Ma.gnolia! Squidoo! FeedMeLinks! BlinkBits! Tailrank! linkaGoGo! Cannotea! Diigo! Faves! Ask! DZone! Swik! ShoutWire! MyLinkVault! BlogRolling!
Trekbek(0)
feed11 Yorumlar
Ahmet İhsan
Ekim 18, 2008
88.232.226.124
Oylama: +1

iktisat okumama rağmen bu güne değin iktisat bana siyasal teoriler, siyasal düşünceler veya bir siyaset bilimi kadar çekici gelmemişti. zaten bu da ilk iktisadi yazım. takdirlerinize sunuyorum:)

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
Said Bahadır
Ekim 18, 2008
88.232.226.124
Oylama: +0

Atladığın bir şey olmuş, daha doğrusu ben ABD de ortaya çıkan bu krizin dünyaya nasıl yayıldığı ile ilgili bilgiler de beklerdim. Yani tamam ABD de kriz oldu ama, kriz neden özellikle EURO kullanılan ülkelerde ciddi kayıplara hatta resesyona varabilecek kayıplara neden oldu? neden bazı ülkeler, ekonomilerinin Türkiye gibi havada olmalarına karşın bu krizden Avrupa ülkeleri kadar etkilenmedi / etklenmeyecek mesela? Sözgelimi, Avrupadaki ciddi finansal kuruluşlar battı batacak noktasına geldi deniliyor ve İngiltere gibi ülkeler de ABD gibi destek paketleri çıkarıyor, Ama Türkiye neden "krizden çok etkielnmeyeceğiz" diyor? zaten ekonomimiz onlardan daha güvensiz neye dayanarak bu iddiayı savunabiliyor hükümetimiz?

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
sahinkurt
Ekim 18, 2008
193.255.108.20
Oylama: +0

Atilla Yayla nin yazsını okurken de benzer şeyler kafama takıldı.Amerika da durumu tamamen sermaye değil,neo-conlar ve bush kontrol ediyor,kriz ondan çıktı iddiası var.sermayenin unun %1 lik bir kesimin elinde olduğu bir dünya ve aynı durumun olduğu dünyanın lider ülkesinden bahsediyoruz.dolayısıyla durumu kontrol eden,sayı bakımından %1 ancak sermaye bakımından u.burda sadece devleti,bürokratları suçlamak,tüm kötülükleri onlara ihale edip,aslında müdahele etmeseler piyasa iyi olacak demek ne kadar doğru.
Ayrıca ABD de siyasi ve ekonomik durumu belirleme de siyasetçilerin aktör değil,figüran olduklarını düşünüyorum.sadece işlerin hangi süreçte nasıl yürümesi planlanıyorsa ona uygun iktidarlar geliyor.Yani Obama gelecek,dünya daha barışçıl ve demokratik olacak demek hayaldir.Ama işlerin öyle görünmesi gerekiyorsa Obama ya bunları yapma fırsatı verebilirler.
Neyse komplo teorilerine dalmak istemiyorum.Temel olarak söylemek istediğim,insanların hayatlarına müdahele eden salt devlet,bürokratlar,ordu değil aynı zamanda sermaye gruplarıdır.Liberal aydınlarımızdan devlet e getirdikleri eleştiriler kadar,soros,rockefeller gibi sermaye yi siyasi güç olarak kullananlara da güçlü eleştiriler getirmelerini bekliyorum.

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
gencozkan
Ekim 20, 2008
85.105.10.101
Oylama: +0

ahmet'cim şimdi, finansal kurumlar dersinden çıktım dersi spk başkan yardımcısı cemal küçüksözen verdi. konumuz malum konu; küresel kriz... krizin neden türkiyeyi çok fazla etkilemediğinden bahsetti. gerekçelerden birisi çok ilginç ve böyle bir gerekçeye sevinebileceğim ihtimali çok çelişkili... gerekçe şu; finans piyasalarımız çok ilkel. yavv güler misin, ağlar mısın... Fannie Mae ve Freddie Mac gibi Devlet sponsorluğundaki kuruluşlarca, (ibarenin telif hakkı yayla'ya aittir) keynesyen politikaların pratiğe dönüştürülmesiyle açığa çıkan kriz, bizi neden etkilemiyor(?) çünkü çok ilkel bir piyasaya sahibiz. ben sevinmeli miyim, yoksa üzülmeli miyim karar veremedim.

