Türkiye'nin en önemli sorunlarının başında demokratikleşme gelir. "Devlet-ulus" üzerine kurulu yapının neden olduğu sorunlar ertelenip çözümlenmediği için birikip yığıldı. Şimdi hepsi bir bir baş ağrıtıyor, peş peşe gündeme geliyor: Kürt sorunu, Alevi sorunu, Ermeni sorunu, azınlıklar sorunu, Romanlar sorunu vs…
Bu sorunların içersinde en "ağır" ve "köşeli" olanı "Kürt Sorunu"dur. Çünkü Kürt sorunu tüm sorunların anasıdır. Ve ne hikmetse, sanki "sorunu" yaratan Kürtlermiş gibi, hep "Kürt Sorunu" deniliyor veya demekteyiz. Aslında "sorun" olan veya "sorunu" yaratan Kürtler değil, bu "sorunu" yaratanlar Kürtlerin doğuştan gelen haklarına "yasak" koyanlardır. İşin acı yanı, Kürtler "olayın" mağduru olmalarına karşın, "olayın" suçlusu gibi gösterilmekte ve çok kişi de buna gerçekten inanmaktadır. Doğrudur. Bir Kürt "meselesi" vardır. Ama dediğim gibi, bu "sorunu" Kürtler yaratmadı. Yıllardır, hem Kürtlerin varlığı ve hem de dilleri yok sayıldı. Varlıkları inkâr edildi. Görmemezlikten gelindi. Yetmezmiş gibi, baskı ve zulüm gördü. Binlerce insanımız öldü/öldürüldü, sakat kaldı, yerinden yurdundan oldu. Ekonomik kaynaklarımız boş yere heba edildi. Akıllara ziyan olaylar yaşandı.
Devamını oku...