Zannederim batılılaşma meselesi cumhuriyet tarihi boyunca, hatta daha evvelden; Tanzimat’tan beri memlekette tartışılagelen bir sorundur. Kimisi der ki “Batının fennini, tekniğini değil de ahlaksızlığını aldık, yani battık.” Kimisi de der ki “Batıyı bil a kayd ü şart, her şeyiyle almalıyız.” Cemil Meriç ise özellikle İslam’ın lezzetini aldıktan sonra (Balzac, Lamennais gibi birkaç isim müstesna) mürekkebinin son damlasına kadar batıya lanet okur. Peyami Safa da Cemil Meriç’e yakın bir çizgidedir bu konuda.
Peyami Safa Türk düşünce tarihinin, Türk edebiyat tarihinin mihenk taşlarındandır. Geçirdiği sıkıntılı hayatı, ciddi hastalıkları onu tabiri caizse pişirmiştir. Romanlaştırmıştır yaşadıklarını... Romanlarındaki karakterlerde ideolojileri, düşünce akımlarını şahıslaştırmıştır. Özellikle Doğu-Batı meselesine eğilmiştir eserlerinde. “Matmazel Noralya’nın Koltuğu” kitabı ile mistisizme yönelmiştir. Yazar eserlerinde yaptığı psikolojik tahlillerle, karakterlerinin halet-i ruhiyatını okuyucuya hissettirmesiyle her edebiyatsevere müthiş bir keyif, müthiş bir okuma hazzı verir. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” bu konuda bir başyapıttır.




Kafe 


1. göğün, insanların hiç haberdar olmadığı yerlerinden seyrediyo bizi Dikran. Anlatıcı çocuk abartmalrına kulak asmayın iyi bir insan Dikran, öyle insanların bedenlerine girip duruyorsa olur olmaz, onların iyiliğini istediğindir.
Yaz tatillerini anımsamak ne zordur değil mi? Oysa yaz tatilleri anılarından oluşan bir roman yazmak isterseniz, unutmak üzere yaşadığınız bir çok şeyi hatırlamak zor unda kalacaksınızdır. Mehmet Açar tam olarak bu çabaya girişmiş "Çok Uzaklarda Bir Yaz"da.
"Nereye bir ad verilmişse, bir sebebi olduğu için o ad oraya verilmiştir. Dünyada sebepsiz verilmiş hiçbir ad yoktur" İmâmî
Şiir soyludur. Geçmişi çok eskilere dayanır. Eski Roma ve Yunan'da seçkin bir yeri vardı. İslâm öncesi Arabistan'da ise, şiir çok gelişkin olup, aristokrasiye özgü bir ayrıcalık sayılırdı. Özellikle Mekke kentinde şiir yarışmaları düzenlenir ve yarışmayı kazanan ilk yedi şiir Kâbe'nin duvarına asılırdı. Müslümanlığın ortaya çıkışı sürecinde de bu gelenek devam etmiştir. İslâmi düşüncenin egemen oluşuyla bu geleneğe son verilmiş, ama şiir Müslümanlıkta bir savaşım (cihâd) aracı olarak hep kullanılmıştır, asla küçümsenmemiştir.
Nişanyan: “Türkiye’de Egemen Sınıf Müdür Bey ve Albayımdır”
sizi büyük bir haranlıkla takip ediyorumm, acık sözlü olmanız cok hos
Sistem Sorgusu V: Bürokrat Partiden Kemalist Partiye
Umarım bugün bütün nev-i beşerin onun 90 senedir firavun-heykeli (sfenks) gibi durduğu noktaya ge...
Nişanyan: “Türkiye’de Egemen Sınıf Müdür Bey ve Albayımdır”
çok makara bir adam :)özellikle kürtlerle ilgili gelecek öngörüleri kafa bulmak için söylemiş gib...
Nişanyan: “Türkiye’de Egemen Sınıf Müdür Bey ve Albayımdır”
hep yeni bir şeyler söyler sevan bey. bu yüzden onun yazıları veya söyleşileriyle karşılaştığımda...