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
Said Bahadır
Ekim 20, 2008
85.98.58.6
Oylama: +0

Peki neden bizi etkilemeyecekmiş hocam, bu konuda da bilgilendirsen ya bizi :) malum bir ton yatırımlarımız var, kaıtlarımız var elimizde, mağdur olmayalım sonra. :) yani ilkeliz bundan dolayı etkilenmiyecez ama neden ilkeller etkilenmeyecek, bunun bir açıklaması olmalı sanırım...

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
gencozkann
Ekim 20, 2008
85.105.10.101
Oylama: +0

yo yo yanlış anlaşıldım ben nispi etkilenmeden bahsetmiştim tabiki etkileniyoruz ve etkilenmye de devam edeceğiz... ama hiç sorma bahadırcım ben de new york'daki plazayı satacaktım ama gelgör ki emlak fiyatları malum :)

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
Said Bahadır
Ekim 20, 2008
85.98.58.6
Oylama: +0

Yahu TOKi derler bi kurum var, şimdi 100 000 tane yeni ev yapacakmış, ucuz fiyata. Türkiye'de de emlak fiyatları düşecek diyorlar, hatta böyle giderse müteahhit kalmayacak felan... bilgisi olan var mı acep? Aslında şöyle çeşitli sektörlerden yazarlarımız olsa da, her sektörün nabzını tutsak hiç de fena olmaz ama, imkan işte...

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
gencozkan
Ekim 20, 2008
85.105.10.101
Oylama: +0

aynen öyle fiyatlar düşecek... ama işte kamu yararı, kamu menfaati gibi muğlak söylemlerle popülist hükümetler bu sektörün kuyusunu kazıyor...

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
Ahmet İhsan
Ekim 20, 2008
85.98.58.6
Oylama: +0

öncelikle bahadir'a cevap vereyim. yazida derinlemesine açiklama yapmadigim için buradan devam edeyim. bir kere abd'de ortaya çikan krizin nedeni üzerinde uzlasiya varalim. bu krizin nedeni piyasayi kontrol edebilme gücünü elinde bulunduran ve en nihayetinde halktan oy toplayacaklari için halka çesitli haksiz tavizler veren, seçim propagandasi olarak kullanmak üzere halka bir nevi "bedava ekmek" dagitan siyasetçilerin piyasaya yanlis müdahalelerinden kaynaklanmistir.

somut örnek vereyim, nedir bu "bedava ekmek"ler? krizin ilk olarak çiktigi mortgage kredi sistemini ele alalim. 1997'de abd baskani olan clinton'in "Community Reinvestment Act" adli kanunuyla kredi kuruluslarinin ev kredisi verecegi kisiler arasinda ayrimcilik yapilmamasi öngörülmüstür. bu da ödeme gücü olan-olmayan herkese talep üzerine kredi verilmesi neticesini vermistir. ödeme gücü olmayanlarin aldiklari krediler geri dönmeyince para yerine kisiler evlerini bankaya vermek zorunda kalmistir. kredileri ödeyemeyip bankaya evlerini veren insan sayisi öngörülenden fazla oldugundan finans kuruluslarinin elinde para yerine konut fazlaligi ortaya çikti. dolayisiyla konut fiyatlari yariya kadar düserken finans kuruluslarinda nakit para sikintisi zuhur etti. bu da malum krizin baslamasinin asil nedenidir. zaten bu kısmı atilla yayla yazmış.

peki avrupa neden inim inim inliyor da biz rahatiz? ingiltere, fransa, almanya gibi avrupa devlerinin hepsinde sag-sol devletçi ve sosyal demokrat liderler iktidarda. bu politikacilarin da yine oy ve sözde ideolojik kaygilari piyasaya sosyal politikalarla çesitli müdahalelerine ve finans kurumlarini manipüle etmelerine neden oldu. abd'de gerçeklesenin bir benzeri ab'de de gerçeklesti. bunun dışında tüm dünya üzerinde etkisi ve kredi verebilme kredisi bulunan soros gibi çok büyük finans spekülatörleri var. bu finansörlerin abd'deki şirketlere/bankalara/finans kuruluşlarına vermiş oldukları krediler de finansörlere dönmedi veya öngörülenden geç vakitte dönecek. bu nedenle finansörler nakit sıkıntısı çekmemek için özellikle yüksek risk taşıyan günümüzdeki gibi dönemlerde avrupa'daki şirketlere daha önceden vermeyi taahhüt ettikleri kredileri veremediler. işte bu da borsada işlem gören bazı büyük holdinglerin nakit sıkıntısı çekmelerine neden oldu.

