Ermeni Konferansı düzenleyenlere “Arkamızdan hançerliyorlar” dedi, bir şey yapmadınız. Yerel seçimlerde halkın oylarıyla seçim kazanan Kürt halkının temsilcilerine “Bunlar Iğdır’ı da aldılar. Ermenistan sınırına dayandılar”, dedi, duymazlıktan geldiniz. “Nijerya’daki Nijeryalılara Türkçe öğrettik, Hakkâri’deki Hakkârililere Türkçe öğretemedik”, dedi, kafanızı başka tarafa çevirdiniz. Şimdi de Ankara OSTİM’de işadamlarıyla yaptığı bir toplantıda “Sadece Ermeni terörü de değil, Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var, bunlar kan kardeşidir. O devreden çekildi, işi bu tarafa verdiler. Zaten, özür dilerim, bir kısım teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şeyi ifade ediyor demektir. Yani bu, bir rivayet falan değil, biz kimin ne olduğunu iyi biliyoruz",dedi.

Devamını oku...

setudSosyal Etüdler Derneği (SETÜD) Yönetim kurulu referandum ve demokratik açılım ile ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada, anayasa değişikliğinin yeterli olmamakla birlikte iyi bir başlangıç olduğuna dikkat çekildi. Demokratik, insan haklarına saygılı, inanç ve ifade özgürlüğünü savunan, hukukun üstünlüğünü ve evrensel hukuk ilkelerini önceleyen ve bu ilkeler doğrultusunda bir toplum inşa etmeyi amaç edindikleri belirtilen açıklamda şu görüşlere yer verildi:

Devamını oku...

etha-20100725-inegl._extBursa’nın İnegöl ilçesinde Kürt yurttaşlara yapılan linç girişiminin planlı ve örgütlü olduğuna dair çok sayıda kanıt var. Aynı gün MHP lideri Bahçeli İnegöl’de bir miting yapıyor. O mitingin bitiminde Ülkü Ocakları’na bağlı kişiler yollardaki güvenlik kameralarını tahrip ediyorlar. Aynı grup bir Kürt minibüs şoförünün yolunu kesip “bir daha buradan geçmeyeceksin” diye tehdit ediyor. Akşam saatlerinde ise Kürtlere ait ev ve işyerlerine kalabalık gruplar saldırıyor. Polis ve belediye araçları ateşe veriliyor. Saldırganların arasında kalan bir gazeteci bir kışkırtıcının telefon konuşmasına şahit oluyor:

Devamını oku...

