1. göğün, insanların hiç haberdar olmadığı yerlerinden seyrediyo bizi Dikran. Anlatıcı çocuk abartmalrına kulak asmayın iyi bir insan Dikran, öyle insanların bedenlerine girip duruyorsa olur olmaz, onların iyiliğini istediğindir.
Kötünün içine işlediği bir masal bu okuduğunuz. 50'li yıllarda, kısaca gayri müslim olarak tanımlanabilecek, doğrusu müslüman olmamak dışında ortak noktaları olmayan insanların, bir talana kurban edilmeleridir. Yaşanılan zulüm o kadar inanılmazdır ki, masal demek, yaşananları ancak aklımıza yaklaştırabilir.
Kötünün içeriğe hakim olduğu bir masal, Şimdinin dar odası. Kapalı kutu yakın tarih... Ve zulümler dolu yakın tarihin en utanç verici sahnelerinden biri yaşanır 6-7 Eylül 1955'te. Bu ülkede yaşamaktan gayet mutlu ve bu ülkede huzurlu azınlıklar -ki azınlık olmanın şartı az olmak değildir- sırf azınlık oldukları için maddi servletleriyle canları aileleri arasında terch yapmak zorunda bırakılır.
Yazar Markar Esayan, yaşananların gerçek olmamasını istediğinden midir bilmiyoruz ama, olayları 1. gökten Dikran'ın ağzından anlatıyor çoğu zaman. Masalsı dil bazen yerini alabildğine reaslist bir dile bırakıyor fakat bu okuru rahatsız edecek bir değişiklik değil...
Romanın bazı kısımlarında vicdan ciddi şekilde sorgulanıyor, Eşvak'ın bile bile çocuğun doğmasını istemesi, üstelik ikinci çocuğu istemesi okurun vicdanını meşgul edebiliyor...
Ya da Dikran ve Filomen'in yakınlığını sorgularken romanın geri kalanında beklenen yakınlaşmayla ilgili hiçbir gelişme olmayınca önyargılar, ahlak kurallarının yerini işgal ettiklerini belli ediyorlar. Oysa Filomen'in istediği sadece eskisine sahip olmakmış diyip, başına gelenlerin ardında yazarın art niyetini arayabiliyorsunuz. Ama bilmelisiniz ki tüm bunları yazan, tarihin en anlamsız talanına şahit olmanın ağırlığı taşırken yazıyor okuduğunuz satırları, haksızlığa olan itirazını insani bir yolla -yazarak- dillendiriyor.
Şayet vicdan sahibi ise okur, insanların sırf Ermeni ya da Rum olduğu için, açgözlü insanların ucuz hırslarına kurban gitmelerine, devletin temel ödevinin dışına çıkarak tüm bunlara göz yummasına ses çıkarmak istiyor. Romanı okuduktan sonra, biliyor olmanın lanetli ağırlığına teslim olamamak için okuduklarının kurgu olmasını diliyor fakat biliyor ki bu ülkede azınlık olmanın kötülüğünü bilen biri bu kadar kötüyü romanına, kurguya renk katmak için eklemez. Gerçeğin bu denli göz önüne serilebilmesinin tek nedeni yaşanmış olmasıdır.
Tarihin öznelliğine teslim olmuş kitlelere bir fısıldama Şimdinin dar odası. Biraz eğilmek ve dikkatlice dinlemek gerekiyor anlamak için yazarın derdini. Ortada bir yara kaşıma değil; hâlâ kanayan bir yarayı, üstelik alışılan ve varlığından kimilerinin gurur duyduğu bir yarayı pansuman çabası var. Ve okur vicdanının sesine kulak verdiğinde neden sorusuna cevap aramayı ödev edinebilecektir.
O gün, bu fısıltı kulaktan kulağa yayılmak zorunda olamayacak.
Şimdinin dar odasına hoş geldiniz.




Kafe
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook









Hüseyin Kalaycı: “Kürt Sorunu Bir Milliyetçilik Sorunudur”
Anlamak isteyenler için ders niteliğinde bir röportaj olmuş, ancak anlamamakta direnen bu milyonl...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
YZMAYAYIM DİYORUM AMA DURAMADIM KURANDAN AYETLERLE ÖRNEK VERMİŞSSİN AYETLERE BİŞE DİYCEK HALİMİZ...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
ONLARA YAZMA SEN GÜZEL CEVAPLAMISSIN AMA CEVAP TA VERME ÇÜNKÜ CEM YILMAZINDA DEDİĞİ GİBİ ''ANLAMA...
Fethullah Gülen ve İsrail’in Otoritesi
HASEDİNDEN ÇATIR ÇATIR ÇATLIYON KARDEŞİM BEN BUNA ÜZÜLÜYORUM BEKLİYOLARKİ FETULLAH GÜLEN Bİ HATA ...