tüm bunların dışında borsada işleme tabi olan holdinglerden hisse almak, büyük holdinglere yatırım yapmak isteyen hanehalkı da abd'de başlayan krizi gözönünde bulundurarak yatırım konusunda temkinli davranmaya başladılar ve yapmak istedikleri yatırımı geri çektiler veya "ölümsüz" kabul edilen başka bazı sektörlere veya paranın reel değeri olabilecek altın gibi yatırım araçlarına yöneldiler. işte holdinglerin nakit sıkıntısı çekmelerindeki bir diğer neden de kanaatimce budur.

türkiye'de ise özkan'ın belirttiği gibi hem finans kurumları çok güçlü değil, hem de 2001'de yaşanan büyük mali krizin devleti akıllı olmaya itmesi ve bankalara olan müdahalelerini, batan bankaların kurtarılma çabalarını bir kenara bırakması faydalı oldu. bunların dışında yine mali krizin vermiş olduğu büyük ders ve kemal derviş'in etkili özelleştirme politikaları sonucu kamu açığımızın azalması, nitelikli mal üretiminde sınıf atlamamız, bu nitelikliliğin de ihracatı olumlu etkilemesi olumlu gelişmelerdi.

bütün bunlardan farklı bir yön daha var. bu da büyük yatırımcıların, finansörlerin türkiye'yi "riskli bölge" gibi görerek gerek devlete gerekse özel kesime kredi vermemeleri, yahut daha temkinli davranmaları. biz dünyanın en yüksek faizini vermemize rağmen yatırımcıları, finansörleri ülkeye çekemiyorsak bunun nedeni ülkedeki terör, militarizm, anti-demokratik yapının getirmiş olduğu büyük risktir. oysa abd'nin vermiş olduğu faiz oranı yüksekliği bırakın, negatif yönlü bir trende sahip. buna karşın güçlü demokratik yapısı, sağlam askeri gücü, dış politikadaki etkin siyasal gücü dünya finansörlerini abd'ye çekmek için yeterli bir neden. türkiye'nin kamudan kaynaklanan dış borcu abd veya ab ülkeleri gibi yüksek olmadığından, bir diğer deyişle "fakir, küçük ama onurlu" bir ülke olmamızdan ötürü krizin bizi çok fazla etkilemeyeceğini düşünüyorum.

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
gencozkan
Ekim 20, 2008
85.105.10.101
Oylama: +0

biz finasçılar amerikayı krize sokan ana nedene ninja (No Income, No Job, no Asset)kredileridiyoruz. birazcık ingilizcesi olan akıllı bir kapitalistin bu işin bir yerinde devlet garantisi yoksa bulaşmayacağını bilir.

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!
Ahmet İhsan
Ekim 20, 2008
85.98.58.6
Oylama: +0

şahin'e bir itirazım var. "bütün suçu neo-conlara, siyasilere, bürokratlara yükleyip piyasa ekonomisini sorgulamamak ne kadar doğru" diye sormuş. tamamıyla doğru bana kalırsa. tamamıyla piyasa ekonomisindeki kuralların geçerli olduğu bir ekonomide piyasa aktörleri zannedildiği gibi başkalarının etkilerinden zarar görmezler, tam aksine kendi yalışlıklarının bedelini öderler. en azından piyasadaki tüm bireyler, başkaları yüzünden zarar görmez. üstelik keynesyen mantıkla piyasaya sözde tüketicilerin veya üreticilerin yararına yapılan müdahalelerin asıl reel durumlarını iyileştirme çabası güdülen kesimin zararına işlediği ampirik olarak ispatlanmıştır. sözgelimi hükümetlerin çiftçinin durumunu iyileştirmek için buğday fiyatlarına bir altsınır-taban fiyat koyması çiftçilerin ürettikleri ürünleri satamamaları gibi kaotik bir netice doğurabilir. çiftçilerin sübvansiyonlarla desteklenmesi belki çiftçilere karşı olumlu bir adım gibi görülebilir. lakin verilen bu sübvansiyonlar da en nihayetinde işçinin, memurun cebinden çıkmaktadır. yani burada da "adalet" unsuru tartışmaya açılır.