İsrail’in, dün gece sadece sivillerden oluşan yardım konvoyuna vahşi bir şekilde saldırması, tüm dünyanın vicdanını derinden yaralamıştır. Bu saldırının ardından 19 kişinin öldüğü belirtilmektedir. Bunun adı resmen katliamdır. Yola her türlü olanaktan muhtaç kişilere yardım amacıyla çıkan silahsız kişilere orantısız güç kullanan İsrail Devleti’nin, terörist bir mantıkla yönetildiği bu katliamla birlikte tescillenmiştir.
İsrail, siyasal tarihinin en ırkçı hükümeti tarafından yönetilmektedir. Son yıllarda Türkiye ve İsrail’in arasında artan gerilimin başrolünde de, bu faşist yönetim zihniyetin olduğu açıktır. Bu hükümetin, derhal görevinden ayrılması ve tarih boyunca barışçıl bir düzlemde ilerleyen İsrail-Türkiye ilişkilerinin bir grup barbar yüzünden ebedi bir düşmanlığa dönüşmemesi en büyük dileğimizdir.
Türkiyeli vatandaşların bu zorbalığa karşı duyarsız kalması elbette ki mümkün değildir. Yalnız bu vahşi zihniyete karşı verilecek tepkilerin de milliyetçi veya anti-semitist bir forma dönüşmemesi, ülkemizde yaşayan masum yahudi vatandaş ve ziyaretçilerinin kendilerini güvende hissetmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Tepki vermekte haklıyız. Ama tepkilerimizle haksız duruma düşmemeliyiz. Terörün her türlüsünü lanetlemeliyiz. Devletlerin de terörörist olabileceğini unutmamalı fakat mazlum insanların masum duyguları ile oynayarak terörü meşru bir araç haline getiren radikal hareketlerin de amacına uygun taşkınlıklarda da bulunmamalıyız. Şiddeti lanetlerken, karşı şiddete başvurmamak gerektiğini unutmamalıyız.
Her ne olursa olsun, İsrail’in bu saldırısının hiç bir vicdani ve hukuki gerekçesi olamaz. İsrail’e sert yaptırımlarda bulunmak, küresel barış taraftarı her ülke için bir zorunluluk teşkil etmektedir. Başta Birleşmiş Milletler üyesi devletler olmak üzere tüm uluslararası güçlerin bu saldırıyı kınaması ve İsrail’e karşı net bir tavır alması en büyük temennimizdir.
Kamuoyuna Duyurulur
3H Hareketi
PeaceInPalestineİsrail’in, dün gece sadece sivillerden oluşan yardım konvoyuna vahşi bir şekilde saldırması, tüm dünyanın vicdanını derinden yaralamıştır. Bu saldırının ardından 19 kişinin öldüğü belirtilmektedir. Bunun adı resmen katliamdır. Yola her türlü olanaktan muhtaç kişilere yardım amacıyla çıkan silahsız kişilere orantısız güç kullanan İsrail Devleti’nin, terörist bir mantıkla yönetildiği bu katliamla birlikte tescillenmiştir.
İsrail, siyasal tarihinin en ırkçı hükümeti tarafından yönetilmektedir. Son yıllarda Türkiye ve İsrail’in arasında artan gerilimin başrolünde de, bu faşist yönetim zihniyetin olduğu açıktır. Bu hükümetin, derhal görevinden ayrılması ve tarih boyunca barışçıl bir düzlemde ilerleyen İsrail-Türkiye ilişkilerinin bir grup barbar yüzünden ebedi bir düşmanlığa dönüşmemesi en büyük dileğimizdir.
Türkiyeli vatandaşların bu zorbalığa karşı duyarsız kalması elbette ki mümkün değildir. Yalnız bu vahşi zihniyete karşı verilecek tepkilerin de milliyetçi veya anti-semitist bir forma dönüşmemesi, ülkemizde yaşayan masum yahudi vatandaş ve ziyaretçilerinin kendilerini güvende hissetmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Tepki vermekte haklıyız. Ama tepkilerimizle haksız duruma düşmemeliyiz. Terörün her türlüsünü lanetlemeliyiz. Devletlerin de terörörist olabileceğini unutmamalı fakat mazlum insanların masum duyguları ile oynayarak terörü meşru bir araç haline getiren radikal hareketlerin de amacına uygun taşkınlıklarda da bulunmamalıyız. Şiddeti lanetlerken, karşı şiddete başvurmamak gerektiğini unutmamalıyız.
Her ne olursa olsun, İsrail’in bu saldırısının hiç bir vicdani ve hukuki gerekçesi olamaz. İsrail’e sert yaptırımlarda bulunmak, küresel barış taraftarı her ülke için bir zorunluluk teşkil etmektedir. Başta Birleşmiş Milletler üyesi devletler olmak üzere tüm uluslararası güçlerin bu saldırıyı kınaması ve İsrail’e karşı net bir tavır alması en büyük temennimizdir.
Kamuoyuna Duyurulur
3H Hareketi
3h-osman-baydemir-ziyareti

3H(Hürriyet, Hukuk, Hoşgörü) Hareketi, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’dan on dört farklı üniversiteden öğrencilerin katılımıyla 24 Nisan 2010 tarihinde Diyarbakır’da organize ettiği “Demokratik Açılımın Parametreleri” konulu çalıştay sonucunda aşağıdaki hususları kamuoyu ile paylaşmayı uygun bulmuştur:

1. Otuz yıldan beri sürmekte olan çatışma ortamı her gün Kürtlerle Türkler arasına husumet duvarları örmektedir. Bu durum, ülkede yaşayan Kürt kökenli insanları çok boyutlu olarak mağdur ederken, Türkler’de de Kürtlere karşı önyargıların oluşmasına yol açmaktadır. Bu bakımdan sorunun çözüm yolunun bu çatışma sorunun acilen çözülmesinden geçtiği bilinmelidir. Bu sorunun şiddet yoluyla çözülmeyeceği artık bilinen bir gerçektir. Buradan hareketle daha fazla kan dökülmeden soruna barışçıl çözümler üretilebilmesinin önü açılmalıdır.

Devamını oku...