LiberAlem

kapak180

Facebook Sayfamız

Sponsor Reklam

fatih-harbiyeZannederim batılılaşma meselesi cumhuriyet tarihi boyunca, hatta daha evvelden; Tanzimat’tan beri memlekette tartışılagelen bir sorundur. Kimisi der ki “Batının fennini, tekniğini değil de ahlaksızlığını aldık, yani battık.” Kimisi de der ki “Batıyı bil a kayd ü şart, her şeyiyle almalıyız.” Cemil Meriç ise özellikle İslam’ın lezzetini aldıktan sonra (Balzac, Lamennais gibi birkaç isim müstesna) mürekkebinin son damlasına kadar batıya lanet okur. Peyami Safa da Cemil Meriç’e yakın bir çizgidedir bu konuda.

Peyami Safa Türk düşünce tarihinin, Türk edebiyat tarihinin mihenk taşlarındandır. Geçirdiği sıkıntılı hayatı, ciddi hastalıkları onu tabiri caizse pişirmiştir. Romanlaştırmıştır yaşadıklarını... Romanlarındaki karakterlerde ideolojileri, düşünce akımlarını şahıslaştırmıştır. Özellikle Doğu-Batı meselesine eğilmiştir eserlerinde. “Matmazel Noralya’nın Koltuğu” kitabı ile mistisizme yönelmiştir. Yazar eserlerinde yaptığı psikolojik tahlillerle, karakterlerinin halet-i ruhiyatını okuyucuya hissettirmesiyle her edebiyatsevere müthiş bir keyif, müthiş bir okuma hazzı verir. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” bu konuda bir başyapıttır.

Devamını oku...

simdinin-dar-odasi1. göğün, insanların hiç haberdar olmadığı yerlerinden seyrediyo bizi Dikran. Anlatıcı çocuk abartmalrına kulak asmayın iyi bir insan Dikran, öyle insanların bedenlerine girip duruyorsa olur olmaz, onların iyiliğini istediğindir.

Kötünün içine işlediği bir masal bu okuduğunuz. 50'li yıllarda, kısaca gayri müslim olarak tanımlanabilecek, doğrusu müslüman olmamak dışında ortak noktaları olmayan insanların, bir talana kurban edilmeleridir. Yaşanılan zulüm o kadar inanılmazdır ki, masal demek, yaşananları ancak aklımıza yaklaştırabilir.

Kötünün içeriğe hakim olduğu bir masal, Şimdinin dar odası. Kapalı kutu yakın tarih... Ve zulümler dolu yakın tarihin en utanç verici sahnelerinden biri yaşanır 6-7 Eylül 1955'te. Bu ülkede yaşamaktan gayet mutlu ve bu ülkede huzurlu azınlıklar -ki azınlık olmanın şartı az olmak değildir- sırf azınlık oldukları için maddi servletleriyle canları aileleri arasında terch yapmak zorunda bırakılır.

Yazar Markar Esayan, yaşananların gerçek olmamasını istediğinden midir bilmiyoruz ama, olayları 1. gökten Dikran'ın ağzından anlatıyor çoğu zaman. Masalsı dil bazen yerini alabildğine reaslist bir dile bırakıyor fakat bu okuru rahatsız edecek bir değişiklik değil...

Devamını oku...

cok_uzaklarda_bir_yazYaz tatillerini anımsamak ne zordur değil mi? Oysa yaz tatilleri anılarından oluşan bir roman yazmak isterseniz, unutmak üzere yaşadığınız bir çok şeyi hatırlamak zor unda kalacaksınızdır. Mehmet Açar tam olarak bu çabaya girişmiş "Çok Uzaklarda Bir Yaz"da.

Bir de yaşanan bu yaz tatillerinin ülkenin en karışık olduğu dönemlerde yaşandığını eklersek, hatırlama işinin ne kadar külfetli bir eylem haline gelebileceğini tahmin edebilisiniz...

Devamını oku...

adiniarayancografya"Nereye bir ad verilmişse, bir sebebi olduğu için o ad oraya verilmiştir. Dünyada sebepsiz verilmiş hiçbir ad yoktur" İmâmî

Bir coğrafya adını arıyor…

Bir halk kimliğinin geri verilmesini istiyor…

Türkiye çok hızlı, inişli çıkışlı bir süreçten geçiyor…

Bu sürece denk gelen okuduğum bir kitaba dair bazı şeyleri ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitabın adı: Adını Arayan Coğrafya(*), Yazarı: İbrahim Sediyani.

Devamını oku...

ocak_siirleriŞiir soyludur. Geçmişi çok eskilere dayanır. Eski Roma ve Yunan'da seçkin bir yeri vardı. İslâm öncesi Arabistan'da ise, şiir çok gelişkin olup, aristokrasiye özgü bir ayrıcalık sayılırdı. Özellikle Mekke kentinde şiir yarışmaları düzenlenir ve yarışmayı kazanan ilk yedi şiir Kâbe'nin duvarına asılırdı. Müslümanlığın ortaya çıkışı sürecinde de bu gelenek devam etmiştir. İslâmi düşüncenin egemen oluşuyla bu geleneğe son verilmiş, ama şiir Müslümanlıkta bir savaşım (cihâd) aracı olarak hep kullanılmıştır, asla küçümsenmemiştir.

Devamını oku...