bunların dışında engelli-yaşlı gibi sosyal geçinim gücü bulunmayanlara devletin yardım etmemesi gerektiğini söylemiyoruz ki. tam aksine devletin piyasadan ve piyasa işleyişinden elini çekmesi bu tür sosyal politikalar yapmasına imkan tanıyacaktır. milton friedman'ın deyimiyle "tutarlı bir liberal, anarşist değildir"

bunun dışında soros, rockefeller gibi finansörlerin siyasal güçlerinden dem vurmuşsun. bu kişiler, zenginliklerinden aldıkları güçle başka insanların hayatlarına yönelik olumlu-olumsuz herhangi bir müdahalede bulunuyorlarsa yargı sistemi her zaman devrededir. liberalizmin öngördüğü minimal devlet zaten devletin iç-dış güvenlik ve yargıdan oluşmaktadır. devlet eğer piyasadan elini çekerse asıl görevlerinden biri olan yargı sistemi en mükemmel şekliyle işleyecektir.

Ispik Mispik
Puu Rezil!
Super!

Yorum Ekle!
 
 
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
kucult | buyut
 

Etiketler:  mortgage krizi global kriz wagner kanunu 1929 ekonomik buhranı Friedrich August von Hayek Kemal Derviş piyasa ekonomisi kumanda mekanizmalı ekonomiler
Son Güncelleme ( Cumartesi, 18 Ekim 2008 )
 

Son Yorumlar

Kapitalizmin Kökeni (Marksist ...
Uğur'a selam, ders çalışmaya devam... Geçin olm şu dersleri artıkın..
Kapitalizmin Kökeni (Marksist ...
Bir talebenin böylesi güzel derinliği olan konularda ders notları da olsa makale yazması ve eleştirel bir yaklaşım içinde olması geleceğinin parlak olması demektir. Takdire şayan.. Tebrik...
Zalimler ve Mazlumlar
Elif hanım, bence 1915'de olan biten şeyin adı soykırım değildi. Ben buna ilber ortaylı hocanın tabiriyle mukatele diyorum. bir ikinci husus da 1915'de olan biteni izah ederken hocalı katliam...
Zalimler ve Mazlumlar
tamam merak etme dediğin videoyu bir şekilde bulur izlerim. ama beni yanlış anladın sanırım ben hiç ermeni ölmedi demiyorum. savaşdasın yıllarca beslediğin ermeni halkı sana isyan etmiş...
Hoşgörü ve Diyalog Kültürü
kesinlikle muhteşem.. keşke gazeteilerimiz ona birazbenzeseler, keşke yazarlarımızı okurken içten içe utanasam, hangi gazete olduğuna bakmaksızın...
Zalimler ve Mazlumlar
aslında olay basit, biz onları onlar da bizi kesmiş, hatta zaan zaman bu kesme işi çocukları ve kadınları kesme olayına kadar ilerlemiş... elbetteki tek suçlu ermeniler değil, biz de hiç ...
Zalimler ve Mazlumlar
ben de sana cnn'in hazırlamış olduğu "ermeni soykırımı" adlı belgeseli öneririm. tehcirdeki ermenilere yapılan işkenceleri somut karelerle gösteren bir belgesel. youtube'dan falan bazı ke...
Hoşgörü ve Diyalog Kültürü
gülay göktürk benim de ilgiyle takip ettiğim muhteşem bir yazar. görüşlerini kimseden çekinmeden dile getirmesi, her zaman her yerde doğruyu savunması gerçekten takdire şayan.
Zalimler ve Mazlumlar
yazı insanı etkiliyor evet ama ne yönde ?yapmayın arkadaşlar, gerçekten özür dilemeyi düşünen insanlara hocali katliamının videolarını izlemeyi öneririm bana bir türkün bir ermeniye ...
Zalimler ve Mazlumlar
senai demirci yi ben de takdir ettim.maalesef sayın cumhurbaşkanı soyunu sopunu bildiren bir açıklama yaptı.ne olurdu velev ki ermeniyim size ne deseydi.bu ülkede bu açılımı oy kaygısı ta...
website statistics