
3H(Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü) Hareketi, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’dan on dört farklı üniversiteden öğrencilerin katılımıyla 24 Nisan 2010 tarihinde Diyarbakır’da organize ettiği “Demokratik Açılımın Parametreleri” konulu çalıştay sonucunda aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmayı uygun bulmuştur:
1. Otuz yıldan beri sürmekte olan çatışma ortamı her gün Kürtlerle Türkler arasına husumet duvarları örmektedir. Bu durum, ülkede yaşayan Kürt kökenli insanları çok boyutlu olarak mağdur ederken, Türkler’de de Kürtlere karşı önyargıların oluşmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan sorunun çözüm yolunun bu çatışma sorunun acilen çözülmesinden geçtiği bilinmelidir. Bu sorunun şiddet yoluyla çözülmeyeceği artık bilinen bir gerçektir. Buradan hareketle daha fazla kan dökülmeden soruna barışçıl çözümler üretilebilmesinin önü açılmalıdır.
2. Bir sorunun çözülebilmesi için önce o sorunun tanımının net olarak yapılabilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda “Kürt Sorunu”nun tanımı yapılırken muhatap grubun tabanına inilmesi hayati önem arz etmektedir. Bütün Kürt aydınları, Kürt STK’ları ve kanaat önderlerinin fikirleri alınarak sorunun ne olduğunun doğru anlaşılması ve taleplerin netleştirilmesi gerekir.
3. Hükümet tarafından başlatılan demokratik açılım programı, bölgede büyük bir umut ve heyecan uyandırmıştır. Ancak programın başlamasından bu yana somut adımların atılmaması ve öteden beri sürdürülen politikaların devam etmekte olduğuna ilişkin imajın uyandırılması gibi hususlar halkta uyanan umut ve heyecanı söndürmektedir. Bu bakımdan artık acilen somut adımların atılarak demokratik açılımın içeriğinin doldurulması ve yol haritasının somutlaştırılması gerekir. Çözümün öncüsü olan hükümetin, açılımın muhatabına sunulanları netleştirmesi önemli bir adım olacaktır.
4. Bölgenin ekonomik kalkınması büyük önem arz etmektedir. Var olan işsizlik ve istihdam sorunlarını bir takım yardımlarla çözmenin orta ve uzun vadede mümkün olamayacağı bir gerçektir. Bu bakımdan bölgenin yatırım imkanlarının da devreye sokularak bölgede bir yatırım seferberliğinin harekete geçirilmesi gerekir.
5. Dünyamız çok kültürlü ve çok kimlikli bir toplum yapısına sahiptir. Günümüz normlarına göre farklılık ve çeşitlilik bir tehdit değil, aksine bir zenginliktir. Demokrasinin çeşitlilikten beslendiği unutulmamalıdır. Bu gerçekten hareketle Kürtçe ve yurdumuzda konuşulan diğer ana diller üzerindeki her tür engelin kaldırılarak bu dilleri konuşan insanlarımızın ana dillerini öğrenmeleri, öğretmeleri, gelecek kuşaklara aktarmaları ve kullanmaları sağlanmalıdır.
6. Partilerin kapatılması ülkemizin ciddi siyasi sorunlarından birini oluşturmaktadır. Bu aynı zamanda sivil iradenin bürokratik irade karşısında ikinci konumda kalmasına yol açmaktadır. Buradan hareketle siyasi partilerin bu denli kolay ve basit nedenlerle kapatılmasını önleyen mekanizmalar geliştirmek gerekir.
7. Ülkemizde ciddi bir temsil adaleti sorunu bulunmaktadır. Bu da mevcut baraj sisteminin yanı sıra partilerin hakkaniyetli bir biçimde kamu kaynaklarından yararlanamıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan temsilde adalet mekanizmasını geliştirmek için barajın kaldırılması ve her partiye adaletli biçimde kamu kaynaklarından yararlanma imkanın sağlanması gerekir.
8. Gerek Kürt sorununun çözülmesi sürecinde, gerekse bölgeye yönelik diğer hizmetlerin geliştirilmesi sürecinde bölge insanının ve onları temsil eden sivil toplum örgütlerinin devreye sokulması büyük bir öneme sahiptir. Bölge insanının katılımıyla sorunlara daha sağlıklı ve optimal neşterler vurulabilir.
9. Gerek Kürt sorunu, gerekse bölgeye yönelik olarak atılan adımların desteklenmesi ve sahiplenilmesi büyük öneme sahiptir. Bu aynı zamanda atılacak adımları cesaretlendirici ve teşvik edici olacaktır. Buradan hareketle bölgeyi gerek siyasi, gerekse sivil toplum düzeyinde temsil eden aktörlerin geliştirilen olumlu politikaların yanında durması ve hatta öncü rol alması gerekir.
10. Bölgenin gerek ulusal düzeyde gerekse uluslar arası düzeyde takdiminde medyanın rolü son derece önemlidir. Ne var ki medya bölgeyle ilgili genel olarak olumsuz gelişmeleri ve konuları haber yapmakta, böylece bölge dışındaki insanların bölgeye karşı ön yargılar geliştirmesine yol açmaktadır. Medyanın bölgedeki gelişmelere doğru ve şeffaf biçimde ayna tutması büyük önem taşımaktadır.
11.Ülkemizde yaşamakta olan Kürt sorunu sadece politik aktörlerin çözeceği bir sorun değildir. Sivil toplum kuruluşlarına bu bağlamda büyük görevler düşmektedir. Özellikle genç kuşakların ve genç kitlelere ait sivil toplum örgütlerinin bölge insanıyla karşılıklı faaliyetlerde bulunarak toplumsal kaynaşma, yardımlaşma ve dayanışma duygusunun gelişmesinde rol oynaması gerekir. Gençlerin bu yönde yapacakları çalışmalar kamu kurumları, belediyeler, iş dünyası ve aydınlar tarafından desteklenmelidir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
3H Hareketi





Kafe
Twitter
Del.icio.us
Reddit
StumbleUpon
Yahoo
Technorati
Googlize this
Facebook








